Ana içeriğe geç
Sözlük

zarar ile cümle

zarar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Olayda kimse zarar görmemiştir ve Ekinci İtalya'da mahkûm edilmiştir.Kukaan ei vahingoittunut kaappauksen yhteydessä, ja Italian viranomaiset vangitsivat Ekincitin.
Meyve bahçelerinde zarar yaratabilir.Puutarhoissa ne saattavat aiheuttaa vahinkoja.
İnsan için zararları yoktur.Ihmiselle haittoja ei ole todettu.
Zararı yok etmek, fayda sağlamaktan iyidir.Väärin tehty suolaliuos on enemmän haitaksi kuin hyödyksi.
1830'da, Mısır kuvvetleri yöneten İbrahim Paşa kaleye bazı zararlar verdi.Vuonna 1830 Ibrahim Pashan johtamien ottomaanien retkikunta teki hieman vaurioita linnaan.
Bazı türleri zararlıların biyolojik mücadelesinde kullanılır.Eräitä loispistiäisiä käytetään hyväksi biologisessa torjunnassa.
11 Eylül saldırıları sırasında kompleks ağır zarar görmüştür.Kadun läntinen pää vaurioitui pahoin syyskuun 11. päivän iskuissa.
Yağmacılar ve kuraldışı kazılar minare çevresindeki arkeolojik alanı büyük zarara uğratmıştır.Ryöstelijät ja laittomat kaivaukset ovat olleet myös ongelmana ympäröivällä arkeologisella alueella.
Böylece zararın önüne geçilmesi sağlanır.Niin pyritään välttämään vahinkoja.
Ozon tabakası da Dünya'yı zararlı ultraviyole ışınlardan korur.Otsoni suojaa Maata haitalliselta ultraviolettisäteilyltä.
Rehine zarar görmeden kurtuldu.Keisari selvisi vammoitta.
Birçok pestisit insanlar için de zararlıdır.Sikarinsavu on haitallista myös muille ihmisille.
Genel olarak mastürbasyon zararsızdır.Pahoinvointi on yleensä vaaratonta.
Ardından da Meryem’in yakınlarına zarar vermeye başlar.Maria joutui pian Mikaelin äidin sukulaisten Saltykovien juonittelujen uhriksi.
Zarar yüz milyonları buldu.Aineelliset vahingot nousivat satoihin miljooniin.
Bu da evliliğine zarar veriyordu.Se merkitsi myös hänen avioliittonsa loppua.
Bu saldırı ile, dünya ekonomisine milyarlarca dolarlık zarar verdiği bilinmektedir.Valitettavasti maksoimme tästä tiedosta miljardeja dollareita.”
Eyaletteki toplam zarar küçüktü ve kimse hayatını kaybetmedi.Asunnon pienuudesta tehtiin hyve, eikä hukkatilaa saanut olla.
1991 yılında bir kişi heykele çekiçle saldırmış, durdurulmadan önce de sol ayak parmaklarına zarar vermiştir.Vuonna 1991 italialainen maalari vaurioitti patsaan vasemman jalan varvasta vasaralla.
Bir parça zarar görse bile Renji kolayca onu ayırıp Zabimaru'yu tekrar oluşturur.Jos joku palanen vahingoittuu, Renji voi yksinkertaisesti vain purkaa Zabimarun osiin ja uudistaa sen.
Artık kirli ve zararlı insanlar için yerin altında bir tünel hazırlanmışdır.Kaupungin keskusta on rakennettu alavalle ja suoperäiselle maalle.
Bugün, daha fazla ileriye gidebilirlerdi ve bölüm şimdi ona zararsız gözükmektedir.Niiden alueella pääsi aikaisemmin kulkemaan vapaasti, mutta nykyisin alue on suljettu ja se aiotaan purkaa.
Felaket sonrasında ülkenin turizm endüstrisi de büyük zarar görmüştür.Samoin maan talous ja infrastruktuuri tuhoutui taas pahan kerran.
Madde 5 Yasa sadece topluma zarar verebilecek eylemleri yasaklar.Lailla ei saa kieltää muita kuin yhteiskunnalle vahingollisia toimintoja.
Acele edin, yoksa beyin zarının zarar görme ihtimali var" demişti.Tästä juontuukin sanonta: "Ensin vesi, sitten happo, muuten tulee käteen rakko."
Pas hastalığı çok çeşitli zararlara yol açar.Sidekudossairaus aiheuttaa erilaisia toimintahäiriöitä.
En büyük zarar Zhugqu ilçesinde meydana geldi.Suurimmat vahingot ovat kohdanneet uzbekkien omaisuutta.
Bu yangın, büyük maddi zarar verdi.Mellakat aiheuttivat suuret taloudelliset vahingot.
Aşırı aydınlık canlılara zarar vermektedir.Saastunut hengitysilma on haitallista ihmisille.
Kargaşadan dolayı çıkan yangınlar kente büyük zarar verdi.Seurannut tulipalo aiheutti merkittäviä vahinkoja kaupungintalolle.
Tom, nadiren Jerryi yemek için yakalamıştır, sadece ona zarar vermeye çalışır.Tomin jahdatessa Jerryä väkivalta yltyy yleensä varsin voimakkaaksi.
Elektrik akımından kaynaklı en ciddi zararlar elektrik çarpmalarıdır.Tavallisimpia ongelmia sähkönlaadussa ovat sähkökatkokset.
Hafif zarar görmesi halüsinasyonlara sebep olur.Tällainen aistieristys aiheuttaa hallusinaatioita.
Bu bağlama şekline bir ağırlık eklenir böylece sadece kollara değil bacak ve kalçayada zarar verilir.Ne ovat ruumiinosiemme jatkeita, joiden avulla voimme tehdä enemmän kuin pelkillä käsillämme ja jaloillamme.
Bunların çoğu zararsızdır; meyveler ve diğer yiyeceklere tat verir.Ne ovat kaikkiruokaisia, ja syövät etenkin hedelmiä ja hyönteisiä.
Maaşların ödenmesinin gecikmesi hâlinde size de, bize de zarar geleceğini bilirsiniz.Kunhan saadaan ne korvaukset maksetuiksi, niin sen jälkeen kai saadaan itsekin jotain.
Çoğu örümcek ısırığı zararsızdır ve ilkyardım gerektirmeyecektir.Perhosten suuosat ovat surkastuneet, eivätkä ne käy kukilla.
Rastgele kullanıldığında zararlı olur.Lisäksi se on helposti hoidettavissa, jos se on haitallinen.
Hastaya hiçbir zararı yoktur.Hoito on potilaalle maksutonta.
Beynin geri kalanı da tedaviden zarar görebilir.Muuna hoitona voi olla haavauman leikkaus.
Çok hızlı çoğalır ve zararlı ot olarak kabul edilir.Se on vähenemässä melko nopeasti ja on luokiteltu silmälläpidettäväksi.
DNA'nın zarar görmesi ise hücreleri öldürmektedir.Jos DNA-vaurioita sattuisi hyvin usein, solujen toiminta estyisi.
Gelgit barajları doğaya zararlı değildir.Rakennekynnet eivät suoranaisesti vahingoita luonnonkynttä.
Sonunda Peter ve Chris aralarını düzeltir ve golf topları ile arabalara zarar verir.Chris ja Robert kiistelevät, kumpi sukeltaa sammuttamaan koneet.
Sadece bir kelime bir kişiye zarar verebilir.Yksi sana voi vahingoittaa ihmistä.
Don ürünlere çok zarar verdi.Halla vahingoitti kovasti satoa.
Küçük çocuklara zarar vermeyin.Μην βλάπτετε τα μικρά παιδιά.
Madde 5 Yasa sadece topluma zarar verebilecek eylemleri yasaklar.Άρθρο 5 - Ο νόμος μπορεί να απαγορεύσει μόνο ό,τι είναι επιζήμιο για την κοινωνία.
Kişinin saygısız ve zararlı bir davranışın hedefi olmasıyla başlar.Αρχίζει όταν ένα άτομο γίνεται ο στόχος μιας ασεβής και επιβλαβής συμπεριφοράς.
Hastaya hiçbir zararı yoktur.Ο ασθενής δεν πάσχει.
Meyve bahçelerinde zarar yaratabilir.Μπορούν να προκαλέσουν ζημιές σε οπωροφόρα δέντρα.
Rüzgarın olmaması Doria'nın zararınaydı.Η έλλειψη ανέμου δεν ήταν προς όφελος του Ντόρια.
Açık yerlerde yürürken kimseye zarar vermeyin.Όταν περπατάτε σε ανοιχτό επικράτεια, μην κόβετε κανέναν.
Yahudi yapıları da zarar gördü.Διέπρεψε επίσης στις εβραϊκές σπουδές.
Evcil hayvanlara büyük zarar verebilirler.Και στα κατοικίδια ζώα μπορούν να προκαλούν σημαντικά προβλήματα.
Bu risalenin içeriğ zararlı görülerek Türkiye’ye girişi yasaklandı.Γι' αυτή τη σκηνή η προβολή της ταινίας απαγορεύτηκε στην Τουρκία.
Bunun yanında termik santralin çevreye verdiği zararlar hala tartışılmaktadır.Ωστόσο, τα οφέλη του προσθέτου ακτινοθεραπεία είναι αμφιλεγόμενες.
Hiçbiri zarar görmedi ve kaybolmadı.Δεν θα βλάψουμε ούτε θα ζημιώσουμε κανέναν.
Bu mallara zarar veren kişiler ölüm cezası ile cezalandırılırdı.Οι οποιοιδήποτε αμφισβητίες θα τιμωρούνταν με θάνατο.
Genelde zararsız ve uysaldırlar.Τις περισσότερες φορές είναι υπερτονισμένες και φανταστικές.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod