zarar ile cümle
zarar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
1909 yılında şehrin büyük bir kısmı çıkan bir yangında zarar görmüştür.1909 року в місті трапилася велика пожежа, в якій згоріло кілька центральних кварталів.
1921 yılında Reichswehr'e zarar vermekle suçlandı ve 300 Mark para cezasıyla cezalandırıldı.У 1921 році Ґросса звинуватили в образі німецької армії й оштрафували на 300 німецьких марок.
Bu dosyalar bilgisayar solucanı veya virüs gibi zararlı içerikler içerebilir.Ці файли зазвичай містять шкідливий контент, такий як комп'ютерні черв'яки або віруси.
Çünkü bu durumun sonucunda meydana gelen iç savaşlar ülkeye büyük zarar vermişti.Наслідки громадянської війни опинилися жахливими для країни.
Evlere ve eşyalara verilen zarar oldukça büyüktü .На зведення та оздоблення будинку були витрачені великі кошти.
Rusya tarafı ise iddiaları ABD-Rusya ilişkilerine zarar verme amaçlı olduğunu belirterek yalanladı.Росіян звинувачують у змові з метою обдурити Сполучені Штати.
Tom, nadiren Jerryi yemek için yakalamıştır, sadece ona zarar vermeye çalışır.Том намагається проявити увагу до кішечки, а Джеррі йому усіляко заважає.
Önemli bir meyve zararlısıdır.Є цінним харчовим продуктом.
İnsan ya da insandışı olsun hiçbir hayvana zarar gelmemesi için gereken bütün önlemleri almak.Уживати всіх можливих запобіжних заходів, щоб не заподіяти шкоди людям і тваринам.
Daha sonra yapılan bazı araştırmalar depremin zarara yol açmasını sağlayan etkenleri ortaya çıkardı.Події переносяться на декілька років назад, щоб показати, що саме призвело до катастрофи.
Gelişen isyan, Haziran ayında İrvin'de İskoç soyluların İngiliz koşullarını kabulü ile önemli bir zarar gördü.В червні португальська міліція завдала серйозної шкоди іспанським лініям постачання.
Daha sonra Christine kendisine zarar veren bu gençleri öldürmüştür.Пізніше Альтаїр убив тих, хто винен у її смерті.
Küçük çocuklara zarar vermeyin.Neubližujte malým dětem.
Dördüncü Bölüm: Nezikin ("Zararlar").Oddíl čtvrtý: Nezikin („Škody“).
Endonezya en ağır zararı alan ülkeydi, onu Sri Lanka, Hindistan ve Tayland izledi.Nejhůře zasaženou zemí byla Indonésie, následované Srí Lankou, Indií a Thajskem.
Amucalar da bu yeni politikadan zarar gördüler.Také Amudžové viděli újmu v této nové politice.
Meyve bahçelerinde zarar yaratabilir.Na ovocných plantážích mohou škodit.
Kadın ertesi sabah, çobanlar tarafından zarar görmemiş bir hâlde bulunur.Další ráno byla nalezena nezraněná místními pastevci.
İsrail'e başka hiçbir ulus bu kadar zarar vermemiştir.Ty nezpůsobily v Izraeli žádné škody.
1556: Deprem şehire zarar verdi.1551: požár zpustošil celé město.
Yaklaşık 50 ev zarar gördü.Voda poškodila asi 25 domů.
H360F Üremeye zarar verebilir.H360F: Může poškodit reprodukční schopnost.
18'inci yüzyılda Batı tıp dünyasında masturbasyon genel olarak sağlık açısından zararlı kabul edilirdi.Od 18. století do 30. let 20. století byla masturbace medicínou západních zemí obecně považována za škodlivou.
Bu yasalar: 1. Yasa, Bir robot bir insana zarar veremez.Tyto modifikované zákony zní: Robot nesmí ublížit člověku.
Bunun dışında zararsızdırlar.Jinak byli neškodní.
Zararlı ve tehlikelidirler.Ozbrojené a nebezpečné.
Hayvanlara zarar verir.Je špatné ubližovat zvířatům.
Kişinin verdiği zararı karşılaması, yani tazmin etmesi istenir.Komu jsem ublížil, ať mi odpustí.
Fairbank'ın cezaevindeki yaşam koşulları, sağlığına büyük zarar vermişti.Vazba ve věznici na Pankráci mu podlomila zdraví.
Bazen zarar verebilirler.Někdy mohou být uštěkané.
İnsan ve hayvan sağlığı için zararlı hastalıkların taşıyıcılığı nispeten daha azdır.Způsobují závažnější i méně závažná onemocnění zvířat a lidí.
İlaçlardan birinin zararsız, diğerinin zehirli olduğunu söyler.Jedna z nich je neškodná, druhá otrávená.
Şiddet, kalıcı fiziksel zarar veya ölümle de sonuçlabilir.Nesprávné použití může způsobit trvalé poškození zdraví nebo i smrt.
Kimseye zarar verilmemelidir.Nesnese, aby bylo komukoliv ubližováno.
Çiçek bahçelerinde özellikle kökleri kemirerek zarar verirler.Ve sklenících poškozují hlavně květiny.
Bu savaşta siviller de zarar gördü.Válka způsobila i civilní oběti.
Ayrıca 2050 ev ise kısmen zarar görmüştü.V roce 1945 byla chata částečně zbourána.
Bu zararlı ışınların filtrelenmesi yeterli olur.Vhodné je ozařování ultrafialovými paprsky.
Pek çok gemi de kötü bir şekilde zarar görmüştü.Obě lodě byly mírně poškozené.
Saldırıda onlarca araç ve çevredeki birçok de ev zarar görmüştür.Exploze poškodila desítky domů a zaparkovaných automobilů v okolí.
Köylüye herhangi bir zarar vermemişlerdir.Rolníci přece neprovedli nic špatného!
Oysa prusik düğümün aynı durumda herhangi bir zararı bulunmaz.Fyzický popis čupakabry není ve všech svědectvích stejný.
O da zararlıysa, onu da yapmaz.A taky zničený, nelhal jsem.
H201 Patlayıcı; kütlesel patlama zararı.Nuclear Blast . (anglicky) HammerFall.
H302 Yutulması halinde zararlıdır.H302: Zdraví škodlivý při požití.
Kişinin saygısız ve zararlı bir davranışın hedefi olmasıyla başlar.V případě důvěryhodného a škodlivého procesu jsou provedeny odpovídající kroky.
Bu mallara zarar veren kişiler ölüm cezası ile cezalandırılırdı.Zvíře s takovýmto zraněním je odsouzeno k smrti.
Erken dönemdeki zararı önemlidir.Včasná diagnóza je velmi důležitá.
Kalın bağırsak zarar görmüş veya yangılıysa su emilmesi engellenir ve sulu dışkı meydana gelir.Spočívá v tom, že kyčelní kloub a kloubní jamka do sebe nepřesně zapadají anebo nejsou zcela vyvinuty.
Bu zarar genç fidanlarda gelişmeyi engeller.Choroba způsobuje netvárný růst mladých borovic.
0- Bir robot insanlığa zarar veremez veya hareketsiz kalarak insanlığın zarar görmesine izin veremez.Ten říká: 1) Robot nesmí ublížit člověku nebo svou nečinností dopustit, aby bylo člověku ublíženo.
Daha ziyade zararsızdır.V úhrnu převážně neškodná.
Zarar yüz milyonları buldu.Škoda půjde do desítek milionů.
Bu sırada mührünün yarısı zarar görür.Téměř polovina plodů zemře v děloze.
1711 yılında şehir yine yangından zarar gördü.V roce 1761 opět postihlo město obrovský požár.
Bu yüzden belirsizlik zararsızdır fakat göreceli parçacıklar için öyle değildir.Vzhled ale není to jediné, co je na nich výjimečného.
Çoğunlukla da zarar ederler.Ale většinou mu jen škodí.
Tapınak II. Dünya Savaşı sırasında Tokyo Bombardımanı'nda ağır zarar gördü.Velká část byla těžce poškozena během spojeneckého bombardování Tokia za druhé světové války.
Bu reaksiyon faydalı veya zararlı olabilir.Mohou být prospěšní nebo nebezpeční.
İçmeyi bırakmış alkoliklerden oluşan bu grup, insanları alkolün zararlarıyla korkutmaya çalışıyordu.Skupina byla založena bývalými pijany, kteří se pokoušeli odrazovat občany od konzumace alkoholu.