Hamilelik sırasında kullanılmasının bebeğe zarar verdiği bilinmektedir.Vissa anser att detta hämmar barnet i dess utveckling.
Orman ağaçları için zararlıdır.Undviker dock skogar.
Küçük çocuklara zarar vermeyin.Не ображайте маленьких дітей.
Bilgisayar herhangi bir zarar almamış ve hâlâ çalışmaya devam etmektedir.Комп'ютер не був пошкоджений і все ще залишається в робочому стані.
1888'deki büyük yangın parkın büyük kısmını yok etmiş birçok çalı ve ağaç ağır zarar görmüştür.У 1888 році велика пожежа знищила більшу частину парку і багато кущів і дерев були сильно пошкоджені.
Yaklaşık 42,500 bomba 300 kişinin ölümüne ve binaların % 85 zarar vermesine neden oldu.Близько 42500 бомб убило 300 людей і пошкодило 85% будинків, але місто швидко відбудувалося.
Hiçbiri zarar görmedi ve kaybolmadı.Дивним чином жоден з них не був пошкоджений і не загубився.
Ateşten zarar görmez.Не отримує шкоди від вогню.
Meyve bahçelerinde zarar yaratabilir.Можуть здійснювати нальоти на фруктові сади.
11 Eylül 2001'de bina Dünya Ticaret Merkezi'nin çökmesi sonucu oluşan enkazdan zarar gördü.11 вересня 2001 року будівля була пошкоджена падаючими уламками Північної вежі торгового центру.
Arkadaşlarına örnek olmaya çalışır, düşmana acımasız zararlar verirdi.Був прикладом для друзів, наносив потужний удар по ворогам.
461 yılındaki büyük yangında liman büyük zarar gördü.У пожежі 1046 року будівля була сильно пошкоджена.
Savaşta, ülke milyarlarca dolar zarara uğramıştır.Економіці країни завдано шкоди на 2 мільярди доларів США.
Gerçi bu kaza sonrasında hiç kimse yaralanmadı, fakat trenin motoru şiddetli bir şekilde zarar gördü.При цьому гребля не постраждала, але машинний зал зазнав пошкоджень.
Her bir insan hücresinde günde 500 baz yükseltgeyici zarar görür.За деякими оцінками у кожній клітині людини близько 500 основ пошкоджуються окислюючими сполуками щодня.
Açık yerlerde yürürken kimseye zarar vermeyin.Перебуваючи на відкритій території, не заважайте нікому.
Aslında pek zararlı olmadığı halde görüntüsü insanlarda paniğe neden olur.Може навіть, хоча й необов'язково, спалахнути паніка.
Kimseye zarar verilmemelidir.Нікого не може поранити.
Bana zarar veremezsin.Я тобі зла не зроблю.
Cahillere oturup kalkmak fayda değil zarar verir.А не зійти з розуму і не опуститися допомагає гумор.
Hafif zarar görmesi halüsinasyonlara sebep olur.Потиличні ураження може спричинити візуальні галюцинації.
Vaughn hastaneye kaldırılır ameliyat olur fakat iç organları çok fazla zarar görmüştür.Стів виживає, але його організм отримав великі пошкодження.
Gimli'nin baltası bu tasmadan zarar gördü.Проте заколоти яничар завадили цьому.
Bu hayvanlarda ince bağırsakta yaşar, hayvana zarar vermez.Тут мускус добувають гуманним способом, не травмуючи тварини.
Midilli batarken, Yavuz Sultan Selim gemisi ise büyük zarar gördü.«Міділі» затонув, а «Явуз Султан Селім» було сильно пошкоджено.
Zarar 22 milyon ruble civarındaydı.Загальні збитки — понад 22 млн крб.
O Lorraine'i partiye götürecektir, ardından da zarar vermeye çalışacaktır.Приводить Естер на вечірку, після чого намагається її зґвалтувати.
Fairbank'ın cezaevindeki yaşam koşulları, sağlığına büyük zarar vermişti.Перебування у львівській в'язниці погано вплинуло на його здоров'я.
Genelde zararsız ve uysaldırlar.Зазвичай поводиться грубо та недружно.
Arama sırasında zarar gören olmadı.Пошкоджень перевірка не виявила.
Görünüşü korkunç olsa da tamamen zararsız bir türdür.Хоча оцтова матка не апетитна на вигляд, вона абсолютно нешкідлива.
Patlamalar, tapınağa ciddi biçimde zarar vermiştir.Особливо сильно пошкоджено сам храм Ціму.
Kilise büyük ölçüde yıkıldı ve zarar görmüş olan kubbe de daha sonra çöktü.Церква мала опасання, яке було пізніше знищене.
Birinci Dünya Savaşı zamanında şirket zarar etti.Під час Першої світової війни завод занепав.
"'Siz memleketinizi çok sevmek ama zarar vermek'".(«Я повинна любити свого батька, чи не так?»).
Jace, kontrol mührüne zarar aldığında ancak Sebastian'ın etkisinden kurtulabilmektedir.Здатна повертати Гатса в нормальний стан якщо він втрачає контроль над Зброєю Берсерка.
Zarar 400 bin TL olarak açıklandi.Заворушення вчинили збитки розміром приблизно 400 000 фунтів.
Hızlı ürer ayrıca zararlı otların gelişmesini engeller.Рослина також приносить користь запобігаючи подальшій руйнації еродованих малопотужних ґрунтів.
Morötesi ışınım ise, DNA yapısına zarar vermek suretiyle mutasyonlara neden olur.Пошкодження радіацією ДНК викликає мутації.
Bu zarar genç fidanlarda gelişmeyi engeller.При цьому не наносять шкоди молодим рослинам.
Bu işlemin hastaya hiçbir zararı söz konusu değildir.Монстри в цьому режимі не завдають ніякої шкоди.
Bu tehlikeli ve zarar vericidir.Пам'ятайте, це небезпечно і незручно.
Sergi 1943 yılında yangın bombalarından zarar gördü.У 1943 році споруда постраждала від пожежі.
1909 yılında şehrin büyük bir kısmı çıkan bir yangında zarar görmüştür.1909 року в місті трапилася велика пожежа, в якій згоріло кілька центральних кварталів.
1921 yılında Reichswehr'e zarar vermekle suçlandı ve 300 Mark para cezasıyla cezalandırıldı.У 1921 році Ґросса звинуватили в образі німецької армії й оштрафували на 300 німецьких марок.
Bu dosyalar bilgisayar solucanı veya virüs gibi zararlı içerikler içerebilir.Ці файли зазвичай містять шкідливий контент, такий як комп'ютерні черв'яки або віруси.
Çünkü bu durumun sonucunda meydana gelen iç savaşlar ülkeye büyük zarar vermişti.Наслідки громадянської війни опинилися жахливими для країни.
Evlere ve eşyalara verilen zarar oldukça büyüktü .На зведення та оздоблення будинку були витрачені великі кошти.
Rusya tarafı ise iddiaları ABD-Rusya ilişkilerine zarar verme amaçlı olduğunu belirterek yalanladı.Росіян звинувачують у змові з метою обдурити Сполучені Штати.
Tom, nadiren Jerryi yemek için yakalamıştır, sadece ona zarar vermeye çalışır.Том намагається проявити увагу до кішечки, а Джеррі йому усіляко заважає.
Önemli bir meyve zararlısıdır.Є цінним харчовим продуктом.
İnsan ya da insandışı olsun hiçbir hayvana zarar gelmemesi için gereken bütün önlemleri almak.Уживати всіх можливих запобіжних заходів, щоб не заподіяти шкоди людям і тваринам.
Daha sonra yapılan bazı araştırmalar depremin zarara yol açmasını sağlayan etkenleri ortaya çıkardı.Події переносяться на декілька років назад, щоб показати, що саме призвело до катастрофи.
Gelişen isyan, Haziran ayında İrvin'de İskoç soyluların İngiliz koşullarını kabulü ile önemli bir zarar gördü.В червні португальська міліція завдала серйозної шкоди іспанським лініям постачання.
Daha sonra Christine kendisine zarar veren bu gençleri öldürmüştür.Пізніше Альтаїр убив тих, хто винен у її смерті.
Küçük çocuklara zarar vermeyin.Neubližujte malým dětem.
Endonezya en ağır zararı alan ülkeydi, onu Sri Lanka, Hindistan ve Tayland izledi.Nejhůře zasaženou zemí byla Indonésie, následované Srí Lankou, Indií a Thajskem.
Amucalar da bu yeni politikadan zarar gördüler.Také Amudžové viděli újmu v této nové politice.
Meyve bahçelerinde zarar yaratabilir.Na ovocných plantážích mohou škodit.
Kadın ertesi sabah, çobanlar tarafından zarar görmemiş bir hâlde bulunur.Další ráno byla nalezena nezraněná místními pastevci.