Ana içeriğe geç
Sözlük

zarar ile cümle

zarar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kendine zarar verici davranışlardan kaçınmaz.Powstrzymywać się od złego seksualnego prowadzenia się.
O da zararlıysa, onu da yapmaz.Jeśli ona to zniosła, to i ja wytrzymam!
Avustralya'da birçok tarım ürününe zarar vermektedir.Na terenie Argentyny uprawia się liczne odmiany winogron.
Kasırganın neden olduğu en büyük can kaybı ve maddi zarar, New Orleans'ta meydana geldi.Największe zniszczenia, huragan spowodował na Haiti.
Bu yöntem, kemoterapinin zararlarından kaçınmada oldukça etkilidir.Leki te nie są skuteczne w leczeniu wymiotów spowodowanych chemioterapią.
Cahillere oturup kalkmak fayda değil zarar verir.Tarzanie się w błocie również pomaga uniknąć przegrzania.
İnsanlara zarar vermez, hatta yardımcı olur.Występujący w niej bogowie nie pomagają ani nie szkodzą ludziom.
Rüzgarın olmaması Doria'nın zararınaydı.Słaby wiatr nie sprzyjał Dorii.
Volkanın 500 üzerinde ölüm meydana geldi ve yerleşmeler büyük zarara uğradı.W efekcie wybuchu zginęło ponad 150 ludzi, zaś cerkiew została poważnie uszkodzona.
Canavar daha fazla zarar ama sonunda Gaston hayatı için dua disarm.Odjuret skadas ytterligare men avväpnar till slut Gaston som ber för sitt liv.
Bugün, daha fazla ileriye gidebilirlerdi ve bölüm şimdi ona zararsız gözükmektedir.Idag hade de gått mycket längre och för honom ses det idag som harmlöst.
Bu proteinlerden çoğu insanlar için zararsızdır ancak bazıları toksindir.Många av dessa proteiner är harmlösa för människor medan andra är livsfarliga toxiner.
15 Ocak 1934'te Bihar'da meydana gelen bir deprem çok büyük yaşam kaybına ve zarara yol açtı.Den 15 januari 1934 drabbade en jordbävning Bihar och orsakade omfattande förödelse och många dödsoffer.
Son yıllarda kaçak avlanma ve Kongo İç Savaşı, vahşi yaşam nüfusuna ciddi şekilde zarar vermiştir.På senare år har tjuvskytte och inbördeskriget hårt drabbat parkens viltbestånd.
Tom, nadiren Jerryi yemek için yakalamıştır, sadece ona zarar vermeye çalışır.Tom försöker oftast fånga Jerry för att äta upp honom.
Cadı: Yerden iskeletler çıkararak hem karşı tarafa zarar verir, hem kendini korur.Gog och Magog stör ordningen och sår fördärv på jorden.
İnsanlara zarar verirler.Drabbar människor.
Ayrıca şehir 1939 ve 1992 depremlerinde oldukça zarar görmüştür.Staden har skadats svårt av ett flertal jordbävningar, till exempel 1939 och 2010.
Ama zararsızdır.Han är dock oskadd.
Çeşitli dönemlerde çıkan yangınlarda büyük zarar görmesine rağmen defalarca restore edilmiştir.Sågen drabbades v flera stor eldsvådor men byggdes upp igen.
Gimli'nin baltası bu tasmadan zarar gördü.Namnet Gimle har vållat bry.
Ramireziler kumları kazmaz ve bitkilere zarar vermezler.Det är en saprofyt och den skadar inte växterna.
Aynı zamanda Lana da zarar gördü.Även detta företag gick dock illa.
Fakat annesi hiçbir zarar görmeden fidye karşılığında altı hafta sonra serbest bırakıldı.Hon släpptes dock oskadd sex veckor senare efter att en lösesumma betalats.
Bu sebeple bu hayvanlar bazı yerlerde zararlı hayvan olarak kabul görür.På andra håll anses de istället vara skadedjur.
Elindeki çakmakla zifiri karanlıkta zarar görmeden ilerleyebilir.Annars hinner man inte till sitt läger innan mörkret.
Rusya Baltık Filosu Muhu adasından geri çekilmiş ve büyük zarar görmüştir.Den ryska Östersjöflottan var till slut tvungen att dra sig tillbaka från Moonsund efter stora förluster.
1426'da Memlüklüler tarafından şehrin yağmalanması sırasında büyük zarar görmüştür.1419 skadades staden svårt i samband med husiterkrigen.
Bu savaşta siviller de zarar gördü.Och inbördeskriget drabbar till slut även dem.
Küçük çocuklara zarar vermeyin.Ej att förväxla med De unga.
Fazla yağıştan zarar görmez.Den bör inte utsättas för mycket regn.
Yağmacılar ve kuraldışı kazılar minare çevresindeki arkeolojik alanı büyük zarara uğratmıştır.Nedskräpning och illegala utgrävningar har också förstört omgivningarna runt minareten.
3. Dereceden Deprem Kuşağı : Sarsıntıların az zararla geçtiği alanlardır.Klass 3R Gränsfall för vad som skadar ögat.
Bunların az miktarları ciddi zarara veya ölüme sebep olur.Följden av detta kan innebär svåra skador eller död.
Kilise büyük ölçüde yıkıldı ve zarar görmüş olan kubbe de daha sonra çöktü.Kyrkan ödelades till stora delar och även muren kan då ha fått omfattande skador.
Bazı yakın kasabalar da depremden zarar gördü.Staden drabbas även av jordbävningar.
Bazı durumlarda ise uzun vadede etkilerin yararlı mı zararlı mı olacağı tam olarak bilinememektedir.Det är okänt huruvida ketos har några negativa effekter på lång sikt.
Metil iyodür, doğal olarak oluşan bir maddedir ve ozon tabakasına zarar verici özellikleri yoktur.Lin är ett naturmaterial, som inte har någon som helst skadlig miljöpåverkan.
11 Mart 2011: Oluşan deprem ve tsunamiden sonra 3 iletim hattı zarar gördü.11 mars 2011 drabbades området av en större jordbävning med efterföljande tsunami.
Hiçbir silah tarafından zarar görmemektedir.Inget känt vapen kunde skada det.
Tropikal kuşaklarda yerel bitki örtüsüne zarar veren işgalci türlerin başındadır.Inom släktet finns exempelvis arter som är användbara för växtfärgning.
Söz konusu lanet iç organlara zarar vermektedir.Syran har positiv inverkan på matsmältningsorganen.
Böylece zararın önüne geçilmesi sağlanır.Detta har betydelse för hur man ska behandla skadan.
Ağrısızdır, çünkü bütün sinirler zarar görmüştür.Symtomen beror på vilka nerver som är drabbade.
Zarar vermeye çalışan insanlar olabilir.Gods som kan riskera att skadas.
Hatta bazen zararlı olabilir.Och ibland kan han vara rädd.
İğne yapraklı ağaçlarda da zarar yapmaktadır.De attraheras också av brandskadade träd.
Otuz Yıl Savaşları sırasında şehir yağmalandı ve zarar gördü.Under trettioåriga kriget skadades staden svårt.
Bir tür öcüyü andıran karakoncolos pek dehşetengiz sayılmaz ve zararsız olduğuna inanılır.Tobaksrökning är av många ansett som haram eftersom det är skadligt och luktar illa.
1812'de kentin önemli bir kısmı bir yangında zarar gördü.År 1852 förstördes stora delar av staden i en brand.
Aynı zamanda bu ayrımlar örgütsel ilişkilere de zarar verebilir.Utbrytningar kan även ske inom organisationer.
Hurricane kasırgaları periyodik olarak ekonomiye ciddi ölçüde zarar vermektedir.Deflation ses vanligtvis som skadligt för ekonomin i sin helhet.
Şehir 28 Mayıs 1995 tarihinde meydana gelen depremde ağır zarar görmüştür.Provinsen drabbades av en svår jordbävning i maj 2008.
Genellikle burun epiteline zarar vermez.I allmänhet skadas inte näsepitlet.
Ayrıca ekosistemin elemanlarına zarar verir.I naturen tillhör de ekosystemens nedbrytare.
Çok iştahlı olan bu tırtıllar ağaçlara büyük zararlar verebilirler.Rätt skötta kunde dessa ängar ge stora skördar.
Bu işlemin hastaya hiçbir zararı söz konusu değildir.Det är ointressant om patientens lidande upphör.
Kendisine göre tıbbın ilk kuralı “Primum non nocere” (Önce zarar verme!) ilkesidir.Primum non nocere - vårdgivaren ska inte skada patienten (primum non nocere).
Tüm türler zararsız sayılsalar da zehirleri çok iyi araştırılmamıştır.Alla arter är troligen ofarliga för människor, men deras gift har inte studerats mycket.
Patlamalar, tapınağa ciddi biçimde zarar vermiştir.Branden orsakade stora skador på turbinbyggnaden.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod