Gimli'nin baltası bu tasmadan zarar gördü.Het wapen van Giessendam is daardoor komen te vervallen.
Ana madde: Taliban Taliban'ın güçlenmesi, Amerikan askerleri ve onların müttefiklerine zarar veriyordu.De tactiek van de Taliban was vooral om zich verborgen te houden voor de Amerikanen en haar bondgenoten.
Zararlarının salgın hâle geçmesine çok defa insan sebep olur.Mensen kunnen de ziekte meerdere malen oplopen.
Zararlı ve tehlikelidirler.Sterk en gevaarlijk.
Patlamalar, tapınağa ciddi biçimde zarar vermiştir.De tempel werd ernstig beschadigd.
Hiçbir silah tarafından zarar görmemektedir.Hij gebruikt geen wapens.
Mahajanga, 2004 yılında yaşanan şiddetli fırtınalarda Komorlar ile birlikte önemli oranda zarar görmüştür.In 2004 heeft de orkaan Jeanne hier veel slachtoffers gemaakt.
Bu, engele daha az zarar verir.Dit maakte het netwerk minder kwetsbaar.
Genellikle burun epiteline zarar vermez.Doorgaans wordt daarbij geen schade toegebracht aan het neusepitheel.
Zarara maruz kalan ağaçlar kısa zamanda ölürler.Bomen die te veel schors hebben verloren, kunnen doodgaan.
Artık kirli ve zararlı insanlar için yerin altında bir tünel hazırlanmışdır.De plant komt voor op vochtige, beschaduwde gronden.
Hatta bazen zararlı olabilir.Soms is het zelfs nuttig.
1780-1784 yılları arasındaki Dördüncü İngiltere-Hollanda Savaşı Hollanda'nın ticaretine büyük bir zarar verdi.De vierde Engelse oorlog (1780-1784) had grote gevolgen voor Nederland.
Savaşta, ülke milyarlarca dolar zarara uğramıştır.Zo leed de overheid bij dit project een miljardenverlies.
Gerçi bu kaza sonrasında hiç kimse yaralanmadı, fakat trenin motoru şiddetli bir şekilde zarar gördü.Niemand raakte gewond, maar de neus van het vliegtuig was zwaar beschadigd.
Her üç saldırı da büyük maddi zararla sonuçlandı.Tevens veroorzaakten enkele botsingen grote materiële schade.
Bebeğimin üzerine çok titriyordum ve bir şekilde zarar görmesinden çok korkuyordum.""Ik heb maar één zoon en was bang dat hij zou neerstorten."
16. yüzyılda Imjin Savaşı sırasında kısmen zarar görmüş olup daha sonradan yeniden inşa edilmiştir.Tijdens de Tachtigjarige Oorlog is de molen verwoest en later weer herbouwd.
Artık varlığımız kulübe zarar veriyor."Op deze manier houdt de club voor mij op te bestaan."
Dolunun zaman zaman çevreye zararı olduğu görülmüştür.Het houtvochtgehalte past zich in de loop van de tijd aan naar de omgeving.
Şehir 28 Mayıs 1995 tarihinde meydana gelen depremde ağır zarar görmüştür.De stad had zwaar te lijden onder de aardbeving van 12 mei 2008.
Kalbe ve beyne verilen zarar daha ölümcüldür.Het brein en het hart zijn hiervoor extra gevoelig.
Ani sıcaklık değişimleri balıklar için zararlıdır.Deze uitvoer is echter gevoelig voor de verandering van de visprijzen.
Bu bloklar binalara zarar vermiştir.Deze deed aanpassingen aan de gebouwen.
Truva atları, ilgi çekici görünen ama aslında aldatmaya yönelik zararlı dosyalardır.Het dilemma van de walvisvaarders is aan de ene kant begrijpelijk, maar toch laakbaar.
Bu arada şehir depremler ve Etna Dağı volkanından zaman zaman zarar etti.In het verleden is de stad meermalen getroffen door aardbevingen en vulkaanuitbarstingen.
Ateşten zarar görmez.Het vuur doofde niet.
Gelişen isyan, Haziran ayında İrvin'de İskoç soyluların İngiliz koşullarını kabulü ile önemli bir zarar gördü.De opstand leek te stoppen toen de hoge Schotse adel zich onderwierp aan de Engelsen in Irvine in juli.
Chartres Katedrali, Fransız Devrimi sırasında ne yağmalanmış ne de büyük bir zarar görmüştür.Andere zilveren voorwerpen uit de abdij geraakten verloren of vernield tijdens de Franse Revolutie.
Parktaki hayvanlara ve bitkilere zarar vermek veya rahatsız etmek yasaktır.Verstoring van dieren en planten is eveneens verboden.
Mağazalara ve bankalara zarar verildi.Banken en pandhuizen werden leeggeroofd.
Thripidae : Bitki zararlısı türlerin çoğu bu familyadadır.Chrysopinae; de meeste soorten behoren tot deze groep.
Çeşitli dönemlerde çıkan yangınlarda büyük zarar görmesine rağmen defalarca restore edilmiştir.Het werd echter diverse malen door brand verwoest en herbouwd.
Ne iletişim kurulacak bir mülk sahibi vardı, ne de ödenecek zararın hesabı belliydi.Geen enkele vorm van graaien en grijpen en geen enkele vorm van onterechte bestraffing liet hij onbeproefd."
Bunları bölgedeki Venedik filosu takip ettiyse de bir zarar verememişti.Indien de bemanning van de USS Vincennes het systeem gevolgd had, was het incident niet gebeurd.
Kendisine, çalışanlarına ve genelde tüm evrene zararlıdır.Hij heeft het beste voor met iedereen maar werkt zichzelf en het bedrijf vaak in de nesten.
Beynin geri kalanı da tedaviden zarar görebilir.De reflex kan ook door medicijngebruik negatief worden beïnvloed.
Bu sebeple bu hayvanlar bazı yerlerde zararlı hayvan olarak kabul görür.Deze dieren worden, waar ze voorkomen, als erg nuttig gezien.
Eğer düşman yeterince zarara uğratılırsa beyaz bayrak çekip teslim olabilir.Na overleg met zijn officieren werd de witte vlag van overgave gehesen.
Fakat bu kopmalar, o dönemde Gırgır'a büyük bir zarar vermediler.Toen er in die verlengingen niet gescoord werd, volgde er een strafschoppenreeks.
Microdalgalar ciddi zarar verebilirler.Microgolven kunnen ernstig schadelijk zijn.
Ozon tabakasına zarar veren kimyasal maddeleri yasaklama niyetinde değilmisiniz?Bent u niet van plan de chemische middelen die de ozonlaag aantasten te verbieden?
Ne yararı olur ne zararı.Baat 't niet, dan schaadt het ook niet.
Bir kötünün yedi mahalleye zararı vardır.Eén rotte appel in de mand maakt al het fruit te schand.
Bir kötünün yedi mahalleye zararı vardır.Een vuile adem besmet 't reine glas.
O tamamen zararsız.Het is geheel ongevaarlijk.
Elbiselerine zarar verdi.Hij heeft zijn kleren beschadigd.
Fazla açgözlülük zarar getirir.Die het onderste uit de kan wil hebben, krijgt het lid op de neus.
Sigara içmek sağlığınıza zarar verir.Roken schaadt uw gezondheid.
Çocuklarını da onlar zarar görmesin diye bırakmışlardır.Odciągnęła synów na bok i zabroniła przyprowadzania.
Bina 2002'de büyük bir sel sonucunda zarar gördü ve arşiv malzemelerinin çoğu tahrip oldu.Budynek został zniszczony przez powódź w 2002, a większość materiałów archiwalnych została zniszczona.
İsrail yönetimi, Şalit’e bir zarar gelmesi durumunda, “Gök kubbenin yıkılacağı” tehdidinde bulundu.Tymczasem przedstawiciele izraelskich władz zagrozili, iż „niebo runie”, jeżeli Szalitowi stanie się krzywda.
Geliştiricileri yazılımın kullanımından kaynaklanan olası zararlardan dolayı sorumlu tutulamaz.Autorzy nie ponoszą odpowiedzialności za jakiekolwiek szkody wynikające z jego użytkowania.
Geri kalan planörler zarar görmeden iniş yaptı.Pozostałe szybowce wylądowały bez uszkodzeń.
11 Eylül saldırıları sırasında kompleks ağır zarar görmüştür.Budynek został poważnie uszkodzony w zamachach z 11 września.
Müze 1992-1995 yılları arasındaki savaşta büyük zarar gördü.Budynek uległ wielu uszkodzeniom w trakcie wojny 1992-1995.
Reparo: Zarar görmüş veya kırılmış nesneleri düzeltmek için kullanılır.Opis: naprawia zepsute lub zniszczone przedmioty.
Saygısızlık gördükleri zaman da o insana zarar verebilirler.Kiedy ludzie oddalają się od niego, widzi ich jako zmniejszające się postacie.
Genellikle burun epiteline zarar vermez.Zazwyczaj nie następuje uszkodzenie tkanki nabłonkowej nosa.
Patlamalar, tapınağa ciddi biçimde zarar vermiştir.W wyniku eksplozji świątynia doznała poważnych uszkodzeń.