Ana içeriğe geç
Sözlük

zarar ile cümle

zarar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bunun yanında termik santralin çevreye verdiği zararlar hala tartışılmaktadır.Eles também concluíram que o caso de toracotomia de emergência no trauma contuso permanece discutível.
Bu gibi deterjanlar bulaşıkları ve bulaşık makinesine zarar verebilir.A água dura pode causar depósitos de calcite em caldeiras, máquinas de lavar e canos.
Bazı durumlarda ise uzun vadede etkilerin yararlı mı zararlı mı olacağı tam olarak bilinememektedir.Não é claro se a vacina se torna mais ou menos eficaz no decorrer do tempo.
Düşmanlarının daha çok zarar görmesini sağlar.Basicamente dá-lhe uma melhor possibilidade de ferir inimigos.
Her üç saldırı da büyük maddi zararla sonuçlandı.Cada um deles sobreviveu a tremendos acidentes na Terra.
Çocukların kullandığı makasların uçları köreltilerek kullanan kişiye zarar vermesi engellenmiştir.Ela o interroga sobre as crianças que foram sequestradas com bonecas deixadas em seu lugar.
Gelgit barajları doğaya zararlı değildir.Grilos são inofensivos aos seres humanos.
Sonuçta damadını tanımamaktadır ve kızını kaybetmekten ve onun zarar görmesinden çok korkmaktadır.Ou seja ela não pára de se lembrar do seu amado e sente-se muito triste.
Bu akınlar esnasında şehre büyük ölçüde zarar verilmiş.Durante a guerra, a cidade ficou bastante danificada.
Aynı zamanda Lana da zarar gördü.Tal como Er, Onã também é morto.
Got güçler şehir surlarına zarar veremedi ve geri çekildi.Os tervíngios foram incapazes de invadir as muralhas da cidade e retiraram-se.
Açık yerlerde yürürken kimseye zarar vermeyin.Ao andar em território aberto, não perturbe ninguém.
Şehir 28 Mayıs 1995 tarihinde meydana gelen depremde ağır zarar görmüştür.A cidade sofreu grandes danos durante o terremoto de 14 de maio de 1970.
İnsan ya da insandışı olsun hiçbir hayvana zarar gelmemesi için gereken bütün önlemleri almak.Tomar todas as precauções necessárias para não causar danos a animais humanos e não-humanos.
Oradan Kütahya'ya indiler ama malı alıp şehre zarar vermediler.Os mouros ainda cercaram Toledo, mas não lhes foi possível tomar a cidade.
En çok zarar gören alanlar, Merkez ve Banaz ilçeleridir.Os sectores que mais chamam a atenção são a comunicação e o sistema financeiro.
Bu hayvanlarda ince bağırsakta yaşar, hayvana zarar vermez.A maioria das espécies vive no solo e não é prejudicial para os humanos.
Bu tip ortamlarda uzun süre yaşamanın insan sağlığına zararlı etkileri olduğu belirtilmiştir.Foi também demonstrado que pode sobreviver durante várias semanas sobre pele humana saudável.
Dolunun zaman zaman çevreye zararı olduğu görülmüştür.Desde então têm a impressão de estar completamente cercados.
Oysa büyücüler, Allah'ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler.Bij de Varden zijn er niet veel magiërs.
Düşmanlarının daha çok zarar görmesini sağlar.Vijanden brengen meer schade toe.
Hayvanlara zarar verir.Schade aan dieren zelf.
Özgürlük, başka birine zarar vermeyen her şeyi yapabilmekte düğümlenmektedir.De vrijheid bestaat daaruit, alles te kunnen doen wat een ander niet schaadt.
Evlere ve eşyalara verilen zarar oldukça büyüktü .De schade aan en in de woningen was enorm.
Bazı yakın kasabalar da depremden zarar gördü.Verder heeft de stad zware schade geleden onder aardbevingen.
Ardından da Meryem’in yakınlarına zarar vermeye başlar.Na enige tijd begint hij Mariam ook te slaan.
Ellerindeki programları kullanarak olabildiğince fazla bilgisayara zarar vermeye çalışırlar.Er wordt geprobeerd de capaciteit van de verschillende computers zo goed mogelijk te gebruiken.
Kendisine göre tıbbın ilk kuralı “Primum non nocere” (Önce zarar verme!) ilkesidir.Als zodanig is deze uitdrukking verwant aan een andere, namelijk primum non nocere.
Bu da evliliğine zarar veriyordu.Dit had een slecht effect op zijn huwelijk.
Madde 5 Yasa sadece topluma zarar verebilecek eylemleri yasaklar.De wet heeft slechts het recht handelingen te verbieden, die schadelijk zijn voor de maatschappij.
1818 yılındaki satışı sırasında tablo çok zarar görmüş durumdaydı..Toen het werd verkocht in 1811 was het in slechte staat.
Kadın ertesi sabah, çobanlar tarafından zarar görmemiş bir hâlde bulunur.Maar wellicht is die ochtend de verkeerde vrouw omgebracht.
Arkadaşlarına örnek olmaya çalışır, düşmana acımasız zararlar verirdi.Hij ging met zijn vrienden om als een despoot en was meedogenloos richting zijn vijanden.
Fakat onlar kayda ulaşmadan önce, su sızıntısı yüzünden kayıt zarar görmüştü.Voordien moesten de inwoners hun graan laten malen bij de Genneper watermolen te Gestel.
Bu çekingenliğinin sonucu olarak Amiral Ingenohl'un itibarı büyük ölçüde zarara uğradı.Admiraal Nagumo zag door de zwarte rook nog iets verschrikkelijks.
Avustralya'da birçok tarım ürününe zarar vermektedir.In Australië worden veel wijngaarden geïrrigeerd.
Ağrısızdır, çünkü bütün sinirler zarar görmüştür.De pijn ontstaat doordat zenuwen worden afgekneld.
Meyve bahçelerinde zarar yaratabilir.Hij kan schadelijk zijn in de wijnbouw.
İki yanan gemi karşılanarak, zarar veremeden kenara çekildi.Enkele reddingsboten waren al verbrand voordat ze neergelaten konden worden.
Bulundukları ortamda hem kendilerine hem de bakıcılarına zarar verebiliyorlardı.Bij de afbeelden werden de figuren in een mengeling van zij- en voorgezicht getoond.
Hamilelik sırasında kullanılmasının bebeğe zarar verdiği bilinmektedir.Onduidelijk is of het gebruik tijdens de zwangerschap negatieve effecten op de baby heeft.
1711 yılında şehir yine yangından zarar gördü.In 1765 werd de stad opnieuw getroffen door een zware brand.
Yaptıkları, galaksiyi de zarara uğratıyordu.Dat sloot hij eveneens af met Discobar Galaxie.
Tadına fazla zarar vermeden kurutulabilir veya dondurulabilir.Geschild en ongekookt kan ze ingevroren worden.
Hatta onlara en ufak bir zarar bile veremez.Zij hadden daarbij weinig geluk.
Radyumun dokuya verdiği zarar, araştırmacılar tarafından kabul edilmeye başlanmıştı.De onregelmatige dip in de straling van de ster was de onderzoekers opgevallen.
Bina 2 milyon $ 'lık zarar gördü.De totale schade bedroeg twee miljoen dollar.
Bazen zarar verebilirler.Soms doen jullie ons ook pijn.
Bu sayede sağlıklı hücrelerin zarar görmesi büyük bir ölçüde önlenmiş olur.Het spreekt voor zich dat hierdoor de sneldelende cellen als zwaarst zullen zijn beschadigd.
H201 Patlayıcı; kütlesel patlama zararı.R 1: In droge toestand ontplofbaar.
Genelde insanlara zarara dokunmaz.Meestal geeft dit geen pijn.
Evcil hayvanlara büyük zarar verebilirler.Hierbij kunnen de dieren ernstig verwond raken.
Tsunami ülkede çok büyük zarara yol açtı.De aardbeving zorgde voor zeer veel schade in Duitsland.
İnsanlara zarar verirler.Verwonding van mensen.
Bazı zararlı bakteriler de bu stratejiyi kullanırlar.Sommige bacteriën zijn ook in staat deze reactie uit te voeren.
25 Ağustos 2005'te Katrina Kasırgasında zarar görmüştür.Op 29 augustus 2005 werd het platform zwaar beschadigd door de orkaan Katrina.
1134 yılında başka bir yangın şehre ve muhtemelen katedralin bazı bölümlerine zarar verdi.In het jaar 1330 brak een grote brand uit die delen van de stad en de dakconstructie van de kerk vernietigde.
Fire: El yakması ateştir, en yüksek zararı verir.Die wierpen het in het vuur, waarna zich een heerlijke geur verspeidde.
Mintaş, yolcular ve mürettebat tarafından zararsız hale getirildi.De laatste liep fataal af voor passagiers en bemanning.
O da zararlıysa, onu da yapmaz.Als hij iets niet wil doen, doet hij het ook niet.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod