zarar ile cümle

zarar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Grove'un pilleri gibi, Bunsen azot dioksitin zararlı dumanlar çıkardı.مثل بطارية جروف ، تنبعث خلايا بنسن دخان من غاز ثاني أكسيد النيتروجين .
Bu işlemin hastaya hiçbir zararı söz konusu değildir.وقد لايحدث شى من هذا إذا عولج المريض.
Resimlerin üçte ikisi erozyon, graffiti ve vandalizm sebebiyle zarar gördü.على مدى السنين، تأثرت ثلثي اللوحات المرسومة بسبب عوامل التعرية، والتخريب، والرسم على الجدران.
Bunların az miktarları ciddi zarara veya ölüme sebep olur.تؤدي الإصابات الشديدة إلى الغيبوبة او الموت .
Tersini yani yukarı doğru karşılaştırma yapsa idik muhtemelen benlik saygımız zarar görürdü.إذا كنت سليمًا بخلاف ذلك، فمن المرجح أن تمتثل للشفاء دون مضاعفات.
Patlayıcılı AP mayınlarının asıl amacı tek bir kişiye zarar vermek için tasarlanmıştır.أما المضخات المعدة للاستعمال الشخصى فهى مصممة كى يستخدمها فرد واحد فقط.
(Ancak bu kadar parlak aydınlık düzeyleri göze zarar verbilir.)ولكن كيف يمكن لامرئ أن يكون متبلد الأحاسيس إلى هذه الدرجة؟.
Vandalizm ve lüzumsuz kullanım, sanisettelere zarar verir.الكوليسترول، وبخاصة النوع السيئ دون شك يضر بصحتك.
Doğa ise orman yangınları ve kasırgalarla zarar vermektedir.يمكن للجمر أن يتسبب في كوارث وحرائق كارثية للغابات.
Zarar yüz milyonları buldu.الديدان تصيب مئات الملايين من الناس.
Saldırıda onlarca araç ve çevredeki birçok de ev zarar görmüştür.دمرت عشرات السيارات ولحقت أضرار بعدد من المباني المجاورة.
Daha sonra ilk zararlarını tekrar kumar oynayarak geri döndürdü ve paraları ailesine teslim etti.ثم زاد عليهم ودفع ثمنا آخر لأنه عاد إلى الوطن الأم.
Yüzlerce insan zarar gördü.أصيب المئات من الأشخاص.
Bu hastalıkların yerlilere verdikleri zararlar önemli ölçede avrupalıların istilalarına yardımcı olmuştur.ساعدت الأضرار التي سببها هذا المرض بشكل كبير في محاولات الأوروبيين لتهجير وقهر السكان الأصليين.
Böylece o da kimseye zarar vermemiş olur.لذلك ليس لديه كراهية لأحد.
O da zararlıysa, onu da yapmaz.كما لن يكون قادر على مساعدتك إذا سقط هو أيضا.
Yolculara zarar veren haydutları cezalandırır.طبيعة إصابات الركاب الذين كانوا يجلسون فوق الأمتعة.
1999 Gölcük depreminde zarar gördü.تضررت مئذنته خلال زلزال أزميد 1999.
Bangkok'ta büyük bir maddi zarar meydana gelmiş ve turizm endüstrisi de büyük darbe almıştır.ونتيجة للحرب، فقد تعرضت البنية التحتية الاقتصادية لأضرار جسيمة، لا سيما صناعة السياحة ذات الإيرادات الغنية.
Gelen ışık atom ve molekülleri etkilememelidir; incelenen numuneye zarar vermeden sadece onu yoklamalıdır.يجب على التدفق الساقط أن لا يؤثر على الذرات أو الجزيئات، يجب أن يكون فقط لسبر الجسيمات المدروسة.
Bu rahatsızlığın en büyük zararı arka dişlerde aşınma meydana getirmesidir.أخطر ما يقوم به هذا السم هو التسبب في إحداث إحصار أذيني بطيني.
Biyolojik tehlikeler: İnsan vücuduna zarar verebilir biyolojik ajanlardır.تمييز الوكلاء عن الكائنات: الوكلاء أكثر استقلالاً من الكائنات.
Ada, Yunan İsyanı sırasında da zarar gördü.قُتل أيضا الأتراك الموجودون في الجزر الإيجية في عهد الهيمنة اليونانية.
Karbon dioksit bazen insanlara zarar verir.ثنائي أوكسيد الكربون مضر بالإنسان أحيانا.
Ona zarar verebilirdin.ممكن ان تأذيه
Alkol karaciğere zarar verir.الحكول يضر الكبد
İki günü eşit olan zarardadır.من استوى يوماه فهو مغبون.
İki günü eşit olan zarardadır.من تساوى يوماه فهو مغبون.
Küçük çocuklara zarar vermeyin.Não faça mal a crianças pequenas.
Madde 5 Yasa sadece topluma zarar verebilecek eylemleri yasaklar.Art. 5.º A lei proíbe senão as ações nocivas à sociedade.
Bu arada Mikerinos Piramidi'ne büyük zararlar verdi.Porém, ele conseguiu danificar a Pirâmide de Miquerinos.
"Kendimizi bilgiye kapatamayız ve milyonlarca insanın orada zarar gördüğü gerçeğini yoksayamayız."Não podemos fechar-nos à informação e ignorar o fato de que milhões de pessoas estão sofrendo por aí.
Kawashima beyine kalıcı zarar veren endirekt kanıtlar buldu.Kawashima não encontrou nenhuma evidência direta de dano cerebral permanente.
Calvário Tanrı'ya sesleniyor ve sevgilisine zarar vermeyi itiraf ediyor.Calvário dirige-se a Deus e confessa ter feito sofrer a sua amante.
Geri kalan planörler zarar görmeden iniş yaptı.O resto dos planadores aterrou sem qualquer dano.
Erişim tarihi: June 18, 2011. ^ "10 Kasım 1992: Axl Rose Mülke Zarardan Suçlu Bulundu".Consultado em 3 de janeiro de 2012 «November 10, 1992: Axl Rose is found guilty of property damage».
Bana zarar veremezsin.Eu não vos faço mal.
Richardson, sanat eserine zarar vermekten altı ay hapis cezasına mahküm edildi.Richardson foi sentenciada a seis meses de prisão, o máximo permitido pela destruição de uma obra de arte.
Sonunda Peter ve Chris aralarını düzeltir ve golf topları ile arabalara zarar verir.No fim, Peter e Chris se reconciliam e acertam as bolas de golfe em direções erradas.
Endonezya en ağır zararı alan ülkeydi, onu Sri Lanka, Hindistan ve Tayland izledi.Em número de vítimas, a Indonésia foi o país mais atingido, seguida por Sri Lanka, Índia e Tailândia.
Pek çok gemi de kötü bir şekilde zarar görmüştü.Alguns navios ficaram muito danificados.
USPSTF, bu testin potansiyel faydalarının beklenen zararlarına üstün olmadığı kararına varmıştır.Eles concluem que os benefícios potenciais do teste não superam os danos esperados.
Rüzgarın olmaması Doria'nın zararınaydı.A falta de vento não estava a favor de Doria.
Birkaç ay sonra yelkenlisi tamir edilemeyecek düzeyde zarar gördü.Após alguns meses, o barco ficou avariado demais para ser reparado.
Katrina'nın ormancılık sanayisine verdiği zarar $ 5 milyar olarak tahmin edilmektedir.A perda total para a indústria madeireira devido ao Katrina é calculada como mais de 5 bilhões de dólares.
Uzun süreli steroid tabletleri kullanımının da kayda değer zararları bulunur.O tratamento prolongado com comprimidos de esteroides está associado a efeitos adversos significativos.
Arapların Mısır ve Suriye'yi alması, Bizans'ın ticaretine zarar verdi ve başkentin tahıl stoğunu etkiledi.A invasão árabe do Egito e da Síria afectou o comércio bizantino e o abastecimento de grão à capital.
1830'da, Mısır kuvvetleri yöneten İbrahim Paşa kaleye bazı zararlar verdi.Em 1830, uma expedição egípcia liderada pelo uale Ibraim Paxá causou algum dano ao castelo.
Hiçbir silah tarafından zarar görmemektedir.Nenhuma arma foi disparada.
2008 yılında ahşap pagoda bir kundaklama sonucu çıkan yangında ağır zarar gördü.Em 2008, o pagode de madeira em cima do portão foi seriamente danificado por um incêndio criminoso.
Deflasyonda, alıcılar karlı çıkar, borçlular zarar eder.A deflação recompensa os poupadores e pune os devedores.
Yağış ve nemin azalması doğal bitki örtüsüne zarar vermiştir.Falhas técnicas de som e segurança quase estragam a festa.
Vali, Meghan'ı kollarına alır ve ona hiçbir şeyin zarar vermesine izin vermeyecğini söyler.O Governador promete a Meghan que ele vai mantê-la a salvo de qualquer coisa que possa prejudicá-la.
Sigaranın zararlarını azaltır.O cigarro piora a dispepsia.
Kendisine göre tıbbın ilk kuralı “Primum non nocere” (Önce zarar verme!) ilkesidir.Fazê-lo é reerguer o velho principio primum non nocere.
Primum non nocere, "Önce, zarar verme!" anlamına gelen Latince deyiştir.Primum non nocere ou primum nil nocere é um termo latino da bioética que significa "primeiro, não prejudicar".
11 Eylül saldırıları sırasında kompleks ağır zarar görmüştür.O edifício passou por grandes danos durante os ataques de 11 de setembro de 2001.
Bu durumda devlete ve onun zararlı kurumlarına ihtiyaç kalmazdı." demiştir.Nesse caso, o clube não tem os poderes da polícia e das autoridades judiciárias ".
Ayrıca hukukun üstünlüğünü, kamu yararını hükümetin zararlarına karşı da korumaktadır.Os atributos, se elevados em relação ao dano, também protegiam contra o dano.
Kendisine zarar veren, vermeye kalkan kişileri kesinlikle affetmez.Assim, são incapazes de compartilhar o perdão com aqueles que os ofendem.

İlgili Sayfalar