zarar ile cümle
zarar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Julian birkaç aylıkken beşiğinde zarar görmesin diye üzerine titriyorlardı.Травма не позволяла ему играть примерно на протяжении месяца.
Otuz Yıl Savaşları sırasında şehir yağmalandı ve zarar gördü.Во время Тридцатилетней войны город был разрушен и разграблен.
Yok etmek için bir Hortkuluk çok ciddi zarar görmelidir ki sihirle telafisi mümkün olmasın.Благодаря этому заклинанию можно добиться необходимого, лишившись при этом самого дорогого.
Ülke, 1994-1996 arasındaki kanlı savaşta büyük zarar görmüş ve kentler yıkıma uğramıştır.Военные действия 1994-1996 годов нанесли огромный урон городу.
Bazılarıda ürünlere zarar verirler.Некоторые виды вредят.
İlkbahar geç donlarından zarar görür.Страдает от поздних весенних заморозков.
Ancak bazı Avrupa devletleri, ticarete zarar vereceği için bunu protesto etti.Несколько фан-клубов в Европе поддержали их, выступая против коммерциализации футбола.
Köylüye herhangi bir zarar vermemişlerdir.Крестьянское же имущество не пострадало.
Şifreleme sadece mesajları değil aynı zamanda zararlı yazılımları da şifreleyecektir.Он только копирует адрес, но не сами данные.
Son derece zararlıdır.С особо вредными условиями.
Olayların akışını ve insanların hayatını, zarar vererek değiştirebilirler.Они меняют события и судьбы людей.
Düşmanlarının daha çok zarar görmesini sağlar.С их помощью можно нанести противнику большой урон.
İsrail'e başka hiçbir ulus bu kadar zarar vermemiştir.لم تقم أي دولة بمزيد من الضرر لإسرائيل.
Ancak bazı Avrupa devletleri, ticarete zarar vereceği için bunu protesto etti.و لكن أحتجت دول أوروبا من أجل إنه سوف يضر بحركة التجارة.
Edward tekrar onlara zarar vermeyi dener ve bu sefer bir başkası onu engeller.وقد حاول ادوارد الحاق الضرر بهم مرة اخرى ،ولكن في هذه المرة عارضه شخص اخر.
Şüphesiz, bu yemek tarzı insan için daha doğladır, ve et yemek zararlıdır."تصبح عظام الإنسان أصعب (تصنيفا) وأكثر هشاشة مع العمر ويصبح غشاء العظم أضعف وأقل تقييدا.
Bebeğimin üzerine çok titriyordum ve bir şekilde zarar görmesinden çok korkuyordum."وقالت كنت أرتعب بشأن الطفل، وكنت أخاف من أن يصيبه أذي بأي شكل من الأشكال.
Festival bütçesi o yıl da Marmara depreminden zarar gören depremzedelere aktarıldı.وتم نقل ميزانية المهرجان ذاك العام أيضا إلى ضحايا ومتضررى زلزال مرمرة.
Ve emrediyorum ki: Kimse bu insanlara veya kiliselerine zarar vermeyecek!ونحن نأمر بأن: لا يتعرض أحد لهؤلاء الناس ولا لكنائسهم وصلبهم !
Özgürlük, başka birine zarar vermeyen her şeyi yapabilmekte düğümlenmektedir.الحرية هي حق القيام بكل ما يضر أحداً آخر.
Eyaletteki toplam zarar küçüktü ve kimse hayatını kaybetmedi.عموما كان الضرر في الدولة البسيطة وقتل لا شخص.
Primum non nocere, "Önce, zarar verme!" anlamına gelen Latince deyiştir.عدم الإيذاء – من اللاتينية (primum non nocere) وتعني "بدايةً، لا تؤذِ".
İsrailoğullarının hayvanlarına zarar gelmedi.اختار لهم الله طالوت، ولكن بني إسرائيل لم تجده جديراً بالعرش.
Tehlike; muhtemel, potansiyel zarar kaynağıdır.التهديد: مصدر محتمل للضرر.
Çeşitli dönemlerde çıkan yangınlarda büyük zarar görmesine rağmen defalarca restore edilmiştir.بسبب حالتها السيئة بسبب الحرائق المتكررة، أعيد بناؤها عدة مرات.
Kamyonda götürülürken oluşan zararlar daha sonra onarıldı.تم اصلاحها من الاضرار الناتجة اثناء نقلها في الشاحنة.
Uzun süreli zararlarda gelişmişlerdir.لأن لها آثار سلبية على المدى الطويل.
Yerel insanlara, vahşi yaşama veya çevreye zarar veya zarar verme tehlikesi kabul edilemez."فتسب الأذى، أو التهديد به، للسكان المحليين والحياة البرية والطبيعة هو أمر غير مقبول.»
Sibel Erkan zarar görmemiştir.ومع ذلك لم يتأثر السيسي.
Evcil hayvanlara büyük zarar verebilirler.من الممكن أن يُلحِقَ الأذى بالحيوانات المنوية.
Ek olarak, kadınlar erkeklere oranla tütünün zararlarına karşı daha büyük hassasiyet gösterirler.بالإضافة إلى ذلك، فإن النساء أكثر عرضة للآثار الضارّة للدخان من الرجال.
Çıkan neticede, yaklaşık 1.2 milyon sterlinlik zarara uğramıştır.ليصل حجم الخسارة المالية في النهاية إلى حوالى مايبلغ من 1,2 مليون جنيهاً إسترلينى .
Annesinin sağlık durumunu öğrenmesi bir zarar oldu, Madonna sık sık ağlayarak bu konuda annesini sorguladı.وكان معرفة وضع والدتها مضراً لها، وكانت مادونا تبكي باستمرار بسبب شكوكها في هذا الموضوع.
Bu saldırı ile, dünya ekonomisine milyarlarca dolarlık zarar verdiği bilinmektedir.بعد هذه الخطوة، عانى اقتصاد البلاد خسائر تقدر بالمليارات.
İnsanlara zarar vermez.وهو لا يؤذي البشر.
1822 yılında büyük bir yangın sonucu şehrin büyük bir kısmı zarar gördü.في 1822، دمر حريق ضخم كثيراً من المدينة.
USPSTF, bu testin potansiyel faydalarının beklenen zararlarına üstün olmadığı kararına varmıştır.معتبرة أن الفائدة المتوقعة من ذلك الاختبار لا تفوق المخاطر المحتملة.
Carteret İlçesi'nde sel suları 5000 dolar zarara yol açtı.في مقاطعة كارتيريت، مياه الفيضان دولار 5,000 في الضرر.
1937 yılında, İspanya İç Savaşı'nda zarar görmemesi için Valensiya'ya taşındı.في عام1937 نقلت إلى فالنسيا من أجل سلامتها أثناء الحرب الاهلية الإسبانية.
Tukididis'e göre Birlik'in resmi amacı, "Pers Kralı'nın ülkelerine verdiği zararın öcünü almaktı."ذكر ثوكيديدس أن الهدف الرسمي من الحلف هو "الانتقام من الأذى الذي عانوا منه بتخريب أراضي الملك".
Bu da sistemlere zarar vermektedir.أو لأغراض أخرى تضر بالنظام .
Fire: El yakması ateştir, en yüksek zararı verir.وصف القرآن الكريم عذاب جهنم بأنه عذاب عظيم أليم مهين عليها ملائكة شداد غلاظ.
"Mastürbasyonun zararı yok!"."النضج شيء يصعب فعله".
İlgili terimler "tehdit" ve "tehlike" zarara yol açan olgular için sıklıkla kullanılmaktadır.الخطر: غالباً ما يتم استخدام المصطلحين "تصادف" و "خطر" بشكل تبادلي.
Hiçbir silah tarafından zarar görmemektedir.لا تحتوى على أية أسلحة.
İnsanlara zarar verirler.إنه يمسّ الناس.
Genel kural olarak; tüm hastalıkların tedavide yarar/zarar oranı yapılmakta ve buna göre karar verilmektedir.الطب الغربي يسعى لإيجاد السبب لكل الأمراض ويحاول علاجه; اعتماداً على السبب والأثر.
Yıldırımlar aynı zamanda ölüm, yaralanma ve mal zararıyla sonuçlanabilen yangın ve patlamalara sebep olabilir.ضربات البرق أيضا بدء الحرائق والانفجارات التي تؤدي إلى الوفيات والإصابات والأضرار في الممتلكات.
Vücudun zararlı maddelerden arınmasını sağlar.يساعد على تخلص الجسم من الأملاح الزائدة.
1556: Deprem şehire zarar verdi.ثم دمرت المدينة اثر زلزال عام 551م.
Öteki haram içkiler ve uyuşturucular, çok daha zararlıdır.فعلى سبيل المثال، الناس الذين يدمنون الكحول وغيرها من المخدرات يصرفون انتباه أكثر للمثيرات المتعلقة بالمخدرات.
11 Eylül 2001'de bina Dünya Ticaret Merkezi'nin çökmesi sonucu oluşan enkazdan zarar gördü.في عام 2001 فقدت الشركة مكتبها في نيويورك في حادثة إنهيار برج التجارة العالمي في يوم 11 سبتمبر .
Sigaranın zararları konusunda toplumun eğitilmeye çalışılması.تعميق الوعي بمخاطر التدخين.
Eğer drenaj uzun süre tehlikeye atılırsa böbrek zarar görebilir.إذا ترك الانسان المسبب لفترة أطول قد يتطور الصداع.
Bunun anlamı mantarın zararlı hücreleri yok ettiğiydi.وذلك نتيجة الانهيار السريع للخلايا الخبيثة.
Uzunca bir süre zarar etti.واستخلفه بفاس مدة.
Bina 2 milyon $ 'lık zarar gördü.بلغت الأضرار في المقاطعة حوالي 2 مليون دولار.
Hamilelik sırasında kullanılmasının bebeğe zarar verdiği bilinmektedir.وكذلك فقد ظهر أن استخدامه أثناء فترة الحمل قد يسبب ضرراً للطفل .
Fakat "papağan hastalığı" diye bilinen psittakozu, insana bulaştırdıklarından zararlı olabilirler.ومع ذلك،إذا قلت “القط طارده الفأر” فسيبقى الأمر غامضًا بالنسبة للمصاب.
Gerçi bu kaza sonrasında hiç kimse yaralanmadı, fakat trenin motoru şiddetli bir şekilde zarar gördü.لم تقع اصابات لكن الأضرار التي لحقت الطائرة كانت كبيرة.