Eğer bıçağın yapısı çok zarar gördüyse kılıç kullanılmaz hâle gelmiştir.Ist dadurch die Form der Klinge stark beschädigt, so ist die Klinge verloren.
Beynin geri kalanı da tedaviden zarar görebilir.Weitere Gehirnareale können befallen sein.
Özellikle şehrin önde gelen kilisesi Ayasofya zarar gördü.Auch in der Oberdigisheimer Kirche wurde übel gehaust.
Tokyo, 12 Eylül 1923'teki depremden büyük zarar gördü.Das Erdbeben in Tokio 1923.
Bu bize zarar verecek.Cela nous causera des dommages.
Köpekten korkmana gerek yok, o tamamen zararsızdır.Tu ne dois pas être effrayé par le chien, il est tout à fait inoffensif.
Köpekten korkmak için bir sebep yok, o tamamen zararsızdır.Il n'y a pas de raison d'avoir peur du chien, il est tout à fait inoffensif.
Viral enfeksiyona dikkat edilmezse kalbe zarar verebilir.Une infection virale non soignée peut endommager le cœur.
Ek olarak bir de bir savaşçının zarara uğramasını mı bırakalım?Faut-il encourir de surcroît la perte d'un guerrier ?
15 Ocak 1934'te Bihar'da meydana gelen bir deprem çok büyük yaşam kaybına ve zarara yol açtı.Le 15 janvier 1934, un tremblement de terre toucha le Bihar et causa de nombreuses victimes et dégâts.
Özgürlük, başka birine zarar vermeyen her şeyi yapabilmekte düğümlenmektedir.La liberté consiste à pouvoir faire tout ce qui ne nuit pas à autrui.
Stamford Bridge'in yeniden imarı kulübün finansal bütçesine zarar verdi.Un ambitieux projet de réaménagement de Stamford Bridge met en péril la stabilité financière du club.
Bu yasalar: 1. Yasa, Bir robot bir insana zarar veremez.Nouvelle Première Loi : Un robot ne peut porter atteinte à un être humain.
Çocuklarını da onlar zarar görmesin diye bırakmışlardır.Ils élèvent donc des enfants qui en vérité ne sont pas leurs propres fils.
Çoğu zararlı durumun gerçekleşmesinin nedeni kullanıcının dikkatsiz davranışlarıdır.De nombreux comportements mal intentionnés sont permis par l'inattention de l'utilisateur.
Zararlar engellenmelidir; engellemek için Yahudiler değişime uğratılmalıdır.Il faut arrêter le mal en l'empêchant ; il faut l'empêcher en changeant les Juifs.
Geliştiricileri yazılımın kullanımından kaynaklanan olası zararlardan dolayı sorumlu tutulamaz.In no event will the authors be held liable for any damages arising from the use of this software.
0- Bir robot insanlığa zarar veremez veya hareketsiz kalarak insanlığın zarar görmesine izin veremez.Un robot ne peut blesser un être humain ou, par son inaction, permettre qu'un être humain soit blessé.
Deniz uçağı platformu Curtiss de ayrıca zarar görmüştü.Le navire ravitailleur USS Curtiss fut également endommagé.
İlaçlardan birinin zararsız, diğerinin zehirli olduğunu söyler.L'une d'entre elles est un poison tandis que l'autre est inoffensive.
Hastaya hiçbir zararı yoktur.Le patient n'est pas à jeun.
Dev boyutlardaki tuval nem yüzünden zarar görünce, Monet, tabloyu üç parçaya ayırdı.Après que la peinture monumentale eut été endommagée par l'humidité, Monet l'a découpée en trois.
5 = (101)2 olduğundan 5 de zararlı sayıdır.5/2 est un nombre rationnel.
Diğer tüm tütün tüketim biçimleri gibi pipo içiminin de sağlığa zararlı olduğu kesindir.A l'instar du tabagisme par cigarette, la pipe a des effets néfastes sur la santé.
Bu rekabetle kâr edemeyip zararına yolcu taşırlar.Le conducteur ne sait pas conduire et nous fait souffrir.
Bazı durumlarda ise uzun vadede etkilerin yararlı mı zararlı mı olacağı tam olarak bilinememektedir.Cependant, on ignore ce qu’il devient à moyen et long terme dans l’environnement s’il y est perdu.
Bugün, daha fazla ileriye gidebilirlerdi ve bölüm şimdi ona zararsız gözükmektedir.Il a pu paraître quelque peu sulfureux lors de sa parution, il semble aujourd'hui bien anodin.
Evlere ve eşyalara verilen zarar oldukça büyüktü .Ses dégâts sur le matériel agricole et dans les maisons sont très importants.
Bazı türleri zararlıların biyolojik mücadelesinde kullanılır.Certains d'entre eux sont utilisés en lutte biologique.
Birçok pestisit insanlar için de zararlıdır.De nombreux insectes sont considérés comme nuisibles par les humains.
Bu yangın, büyük maddi zarar verdi.L’incendie cause de gros dégâts.
Çevrenin bu açıdan zarar görmesini engellerler.Les pressions de son entourage pour l'en empêcher n'y font rien.
Bu arada Mikerinos Piramidi'ne büyük zararlar verdi.Il parvint cependant à endommager la pyramide de Mykérinos.
Bu da evliliğine zarar veriyordu.Cela pèse sur leur mariage.
Kalın bağırsak zarar görmüş veya yangılıysa su emilmesi engellenir ve sulu dışkı meydana gelir.L'amphithéâtre, bien qu'en plein-air, dispose d'un toit et est chauffé.
İzlere göre eklemlerin iki tarafına da zarar verme kastıyla müdahale edilmiş olduğu tespit edildi.Mais ils découvrent avec stupeur qu'ils ont interverti les deux cassettes.
Bu da, YSU'nun zararınadır.Il est la raison de vivre de Yû.
Genelde zararsız ve uysaldırlar.Elles sont généralement actives et très voraces.
Saray 1574 yılındaki bir yangında kötü bir şekilde zarar görür.Le château a été détruit par un incendie en 1574.
Pek çok gemi de kötü bir şekilde zarar görmüştü.Quelques bateaux ont été légèrement endommagés.
Gerçi bu kaza sonrasında hiç kimse yaralanmadı, fakat trenin motoru şiddetli bir şekilde zarar gördü.Aucun membre n'a été blessé, mais le bus du groupe est sérieusement endommagé.
Hukuka aykırı fiil maddi ya da manevi bir zarara neden olmalıdır.Toutefois, il faut justifier d'un intérêt légitime matériel ou moral.
Fakat bu kostüm onun için zararlıdır.Toutefois son costume fait scandale.
Bu da tüketicinin zararınadır.Il s’agit du gaspillage.
Çeşitli dönemlerde çıkan yangınlarda büyük zarar görmesine rağmen defalarca restore edilmiştir.En raison de son état de délabrement du à des incendies répétées elle est reconstruite à plusieurs reprises.
Fransızlar ise sadece bir kıyı savunma gemisi zarar gördü.Les alliés confirment seulement un Liberty ship d'endommagé.
1989 Loma Prieta depreminde zarar gören yapı yıkılmış ve 2005'te yeniden yapılmıştır.Il a été détruit par le séisme de Loma Prieta en 1989 puis reconstruit.
Erişkin erkek bettalar bir araya koyulurlarsa birbirlerine ölümcül şekilde zarar verirler.Lors de l'affrontement final, les deux hommes se blessent mutuellement mortellement.
Meyve bahçelerinde zarar yaratabilir.Elle peut faire des dégâts aux récoltes.
Soyanın insan sağlığına faydalı mı yoksa zararlı mı olduğu tartışılmıştır.Ces croyances sont-elles bénéfiques à l'homme, sont-elles favorables ou nuisibles à sa santé ?
ABD Haber Ajansı Associated Press’e ait bina da zarar gördü .La Cour suprême des États-Unis donna raison à l'Associated Press,.
Kadın ertesi sabah, çobanlar tarafından zarar görmemiş bir hâlde bulunur.Dès l'après-midi, le magicien se plaint de douleurs.
Aşırı aydınlık canlılara zarar vermektedir.La lumière UV est nocive pour les humains.
Çok iştahlı olan bu tırtıllar ağaçlara büyük zararlar verebilirler.Ce sont les larves qui causent des dégâts importants aux arbres.
Zararlı ve tehlikelidirler.Inutile et dangereux.
Arkadaşlarına örnek olmaya çalışır, düşmana acımasız zararlar verirdi.Ses sorts lui permettent d'infliger des dégâts conséquents et de bloquer des ennemis.
Bir şok dalgasının cisme tamamen veya kısmen zarar verebilir.La dérivation cavo pulmonaire peut être partielle ou totale.
Biyolojik tehlikeler: İnsan vücuduna zarar verebilir biyolojik ajanlardır.Risque biologique: Lié aux agents biologiques présents dans l'environnement de l'employé.
Verimsiz olan bu işletme sürekli zarar etmektedir.Tout ce qui est impermanent est souffrance.
Genel olarak mastürbasyon zararsızdır.Mais le Maharishi était généralement inoffensif.