Haydi, Joe. Sadece bir bardak bira zarar vermez.Come on, Joe. Just a glass of beer won't hurt.
Siparişiniz zarar gördüğü için çok üzgünüz.We are very sorry that your order was damaged.
Bu bitkiler zararlı ot ilaçlarına karşı dayanıklıdır.These plants are resistant to weed killers.
Bu adadaki pek çok yılan zararsızdır.Most snakes on this island are harmless.
Çok sayıda ev depremde zarar gördü.A great many houses were damaged in the earthquake.
Bu ot kıran insanlara zarar vermez.This weed killer does not harm human beings.
Bu kimyasalın insana zararlı olduğunu herkes bilir.Everyone knows that this chemical is harmful to man.
Bu kimyasal maddenin insana zararlı olduğunu herkes bilir.Everyone knows that this chemical is harmful to man.
Bu plastik, yangından zarar görmez.This plastic is not damaged by fire.
Bu skandal, şirketimizin kamuoyundaki imajına ciddi olarak zarar verdi.This scandal has severely damaged the public image of our company.
Kuraklık oradaki tüm ürünlere zarar verdi.The drought damaged all the crops there.
Yetersiz eğitim politikası Japonya için zararlıdır.The poor educational policy is a detriment to Japan.
Benim niyetim size herhangi bir şekilde zarar vermek değildir.It is not my intent to hurt you in any way.
Birine yarar ötekine zarar.One man's meat is another man's poison.
O sana herhangi bir zarar vermez.He won't do you any harm.
Köpek sahibini zarardan korudu.The dog defended his master from harm.
Yanlış zamanda konuşulan bir söz iyilikten çok daha fazla zarar yapabilir.A word spoken at the wrong time can do very much more harm than good.
Sel, ekinlere büyük zarar verdi.The flood did great damage to the crops.
Sel pek çok zarara neden oldu.The flood caused a lot of damage.
Binalar dün gece fırtınadan zarar gördü.The buildings were damaged by the storm last night.
Biz sık sık onu tanımadan sağlığımız için zararlı olan yiyecekleri yeriz.We often eat foods which are harmful to our health without knowing it.
Tayfun tarafından çatımıza zarar verildi.We got our roof damaged by the typhoon.
Amacım zarar vermek değildir.I mean no harm.
Duygularınıza zarar vermiş olabilirim, ancak bu benim niyetim değildi.I may have hurt your feelings, but such was not my intention.
Sana zarar vermek niyetinde değilim.I mean you no harm.
Zarar görmüş itibarını tamir etmeye çalıştım.I tried to repair his damaged prestige.
1000 dolar zarar tahmin ettik.We estimated the damage at 1000 dollars.
Ultraviyole ışınları bizim için zararlı.Ultraviolet rays are harmful to us.
Çok fazla yiyerek midenize zarar vermeyin.Don't injure your stomach by eating too much.
İnsanların hislerine zarar vermekten kaçınmaya çalışmalısınız.You must try to avoid hurting people's feelings.
Tüm rehineler zarar verilmeden serbest bırakıldı.All the hostages were released unharmed.
Uyku eksikliği gizliden gizliye onun sağlığına zarar veriyordu.Lack of sleep was undermining her health.
Hükümet sivil ilişkilerden zarar görüyor.A government suffers from civil affairs.
Hükümet çiftçilerin hasatlarının zararını telafi etti.The government compensated the farmers for the damage to the crops.
Zarar üç milyon yene ulaştı.The loss reached three million yen.
Erken kalkmazsan, sağlığına zarar verirsin.Unless you keep early hours, you will injure your health.
Zarar beş milyon yeni buldu.The damage amounted to five million yen.
Tayfun bitkilere çok zarar verdi.The typhoon did much damage to the crops.
Tayfunlar her yıl zarara yol açar.Typhoons bring about damage every year.
Biz binayı satmak zorunda kaldık çünkü onu zararda işlettik.We had to sell the building because for years we operated it in the red.
Karbon dioksit bazen insanlara zarar verir.Carbon dioxide sometimes harms people.
Güneş ışığında okumak gözlerine zarar verebilir.It can harm your eyes to read in the sun's light.
O, zararı telafi etti.He made up for the deficit.
Çok sigara içmek sağlığına zarar verdi.Heavy smoking impaired his health.
Onun çatısı zarar gördü.He had his roof damaged.
Zararları bir milyon yene ulaştı.Their losses reached one million yen.
Sürücüden zararları talep ettiler.They demanded damages from the driver.
Zararlar için hükümete dava açtılar.They sued the government for damages.
Ona zarar vermekten korktukları için sessiz kaldılar.They kept silent for fear of offending her.
O zarar için John'u suçladı.She blamed the damage on John.
O, zarar için John'u suçladı.She blamed John for the damage.
O bir sineğe bile zarar veremez.She can't even harm a fly.
O, ona zararlar için dava açtı.She sued him for damages.
Zarar bize çok paraya mal olacak.The damage will cost us a lot of money.
Düşüncesiz konuşma büyük zarara neden olabilir.Thoughtless speech may give rise to great mischief.
Bir kötünün bin iyiye zararı var.One rotten apple spoils the barrel.
Sigorta şirketi zarar için onu telafi edecek.The insurance company will compensate her for the loss.
Bazı ilaçlar size faydadan çok zarar getirir.Some medicines will do you more harm than good.
Ürünler fırtınadan kötü şekilde zarar gördü.The crops were badly damaged by the storm.
Fırtına ürünlere çok zarar verdi.The storm did a lot of harm to the crops.