zar zor ile cümle

zar zor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onu ben bile zar zor hatırlıyorum.I barely even remember him.
Onları zar zor tanıdım.I hardly recognized them.
Onu zar zor tanıdım.I hardly recognized him.
Onun zar zor tanıdım.I hardly recognized her.
Onu zar zor görebildim.I was hardly able to see her.
Bu zar zor ayırt edilebilir.It's barely recognizable.
Tom'un morlukları artık zar zor görünüyor.Tom's bruises are barely visible anymore.
Kusmamak için kendimi zar zor tuttum.I barely restrained myself from vomiting.
Çocukların çoğu zar zor giyinmişti.Many of the children were barely clothed.
Tom Mary'yi zar zor tanıdı.Tom barely recognized Mary.
Ben zar zor nefes alabiliyordum.I could barely breathe.
Zar zor uyuyabildim.I could barely sleep.
Zar zor katlanabilirim.I can barely stand.
Benimle zar zor konuştu.He barely spoke to me.
Dün gece zar zor uyudum.I barely slept last night.
Babamı zar zor tanıdım.I barely knew my father.
Biz zar zor başladık.We barely started.
O zar zor yataktan kalkabildi.She barely was able to get out of bed.
Onu zar zor duyabiliyorum.I can barely hear him.
Tom zar zor yataktan çıkabildi.Tom was barely able to get out of bed.
Tom'u zar zor duyabiliyorum.I can barely hear Tom.
Tom zar zor yedi.Tom barely ate.
Tom zar zor Mary'yi tanıdı.Tom hardly knew Mary.
O kadar değişmişsin ki seni zar zor tanıyabiliyorum.You've changed so much that I can hardly recognize you.
Son trene zar zor ulaştı.He just barely made the last train.
O, son trene zar zor ulaştı.He just barely made the last train.
Tom zar zor okuyabiliyor.Tom can barely read.
Tom zar zor ölümden kurtuldu.Tom barely escaped death.
O zamanlar zar zor yürüyebiliyordum.I could barely walk at that time.
Tom zar zor saldırıyı atlattı.Tom barely survived the attack.
Ona zar zor dayanabiliyorum.I can barely stand him.
Ona zar zor katlanabiliyorum.I can barely stand him.
Tom yapması gerekeni yapmak için zar zor yeterli zamana sahip olduğunu biliyordu.Tom knew he barely had enough time to do what he had to do.
Tom zar zor geçiniyor.Tom is living from hand to mouth.
Tom ailesini zar zor besleyebiliyor.Tom can barely feed his family.
Artık Tom'u zar zor görüyoruz.We barely see Tom anymore.
Sami hayattaydı ama zar zor nefes alıyordu.Sami was alive but barely breathing.
Tom'u zar zor hatırlıyorum.I barely remember Tom.
Tom'u zar zor tanıdım.I barely recognized Tom.
Gözlerimi zar zor açabildim.I could barely open my eyes.
Zar zor geçiniyor.She lives from hand to mouth.
Tom kafasını suyun üstünde tutmayı zar zor başarabildi.Tom barely managed to keep his head above water.
O engelli aylığıyla zar zor geçinmeye çalışan bir akıl hastası.He's a mentally ill person who's trying to survive on SSI.
Lukas zar zor hareket edebiliyordu.Lukas could barely move.
Arap filosunun çoğu yok edildi ve Leon da zar zor kaçtı.Most of the Arab fleet was destroyed and Leo himself barely escaped.
1994 genel seçimlerinde Fidesz zar zor %5 barajını aşabildi.During the 1994 parliamentary election, Fidesz barely reached the 5% threshold.
Pothos Argyros zar zor kaçabildi ama Aleksios Mosele bir gemiye binmeye çalışırken boğuldu.Pothos Argyros barely escaped, and Alexios Mosele drowned while attempting to board a ship.
Benzin istasyonu zombilerle doludur ve ikisi polis arabasına zar zor kaçmaktadır.The gas station is overrun with zombies and the two narrowly escape in a police car.
Hubert zar zor babasını görmektedir ve bu anne ile oğlu arasına husumet yaratmaktadır.Hubert barely sees his father, and this adds to the animosity between mother and son.
Kitaplarını zar zor yazmaktadır.Kortelijk vervat in ses boeken.
Onu çıkardıklarında yayın saatine zar zor yetişirler.After getting him out, they barely make it in time for the broadcast.
Örgülerin zar zor fark edilir olması lazım.You want the braids to be barely noticeable.
Yine de çoğu bilim adamının hakkında konuştukları şeyleri zar zor anlıyorum.I still barely understand what most scientists are talking about.
Biliyorum, zar zor söyleyebiliyordum.I know, I could barely utter them.
Zar zor evine canlı olarak ulaştı.He barely made it home alive.
Ben zar zor anlayabiliyorum.I can barely understand it.
Hamid'in öldürülmesi Batılı medya kuruluşları tarafından zar zor yayınlandı.Hamid's killing was, of course, barely reported by Western media agencies.
Hayır. ben zar zor geçtim okulu.No. I barely graduated.
Öğrendiği Yaşlı Jack hikayeleri - aynı böyle konuşurdu, zar zor anlardınız.The Old Jack tales that he had learned -- he talked like this, you could hardly understand him.
Masa zar zor taşıyor.The table's barely holding up.
İlgili Sayfalar