Ana içeriğe geç
Sözlük

zanaat ile cümle

zanaat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Özellikle de dokumacıların kendi haklarını savunmalarını zanaatkârlar desteklemekteydi.Нет, он физически уничтожил всех, кто активно поддерживал их документ.
Bu tabakada burjuvalar, zanaatkarlar, köylüler ve işçiler bulunuyordu.Здесь жили торговцы, ремесленники и крестьяне.
Sanatla zanaatın birleştiği bir kol.علبة ألوان مائية أدخلتني الفن..
Yusuf, bir kültür adamıydı ve Pers, Türkiye ve Roma'dan şair ve zanaatkarları mahkemeye davet etti.Yusuf era um homem de cultura e convidou poetas e artesãos da Pérsia, Turquia e Roma para a sua corte.
"O zamanlar, Kallinikos, Heliopolisli bir zanaatkar, Romalılara sığındı.“Nesse tempo, Calínico, um artífice de Heliópolis desertou para os Romanos.
Daha sonra başka zanaatçılar da ona katıldı.Mais tarde outras cooperativas se filiaram a ela.
Schapiro’nun çalışmaları güzel sanat ve zanaat arasındaki çizgiyi bulanıklaştırdı.O mais recente trabalho de Kapoor confunde os limites entre a arquitetura e a arte.
Bunun yanında sanat ve zanaat arasında bir ayrım yapmıştır.Aqui se faz uma distinção entre material e físico.
18. ve 19. asırlarda, ünlü bir hayvan ve zanaat pazarı hâline geldi.Nos séculos XVIII e XIX tornou-se um famoso mercado para animais e produtos artesanais chamado Eski Cuma.
Çeşitli zanaat dallarında ve fabrikalarda çalışarak geçimini sağladı.Steeds meer mensen kregen een gespecialiseerde taak in fabrieken en werkplaatsen.
Periyekler tarım ticaret ve zanaatla uğraşmak ve devlete vergi vermekle yükümlülerdi.De opdracht was kredieten te verlenen aan de land- en tuinbouwsector én met staatswaarborg.
Özellikle de dokumacıların kendi haklarını savunmalarını zanaatkârlar desteklemekteydi.Interesujące jest również to, że fotograf chciał chronić swoje prawa do dzieła.
Daha sonra başka zanaatçılar da ona katıldı.Po chwili dołączają do niego inni ludzie.
Her zanaatı yapabilen becerikli biridir.Każdy posiada jakąś potrzebną umiejętność.
Pawilony, 1970'lerde, esas olarak dükkanlar ve zanaat atölyelerine ev sahipliği yapmıştır.Pawilony powstały w latach 70. XX wieku głównie jako sklepiki i zakłady rzemieślnicze.
Amezaiku (Japonca: 飴細工), Japon şeker zanaatı sanatıdır.Amezaiku (飴細工, Amezaiku?) är ett japansk konsthantverk där man arbetar med konfekt.
Bakır sikkelerin darp etme yetki genelde yerel zanaatçılara açık artırmayla verilirdi.Tidvis har efterfrågan på järnsand från lokala entreprenörer varit större än tillgången.
Daha sonra başka zanaatçılar da ona katıldı.Згодом до нього приєдналися і інші кучхюрці.
Zanaatkarların varlığı ise zamanla teknolojinin ve metal silahların geliştirilmesine olanak sağlamıştır.Швеція вважає, що важливо також розвивати і сучасні технології та озброєння.
Zanaatkarlar, el becerileri nedeniyle tarih boyunca pek çok toplumda saygın bir yere sahip olmuşlardır.Свого часу над тим, щоб досягти відповідного визнання в ООН, працювало багато експертів.
Çeşitli zanaat dallarında ve fabrikalarda çalışarak geçimini sağladı.Některé z nich jsme navštívili během našich pracovních a prázdninových cest.
18. ve 19. asırlarda, ünlü bir hayvan ve zanaat pazarı hâline geldi.V 18. a 19. století se zde konávaly veliké trhy dobytka a ryb.
Zanaatkarlarıyla ünlüdür.Známá pro své řemeslníky.
Praefectus fabrum: Fabri görevlisi subay, iyi eğitimli mühendis ve zanaatçı.Praefectus fabrum: ofițer responsabil al corpului de fabri, ingineri și artizani.
Daha sonra başka zanaatçılar da ona katıldı.Ulterior, acestora li s-au alăturat și altele.
Qualinesti ormanında Elfler tarafından izin verilmiş bir zanaatkardı.A fost chiar suspectată o tentativă de cuibărit în pădurea Hagieni.
İlin isminin kökeni ise yörede çok gelişmiş olan çanak-çömlek zanaatinden gelir.Numele de Valea Cucului vine de la relieful care îl are.
Bunlardan çoğu zanaatçı ve büyük malikanelerde hizmetçiydi.A többség az uradalmi majorokban, cselédsorban élt.
Vidadi'nin lirik şiirleri sanatsal zanaatın harika bir örneğidir.Wallisin maalaukset ovat hyvä esimerkki naivistisesta taiteesta.
10 yaşında hırsızlığa başladı, on üç yaşında bir zanaat okuluna kaydoldu.Hän lintsasi koulusta säännöllisesti ja joutui pidätetyksi varkaudesta 13-vuotiaana.
Bu satıcılar daha sonra zanaatkârlıkta üretim yapabilmek için kolektif olarak örgütlendi.Sen jälkeen niitä on luvattu valmistettavan kysyntää vastaavasti.
Marangozluk, ağaç işleme zanaatıdır.En snedker er en håndværker, der arbejder med træ.
Bunlardan çoğu zanaatçı ve büyük malikanelerde hizmetçiydi.De fleste var store, tyngre kjøretøy.
Müzede sanat, zanaat ve tarih alanındaki parçalar sergilenir.Museet konsentrerer seg om kunst, håndverk og historie.
Amezaiku (Japonca: 飴細工), Japon şeker zanaatı sanatıdır.Amezaiku (飴細工, còn gọi là di tế công) là nghệ thuật kẹo Nhật Bản.
Zanaatlar konusundaki bilgiler de güvenilir görünmektedir..Do đó nội dung của nó được xem là đáng tin cậy.
Onların zanaati ve gelenekleri ölmeye yüz tutmuş olabilir.彼らの工芸や伝統は死にゆくところだったのかもしれない。
Her zanaatı yapabilen becerikli biridir.なんでもこなせる優秀な人物である。
Dokumacılık, ayakkabıcılık,terzilik en yaygın zanaatlardır.傘や靴は最も整頓が必要である。
Hayır mı?, Evlilik zor, bekârlık hoş zanaat!".『はぴまり〜Happy Marriage!
Çünkü metal ve demir işçiliği ateşten ayrılamaz ve ateş bu zanaatın bir parçasıdır.つまりスチール・ウールはライターなどで着火が可能であるが、鉄塊は火を近づけることで燃焼させることはできない。
Marangozluk, ağaç işleme zanaatıdır.木地師、木工芸を体験できる。
Yusuf, bir kültür adamıydı ve Pers, Türkiye ve Roma'dan şair ve zanaatkarları mahkemeye davet etti.優素福是一位有文化的人,邀請來自波斯,土耳其和羅馬的詩人和工匠到他的宮廷。
Yazı desenleri tasarlayan sanat ve zanaata tip tasarımı denir.设计字体的艺术和工艺叫做字体设计。
Bunlardan çoğu zanaatçı ve büyük malikanelerde hizmetçiydi.故此大多數的女管家都是出身較好的女僕。
Hayır mı?, Evlilik zor, bekârlık hoş zanaat!".미혼 직장인 결혼관, "결혼은 선택 사항-혼자만의 생활 중요해".
Vidadi'nin lirik şiirleri sanatsal zanaatın harika bir örneğidir.קישוטי המזבח נחשבים לדוגמה טובה לאמנות דתית.
Hayır mı?, Evlilik zor, bekârlık hoş zanaat!".כל דבר עדיף על פני נישואים ללא חיבה."
Çünkü metal ve demir işçiliği ateşten ayrılamaz ve ateş bu zanaatın bir parçasıdır.Затова нито металът може да се отдели от огъня, нито огънят от метала.
Marangozluk, ağaç işleme zanaatıdır.Дърворезбата е художествена обработка на дърво.
Daha sonra başka zanaatçılar da ona katıldı.По-късно към нея се присъединяват и други държави.
Bir demirciydi ve tüm zanaatlerin ustasıydı.Бил е отличен психолог и познавал мисленето на всяка от тях.
Dolayısıyla bu kişiye zanaatından dolayı Çıkrıkçı Lakabını takmışlardır.Taj je naslov nosio zbog svoje važnosti.
Bakır sikkelerin darp etme yetki genelde yerel zanaatçılara açık artırmayla verilirdi.Niekedy bola požiadavka na stavbu miestnych tratí daná aj podmienkami koncesie pre veľké spoločnosti.
Bir anlamda, aşçılar eğitimli zanaatkarlar olarak kabul edildi.Podľa mienky odborníkov boli hrané v slušnej kvalite.
Daha sonra başka zanaatçılar da ona katıldı.Pozneje so se mu pridružili še honorarni sodelavci, dr.
Dolayısıyla bu kişiye zanaatından dolayı Çıkrıkçı Lakabını takmışlardır.To je zato, ker so pri svojem delu uporabljali lokalno glino .
Askeri yeteneklerine ek olarak, Firuz görünüşe göre yetenekli bir marangoz ve zanaatkârdı.Poleg uspešne vojaške kariere je bil Hax tudi uspešen peterobojec in športni strelec.
Bu nüfus artışı iş gücünü, yatırımı ve zanaati arttırdı.Need määrad pidid stimuleerima tööd, kokkuhoidu, investeerimist.
Periyekler tarım ticaret ve zanaatla uğraşmak ve devlete vergi vermekle yükümlülerdi.Pooldasid omanike-feodaalide maksustamist ja tööstuse ja kaubanduse toetamist.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod