Ana içeriğe geç
Sözlük

zamanla ile cümle

zamanla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Zamanlamayla ilgili kısa bir soru.Just a quick question on timeline.
June'a bakmadığın zamanların keyfini çıkar.Have a nice time, with June off your hands
Bunlar zamanla daha da gelişirler.These will get more developed over time.
Zamanla fikrimizi uzaktaki insanlara anlatabileceğimiz daha etkili yollar buluruz.We find more and more effective ways to convey this idea to somebody from a distance.
Zamanla bunu göremeğiz bile.Eventually, you're not even going to see this.
İkimiz, sen ve ben, bir zamanlar çok yakındık.You and I, you and I, once we were so close.
İkimiz,sen ve ben, bir zamanlar çok yakındık.You and I, you and I, once we were so close.
Twitter son zamanlarda biraz araştırma yaptı.Twitter recently did some research.
O zamanlar PISA performanslarına göre dünya böyle görünüyordu.This is how the world looked then in terms of PlSA performance.
Son zamanlarda eve geç gelmenin sebebi buydu demek.So that's why you were late these days.
Beynimizdeki nöron kanalları da zamanla değişiyor.Likewise, every connectome changes over time.
O zamanlar genç bir adamdım.I was a young man at the time.
Evet, doğru. Nasıl oldu bilmiyorum ama zamanla her şey kolaylaştı.Yeah, I don't know, but by the time we--everything becomes easy.
Ve bu sayede biraz daha finansal destek görebilirdik, ki bu son zamanlarda neredeyse imkansızdı.And maybe we'd be helped financially a little bit more, which had been desperately difficult.
Geri kalan zamanlarda yerleri belli değil.The rest of the time they're delocalized.
Kendisi o zamanlar Paris' te tanınan bir devrimciydi.He was a well-known revolutionary in Paris at the time.
Bürokrasideki adamımızla ve iyi planlanmış zamanlamayla Bizim de bir merkez bankamız olacak.With our man in office and well-planned timing we will have our central bank.
Bilirsiniz, dünya görüşünüzün testi iyi zamanlarda nasıl hareket ettiğiniz değildir.You know, the test of your worldview is not how you act in the good times.
Son zamanlarda sıkça duyduğunuz "semantik Web" kavramının tanımını yapmak istiyorum.I'm going to give my explanation of a term you're hearing, which is a "semantic Web."
Sen de çekici bir kadındın herhalde... bir zamanlar!Back in your day [slap]
Meşgul müydün son zamanlarda?You been busy? I'm working on a gravity belt!
Ve zamanla, giderek çok daha fazla... ...kütle bu karadeliğe doğru çekiliyor.And then over time you just have more and more mass just falling into this black hole.
Bazı zamanlarda, pasif kalıp hiçbir şey yapmıyorlar. .Or their-- what they need to-- so sometimes they'll lay dormant and do nothing.
Bence kahvenin toptan satýţý, o zamanlar, yeţil kahve piyasasý belki 80 veya 90 sentti.I think wholesale coffee, at that point in time, the green market was maybe 80 or 90 cents.
Modern zamanların şairiA modern day poet.
O zamanlar bile,And even back then,
Ve zamanla, zaman ve uzay bunun sayesinde birleştiler.So over time, time and space have compressed because of this.
Düşünceleri için mükemmel panzehiri bulmuşlar ve gerçek inanca talep olan zor zamanların sığınağını.They found the perfect antidote to thought and the ideal refuge of the hard demands of real faith.
Harika bir doktorun bana bir zamanlar dediği gibi,As a very wonderful doctor once said to me,
Bir zamanlar...Once upon a time...
Bir zamanlar... 80 yaşını geçmiş olanShe, who had loved so much, now loves only her work... Once upon a time...
Bir zamanlar CHANEL vardı.Once upon a time there was CHANEL.
Bunu denemeye batı Avustralya, Esperance'de başladım O zamanlar, doktoramı yapmaktaydım,I started this as a tryout in Esperance, in Western Australia.
Ve onlar o zamanlar uzaklarda yaşıyorlardı.And they lived away then.
Son zamanlarda bu çevrede garip insanlar dolaşıyor.Recently, there's been strange people around this neighborhood.
O zamanlar adet olduğu üzere,As it was the custom of the time,
Ve o zamanlar insanlar aslında bu soruyu olumlu,And at the time, people actually answered that question positively:
Maalesef, gördüğünüz gibi o zamanlar resim çok farklıydı.Unfortunately, as you can see, there was a very different picture.
"O zamanlar, ne kadar şeyin sona erdiğini bilememiştim."I did not know then how much was ended.
- Bir zamanlar öyleydi.- It once was.
Buna "özel bir anlam" adını veriyorum. Bir zamanlar bir kamyon şoförünün söylediği gibi:The first thing that happens is, a person begins to take on what I call, "special meaning."
Zamanlama önemli.Timing is important.
Bir zamanlar ben 24 yaşındayken,Once upon a time, at the age of 24,
Zamanla, bu minik iplikler sıvının içinde katmanlaşıyor ve yüzeyde bir tabaka oluşturuyorlar.Over time, these tiny threads form in the liquid into layers and produce a mat on the surface.
Bu buz zamanla duracaktır.That ice will eventually stop.
Ya da bir tenis topu fırlatırsam, bu top zamanla duracaktır.Or if I throw a tennis ball, that tennis ball will eventually stop
Zamanla duracaktır. ya da eğer bir bowling topu yuvarlarsam, ya da başka bir şeyIt will eventually grind to a halt. Or if I roll a bowling ball, or if I - anything!
Ve zamanla enerjiye karşı kullanılıyorlar.And they will essentially be working against the movement
Ve bir sinyal bize onların geçmişleri hakkında bir fikir verebilir, şimdiki zamanları değil.And a signal would give us a glimpse of their past, not their present.
Hepimiz zamanla olgunlaşır ve gelişiriz.We all develop over time.
Bu 2004'teydi, o zamanlar bu çok çok devrimsel bir gelişmeydi.This was in 2004; at that time, this was something really, really revolutionary.
Ve yavaş yavaş zamanla,And slowly over time,
Çünkü hepiniz bir zamanlar üç yaşındaydınız.Because you all used to be three years old.
Yani, o zamanlardaki evrenin milyarlarca buluta ayrıştığını hayal edebiliriz.So we can imagine the early universe breaking up into a billion clouds.
Caddenin o zamanlar nasıl gözüktüğünün belgesi gibi algılıyorum.But trying to generate an American style
O zamanlarda doktorlar, erkekleri düzenli olarak eşlerine zevk vermelerinin önemini anlatıyordu.Doctors back then were routinely telling men the importance of pleasuring their wives.
O zamanlar,In that moment in time,
Yani bu zamanla şu zamanın toplamı 1 saat ediyor.So this time plus this time is 1 hour.
Sadece bazı anlarda bir kaç saniyeliğine dışarıya çıkabildiği zamanlar oluyordu.There were moments when he would actually space out for seconds at a time.
Atalarımın Amerika Birleşik devletlerine taşındığı zamanlar.My ancestors moved to the United States.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod