Ana içeriğe geç
Sözlük

zamanla ile cümle

zamanla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bütün iyi zamanlarda mı, hatırladınız mı?All in good time, remember?
Geldiğimiz noktadan memnun olduğumuz zamanlar o kadar nadir ki.It's hardly time to rest on our laurels.
Aigoo, sen gerçekten zor zamanlar geçiriyor olmalısın.Aigoo, you really must have a hard time.
Sonraki 10 senede, boş zamanlarımı kargalar hakkında okuma yaparak geçirdim.So, I spent the next 10 years reading about crows in my spare time.
Ve zamanla kargalar gelip, fıstıkları yiyorlar ve sonra oradaki makineye alışıyorlar.And crows eventually come by, and eat the peanuts and get used to the machine being there.
Ortada zamanla yarış varAnd, there's a race with time.
Bu sekiz sene öncesiydi, o zamanlar bazı insanlar daha fazla cumhuriyetçiydi.This was eight years ago, some people were more Republican back then.
Ve böylece yalnızca çalışma zamanları cinsinden bir denklemimiz olur. -Now, they tell us that she worked 19 hours total.
Bu soruları zamanla tekrar gözden geçirmelisiniz.And you have to revisit these questions over time.
Evet ama bilirsin işte son zamanlarda çok meşguldüm.Yeah but you know, I've just been really busy lately.
Bu zamanlardaki değişimler bizi eşit ölçüde etkileyemeyecek.The changes in these times won't affect us all equally.
Benim resmimde bir zamanlar ordaydıMy picture used to be on the wall once
Ustam bana ocakları hazırlattı. çünkü o zamanlar bu iş ocak hazırlama işiydi.My master took me to set ovens because this was part of oven-making, oven-setting, in the time.
Yakın zamanlarda orada değil miydin?Weren't you there recently?
Elimizdeki ipuçlarından biri evrenin zamanla değişiyor olması.One big clue we have is that the universe is changing with time.
Cisimlerin çekimsel güçleri Big Bangie yakın zamanlarda çok daha fazlaydı.The gravitational pull of things was a lot stronger near the Big Bang.
Zamanla yok olacaklar, ve sonunca sadece bomboş bir uzay kalacak.They will evaporate, and we will be left with nothing but empty space.
So-hwa, bizler de bir zamanlar insandık.So- hwa. we were humans once
Herkes Kur'an'ın tüm zamanlar ve mekanlar için olduğuna inanıyor.Everybody believes the Koran is for all time and all place.
Tabii ki zamanla kendime olan güvenim arttı herşeyin yoluna gireceğini biliyorum.Obviously, over time I have a lot more confidence that it's going to be OK.
Büyük camgözlerin dünya çapında sayılarının azaldığına dair son zamanlarda önemli kaygılar var.There's great concern that basking sharks are depleted all throughout the world.
Şimdi, aslında o zamanlar bilmiyordum ama, ben 10 Eylül günü yedi yaşıma girmiyordum.Now, I didn't know it at the time, but I really wasn't turning seven on September 10th.
Kaybettikleri zamanları unuturlar.They forget the times they lose.
Zamanla bu, dünya üzerindeki yaşamın milyarlarca türünün her birini üretti.Over time this produced every one of the billions of species of life on earth.
Fakat zamanla, piyasanın etkisiyle bu prensip göz ardı edildi.But over time, the influence of the market transformed this principle beyond recognition.
Siz ve ben zor zamanlarla karţý karţýyayýz. Aalst sosyalist olursa, Flandra'yý kaybederiz.Devemos pensar que, enquanto Daens defende,... muitos levantarão a espada contra os trabalhadores.
Bob Dylan 42 yaşında ve onun kültürsel alanda spotunun parladığı zamanlar geçeli çok oldu.Bob Dylan is 42 years old, and his time in the cultural spotlight is long since past.
Zamanla bir adam gerçeği gördü ve bu adaya bakış açımızdan çok daha fazlasını değiştirdiIn time, one man saw the truth and changed much more than just our view of these islands
O zamanlar hayal aleminde yaşıyormuşum.In those days, I was living in a fool's paradise.
Bu 1 dolarlık web sunucusu. O zamanlar çok uç bir şeydi.This is a $1 web server, and at the time that was radical.
O cesurca, gözlerini kırpmadan, hatta hırçın, hatta şişesi boş olduğu zamanlarda öfke dolu.She boldly, unblinkingly, even pugnaciously, wrathfully even, when her bottle was empty.
O zamanlar tüm ihtiyacım, birinin bana gelip de normal olduğumu söylemesiydi.All I really needed was someone to reassure me that somehow I was a normal part of the universe.
Ama o zamanlar kimseyle konuşamıyordum.But I didn't feel like I could talk to anyone.
Umarım zamanlarını almışlardır.I hope they take their time.
# Çok fazla yaşamayacağımı düşündüğüm zamanlar oldu# There been times that I thought I couldn't last for long
Modeller zamanla altyapı halini alır.Models eventually fade into the background.
Değişim zamanla olur.Change happens slowly.
Son zamanlarda hiç düşündünüz mü?Have you thought about it lately?
Çok trajik zamanlardı.It was a very tragic time.
Çok zor zamanlar.It was a very difficult time.
Tae Ik, sana zor zamanlar mı geçirtiyor?Doesn't Tae Ik give you a hard time or something like that?
Ama sen bir zamanlar hoşlandığım birisine benziyorsun. <i>Bu ne?<br />Çıkıyor mu onlar?You look just like someone I used to like.</i>
Doğu Timor'un kolonileştirildiği zamanlar, 20. yüzyılda koloniciliğinin son dönemleriydi.lots of archive material. That was at the end of Portuguese colonialism in the 20th century.
O zamanlar bu yolculuğun hayatımızı ne kadar değiştireceği hakkında hiç bir fikrimiz yoktu.Back then, we had no idea how much this trip would change our lives.
Atalarımız zamanla, daha dik durabilmiş, daha iyi yürümeyi öğrenmişlerdir.And later, developed skulls with larger brain cases, devoted more time thinking and less to chewing.
200.000 yıl önce Afrika'da yaşamış olan insanların kemikleri yakın zamanlarda bulundu.We find the bones of people in Africa, who looked something
O zamanlardan bu zamana gelişimiz bir sonraki bölümün konusunu oluşturuyor.How we got from there, to here, forms the next chapters in our human story.
Köpeklere bayılırız ama gerçekten mutlu ve üzüntülü olmadıkları zamanlar onların içleri boştur,We are fond of dogs, but they are mostly empty inside when they are not very happy or sad.
O çok büyük bir özlem o zamanlar için ama onlar gerçekleşmedi.It's the achingly sentimental yearning for times that never happened.
Şimdi Geçmiş zamanla konuşuyorlar,Iron-Contra was openly exposed by massive network coverage.
Arkadaşımında kolu çıkmıştı, o yüzden çok zor zamanlar geçirdi.My friend also dislocated his arm and he sure had a hard time because of that.
Tüketicilerin haberdar olmak istiyorum işçiler zor zamanlar var.I want the consumers to be aware that the workers have a hard time.
Zamanla beynin tüm boţluklarýyla buluţmasý için çektiđim tüm esrarý okudum.Give me a threshold. Give me a specific point at which you'll finally take a stand.
Son zamanlarda çok sessizdi...She's been quiet...
O ilk zamanlar... ...hep bulanýk.My dad's bringing to you for the first time. The early times...
Ha! Üç de burada 122. Ama bunlar ilk zamanlar.119 and three here, 122.
Son zamanlarda, öğretmenleri onun internette gözetimsiz gezinmesine izin veriyor.Recently, its teachers let it surf the Internet unsupervised.
Zamanla Yusuf, kardeşleri ve o kuşağın hepsi öldü.Joseph died, as did all his brothers, and all that generation.
Yeni şarabın sonu geldi, Asmalar soldu, Bir zamanlar sevinçli olanların hepsi inliyor.The new wine mourns. The vine languishes. All the merry-hearted sigh.
Sonra RAB, savaş zamanlarında yaptığı gibi, gidip bu uluslara karşı savaşacak.Then Yahweh will go out and fight against those nations, as when he fought in the day of battle.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod