Ana içeriğe geç
Sözlük

zamanla ile cümle

zamanla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bir film de zamanla var olur, bu bir tecrübedir ki heyecanla gözden geçirmelisiniz.A film also exists in time; it's an experience that you should go through emotionally.
Ve zamanla pek çok kızı kurtardı.And in that time she saved many girls.
Bir zamanlar sınırlanan imkanlar şimdi herkese açık.So capabilities that were once restricted are now available to everyone.
Burada görüyorsunuz, uyanık olduğunuz zamanlar turuncu,And this is, of course, as you can see, the awake is the orange.
Uyandığınız zamanlar turuncu renkli görünüyor.And the wake time is in orange.
Biliyorum bir zamanlar oradaydýn, ađlayarak bana döndün.I knew there would be a time you would cry back to me
Yoksun zamanlarda büyük yaratıcılık gereksiniriz,In times of need, we need great creativity.
Bir zamanlar cok kum vardı.Once, there was a lot of sand.
Bir zamanlar çok balık vardı.Once upon a time there was lots of fish.
O zamanlar, üniversiteye kadar cebir öğretilmiyordu.They didn't teach it before then.
Çalıştığı zamanlarda aslında oldukça mutluydu.Now at the moment when he was working, he was actually quite happy.
Olayların zamanlaması nedeniyle bu çocuğun benden olması imkansız biliyorum.I know that it's not possible that this child could be mine, because of the timing of events.
Ve belki bu zamanla kaybolacak -- ama ben öyle düşünmüyorum.And that -- maybe it'll fade too with time -- but I don't think so.
Evald bir zamanlar benim oğlumdu.Evald happens to be my son.
Bir zamanlar burada yaşadım.I lived here once.
Ben de bir zamanlar Sara adında bir kadına aşıktım.I was once in love with a woman called Sara. No!
Bir zamanlar Noel Baba'ya inanırdın-- şimdi de Tanrı'ya.Once you believed in Santa Claus-- now in God.
Hepimizin parlak zamanları vardır, anneciğim.We all have our bright moments, dear Mother.
O zamanlar korkunç görünüyormuşum.What a fright one looked in those days.
Hepimizin iyi ya da kötü zamanları olmuştur.We all have had times, you did something, and after, you thought to yourself,
Son zamanlarda düşündüğüm şeylerden biri de neyin değeceği.And one of the things that I've been thinking about recently is what is worth while.
Onların fikirleri, bağlılıkları ve zamanları ile mümkün hale geliyor.It's their ideas, dedication and time that made it all possible.
Yeo Eui Do da bir zamanlar bir adaymış.Yeo Eui Do was once an island as well
Güzel olduğun zamanlar da var ...There are also times when you're beautiful.
Ekonomik kriz içinde, zorlu ve mücadeleci zamanlarda yaşıyoruz.We live in difficult and challenging economic times, of course.
Her teknoloji gibi usturlablar da zamanla gelişiyorlar.Astrolabes, like every technology, do evolve over time.
Zamanla, yerliler giderek doğadan uzaklaştılar. -And settled people became more detached from the natural world.
Tarım zamanla tüm dünyada insanların yaşam biçimi haline geldi. -Agricultural societies soon became the dominant way of life for people throughout the world.
Bazı zamanlar ,Toprak tekrar işlemleri sağlayamadığı zaman, tüm kasaba yer değiştiriyordu. -Sometimes, whole towns relocated when soils couldn't sustain repeated cultivation.
Son zamanlarda yemeklerimizde yeşil gıdalar kullanmak konusunda girişimler olmuştur.So let's start there. There's been a lot of movement recently in greening our food systems.
Yeni yıl zamanlarıydı.It was right around New Years.
Yoksa daha önce hiç yapmadığınız bir şeyi anladığınız zamanlarOr when you understood something you had never done before.
Ve merak ederseniz, niçin O tüm zamanlara benzemez?And you wonder, why can't it be like that all the time?
Her zaman insanlara yılın bu zamanları tropikal yağmurların olduğunu söyledim.I've already told the people that we have tropical rain this time of year.
Bence son zamanların din savaşları bunu göz ardı ettiler.And I think that's what the religious wars of late have ignored.
Ve çok ama çok zor zamanlar yaşadık.And very, very difficult times.
Evet, Western Union, o zamanlar çok başarılı bir şirketti.You know, Western Union, hugely successful company back then.
1944'te Brezilya'da doğdum. O zamanlar Brezilya henüz piyasa ekonomisi değildi.I was born in 1944 in Brazil, in the times that Brazil was not yet a market economy.
Taştan araç-gereçleri kullandığımız zamanları görmek istedim.And I wanted to see us when we used, yes, our instruments in stone.
UFO'mdan zamanla elde edebileceğim araçlardan biri de, düşürebileceğim bir monolit.One of the tools I can eventually earn for my UFO is a monolith that I can drop down.
Kitaplar beni bir zamanlar olduğum o içine dönük çocukluktan kurtardılar.Books have saved the introverted, timid child that I was -- that I once was.
O zamanlar internette yalnızca iki tane Danny vardı.There were only two other Dannys on the Internet then.
O zamanlar liseye başlıyordum.I was starting high school at the time.
İlk olarak, utanmıştım çünkü "Dune" isimli romanı o zamanlar okumamıştım.First of all, I was embarrassed because I had not read the novel "Dune" at that time.
Hala olduğu gibi, o zamanlar da konusu çöl gezegenler olan filmlerin uzmanıydım.I was merely a connoisseur of movies featuring desert planets, as I still am.
Tüm zamanların en başarılı oyunlarından biri.It's one of the most successful games of all time.
Elde ettiğiniz tek şey aşağı yukarı belli zamanlarda tekrar edilen animasyonlar.All you have is animations that are played back at more or less the appropriate times.
Başlangıçta hiç yürüyemiyordu ama zamanla daha iyiye gitti.At the beginning, it can't walk at all, but it will get better and better over time.
Zamanlama, estetik ya da başka sebeplerden dolayı bazı şeyleri çıkardık.Often, we had to pull things out as a result because of timing or aesthetics or whatever.
Zamanla değişir.It changes over time.
Ve bu son zamanlarda beynin belirsizliklerle nasıl başettiğini anlamada birleştirici bir yol.And it's more recently a unifying way to think about how the brain deals with uncertainty.
Ben o zamanlarda, Roxbury'de kendimi 'küçük dolandırıcı' olarak adlandırırdım.I called myself little hustler up in Roxbury in those days.
Ve işte o zamanlarda,And this particular day, you know,
İşte, o zamanlar bizim öğretimiz buydu!That was our teaching at that time!
Ve bu son zamanlarda gordugumuz bir sey.And that's all we seem to be caring about recently.
Bu tıpkı geçmişe olan düşkünlük gibidir ve bulutlar onlara gençlik zamanlarını düşündürür.It's like a nostalgic fondness, and they make them think of their youth.
Halen Sovyetler Birliğinin olduğu zamanlardı.It was still under the Soviet Union period.
Güzel zamanlardı.That were the good times .
Çünkü biz zor zamanlar geçirdik.Because we had a hard time!
O zamanlar cok iyi bir is yaptigimi dusunmustum.I thought, at the time, I did a pretty good job.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
zamanla ile cümle - Sayfa 34 - zamanla kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App