O zamanlar finans piyasalarında Asya veya gelişmekte olan ülke patlaması olduğu yere.It was at the time where there was the Asian or developing country boom in financial markets.
Gerçekten güzel zamanlardı.That was a really good time.
"Karamsarlık güzel zamanların lüksüdür..."Pessimism is a luxury of good times ...
Zor zamanlarda, karamsarlık kendini doğrulayan, kendi kendine olan bir idam"In difficult times, pessimism is a self-fulfilling, self-inflicted death sentence."
Kulağı sağır eden çığlıklar bir saldırıyı zamanlarPiercing calls synchronize an assault
Yani, gördüğünüz gibi bu populasyonun çeşitli özelliklerinin gerçekleşme sıklığı zamanla değişecek.So over time, the frequency of the different traits you see in this population will change.
Bir zamanlar bağımsız bir filmde konuşmasız figüran rolü almıştım.Because one time I had a walk-on role in an indie feature.
Nasıl oluyor da mantıklı olabildiğin tek an, benim kendimi küçük düşürdüğüm zamanlarda oluyor?How come the only time you actually make sense, is when it involves me humiliating myself?
Bunun çoğunun altında yatan teknolojidir, ve son zamanlarda üssel olarak büyüyen teknolojilerdir.Underpinning much of this is technology, and of late, exponentially growing technologies.
Zorlandığımız zamanların en güçlü iki kelimesi: ben de.The two most powerful words when we're in struggle: me too.
Bir zamanlar Anthony ve Ian adında iki genç adam varmış.Once there were two young men named Anthony and Ian.
İlkokulda olduğum zamanları hatırlıyorum, öğretmenlerim birimler konusuna çok yüklenirlerdi.I remember being in elementary school, and my teachers making a big deal about the unit.
O zamanlar 26 yaşındaydım.I was 26 at the time.
O zamanlar hiçbir yanı haritalandırılmamıştı.It was utterly unmapped at the time.
Seneye bu zamanlarda, ekim ayında, üç kişilik bir takımın lideri olacağım.This time next year, in October, I'm leading a team of three.
Ama son zamanlarda bunun böyle olmadığı kararına vardım.But I've come to conclude lately that it isn't like that.
O zamanlar, bu CDO'lar yüksek getiriler sağlayan müthiş yatırım araçları olarak gözüküyordu.And all of these CDOs looked like these great high yielding instruments.
Zamanla acýya alýţýlýyor ama... ...hiç geçmiyor.In time we got used to ... ...never done.
Bu cisim için alınan yol, zamanla doğru orantılıdır.The distance varies directly with the amount of time that travels for this particular object.
Hani eski zamanlarda yapmayı çok severlerdi öyle şeyler, anlatabildim mi?That they love to do in the old times, you know?
Mahatma Gandhi, tüm zamanların en büyük sivil savaşçılarından biri,Mahatma Gandhi, one of the greatest civil fighters of all time, said,
Bazı zamanlar, tabii ki, en kötü korkularımız gerçekleşir.And sometimes, of course, our worst fears do come true.
Bu çocuk son zamanlarda yemek yapma sanatına aşık oldu.That kid has recently fallen in love with the art of cooking.
Ama son zamanlarda pek umursamaz.But he's pretty uncaring lately.
Son zamanlarda şirkette işler gerçekten ters gidiyor..Lately company work has been really hard.
Bu yüzden onu son zamanlarda göremedim.That's why I have not been able to see him.
Seung Jo bu zor zamanlardan geçerken ona nasıl yardımcı oluyorsun?How are you helping Seung Jo right now when he's going through such a tough time?
Anna Nicole Smith'in son zamanlarda büyük bir rolü yüklendiğini görüyoruz.And we see Anna Nicole Smith playing a big role recently.
Erkeklerin, hayatlarının en aktif zamanlarında bir kaza sonucu ölme ihtimalleri çok daha yüksektir.Males are much more likely to die an accidental death in the prime of their life.
Bir zamanlar bir kumsaldı.It was once a beach.
Bir zamanlar mutlu küçük bir bakteri varmış.Once upon a time there's this happy little bacterium.
Seninle uzandığım zamanlar,When I lay with you
Farklı zamanlarda saat gibi geri dönecekler.They will return, like clockwork, at different times.
"Modern Warfare" tüm zamanların en iyi satan oyunlarından birisi."Modern Warfare," one of the most successful selling games of all time.
"World of Warcraft" tüm zamanların en başarılı oyunlarından biri."World of Warcraft" is one of the most successful games of all time.
O zamanlar, ışık terapisi ile ilgili erken denemeler de vardı.Those times, there were some early attempts also for light therapy already.
Bilirsiniz, bir zamanlar Lübnan, ülke olarak, uzun ve kanlı bir iç savaşta yok edilmişti.You know, Lebanon as a country has been once destroyed by a long and bloody civil war.
Bunlar aslında belli bir biçimde en rahat, en iyi zamanlarda inşa edilmedi.They were built in times that were not really the best of times in a certain way.
Bu gerçek zamanlaması.Now that's real time.
Amcanın sağlık durumu nasıl peki son zamanlarda?How is Seung Jo's dad doing lately?
O zaman zamanla iyi oldu.Then the timing is good!
O zamanlar, sanırım şunu söylemek yanlış olmayacak, öğretmenlerin yüzde 80'i,Now at the time, I think it's fair to say that 80 percent of the teachers were --
Son zamanlarda Mısır'dan çıkan bir parçaydı.He had to break off a piece to get out of Egypt recently.
Bir gün -- bir zamanlar, çok uzun yıllar önce, bütün kıtalar birbirlerine kenetliydi.There was a time, many, many years ago, when all of the continents were stuck together.
Beni dövüp bayılttığın tüm zamanları affediyorum. Tüm suçlar bitirilmemiş, açıkçası yaşıyorum.All the times that you beat me unconscious, I forgive
Zamanla böyle arkadasliklar bir kiz yüzündende bozulabilirAs time passes, friendships are even being affected because of this girl.
Bu son zamanlardaki tuaf davranisini sebebi olmali ilginc.Now we know the reason why he's been so depressed.
Ben son zamanlarda çok üzgününüm Ben biraz üzgünümI'm so sad lately. I'm a bit sad.
Harika bir zamanlama...Perfect timing... Huh?
Öyleyse, bir zamanlar özel, bir takım küçük yan ziyafetler, bugün daha genel ve düzenlidir.So what was once the special little side treat now is the main, much more regular.
İnsanlar zamanlarının yüzde 90'ından fazlasını kapalı mekanlarda geçiriyor.People spend over 90 percent of their lives indoors.
Bir zamanlarIn a man who used to be
Sakena, Afganistan'da kadınların eğitilmesinin tehlikeli olduğu zamanlarda öğretmenlik yapıyor.Sakena is a teacher at a time when to educate women is a dangerous business in Afghanistan.
Yüzlerine asit atılan zamanlarda okula geri dönen şu genç kızlara baksana"Look at those young girls who go back to school when acid is thrown in their face."
Zamanla Liberya'daki karşıt güçler Ghana'da barış konuşmaları yapmaya zorlandı.Eventually, opposing forces in Liberia were pushed to hold peace talks in Ghana.
Onları bir zamanlar susturan gelenekleri, yeniliklere bir ses vermek için devirmeliler.They have to subvert tradition that once silenced them in order to give voice to new aspirations.
O zamanlar daha çok tümsekmiş.Then there was more of a hump.
O zamanlar, bunun bir kerelik birşey olduğu düşünüldü.At the time, this was thought to be a one-off.
En azından, bu konuyu o zamanlar olduğu gibi ciddiye almalıyız.We need to be at least as serious as we were then.
O zamanlar Birleşik Devletler'in geliri azdı, bir, iki, üç bin dolar...And United States only had some, one, two thousand dollars at that time.