Ana içeriğe geç
Sözlük

zamanla ile cümle

zamanla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
O zamanlar, ülke, insanları hasta eden bakteriye ait çok az örneğe sahipti.At the time, it had very few samples of the bacteria that was causing people to get sick.
Resmi olmak için işe alındım ama fark ediyorum ki, zorunda olmadığım zamanlarda bile resmiyim.I'm hired to be solemn, but I find more and more that I'm solemn when I don't have to be.
O zamanlar tiyatro reklamları böyleydi.This is what theater advertising looked like at that time.
Bu zamanla değişti, gitgide kendi sesimi buldum ve aklıma gelemeyecek şeyler keşfettim.This changed slowly as I found my voice and I discovered things that I didn't know I would discover.
Ayrıca, bu arayüzle, çevirinizde zamanlamayı dinamik şekilde değiştirebilmenizi sağlayacağız.But we're going to give you the ability to change your timing dynamically inside of this view.
Aslıda bizim bir zamanlamaya ilişkin yeni-Actually, we had some new timing -
Şimdi, zamanlamaya ilişkin yenilikleri gösteren arayüz modelimiz yokmuş, onu fark ediyorum.I'm realizing we don't have the new timing - the new timing interface mock ups.
Ve son zamanlarda aynada gördüğüm yüze bile katlanamıyorumAnd lately, I can't even stand the face I see in the mirror.
Roma aslında bir zamanlar Britanya'dan istridye ithal etmişti.Rome in fact used to import oysters from London, at one stage.
O zamanlarda bu hiç kolay değildi.It wasn't easy in those days.
Ve bir zamanlar Neptün olarak anılıyordu.It was once called Neptune.
Yine de, zamanla, onları aramaya alıştım.However, over time, I got used to looking for them.
Bir zamanlar bağımlıymış, ama sonra bırakmış !I heard he had a drug problem, then kicked the habit
Bilmelisin ki, sen de bir zamanlar kurbandınYou should know, you were once a victim
Sende bi zamanlar bağımlıydın !You were a drug addict before
O zamanlar okyanuslarda balina bırakmamıştık.Now are we stuck with this?
Fakat sonra ülkemin durumunu keşfettim, o zamanlarda çok fazla yozlaşma vardı.But then when I discovered the situation in my country, at that time there was so much corruption.
O zamanlar için çok iyi kazanan bir aile olmalı.They must have had a good income, for that time.
O zamanlar ev satın almak için ne gerekiyordu?What was necessary to buy a house then?
Belki o zamanlar birikmiş %10'ları vardı.But maybe back then, they had 10%.
Son zamanlarda etrafta seni göremiyorum.I haven't seen you around lately.
Yakın zamanlarda Facebook'tan bazı sosyologlar--Recently some sociologists from Facebook --
Bunu deneyebiliriz tabii ama burada önemli olan zamanlama.It's like, well, you can try that, but the problem is timing.
Buraya gelinceye kadar çok zor zamanlar geçirdik ve bir çok engelle karşılaştık.We have been through a very tough time, we faced many obstacles until we got here
Son 40 yıl olağanüstü zamanlardı.The last 40 years have been extraordinary times.
Her mesleği tekrarlamak veya taklit etmek çok kolay. Zamanla insanlar çalışmayı bırakacak.It's very easy to repeat and to replicate any profession, but in time people will not work.
Bebek boy olarak yüzde 90, Bebekler değişik oranlarda ve değişik zamanlarda büyürler.Babies grow all at different rates and at different times.
O zamanlar bir Alman değişim programındaydım." (Kahkahalar)I was on a German exchange program then.
Bir zamanlar benimde bir hayalim vardı ama"I had a dream once, too, but -- But --"
"Bir zamanlar bir hayalim vardı çocuğum."I had a dream once, kid.
O zamanlar, davul tetikleri yeniydi.At that time, drum triggers were new.
Zamanla görüşüm karşıt olmaktan aynı fikirde olmaya doğru gitti.And in time, my views went from controversial to more or less consensus today.
Ve zamanla, bunu unutmuş gibi görünüyoruz, ya da umursamaktan vazgeçmiş gibi.And over time, we seem to forget this, or we seem to stop caring.
Bazen onlarla pazarlık ederken bazı zamanlar Jean-Pierre Bemba,But I was doing that, negotiating with them.
Fakat o zamanlarda dahi büyükbaş hayvanlar doğal yöntemlerle yetiştirilmiyordu.But by then cattle were already raised unnaturally.
Belki haşlanmış veya püre patates, veya tüm zamanların en aptal yemeği -- Minute Rice.Maybe baked or mashed potatoes, or perhaps the stupidest food ever, Minute Rice.
Bir zamanlar, Lesterland adında bir yer vardı.Once upon a time, there was a place called Lesterland.
Ben o zamanlar o kişiyken, reklam şirketi J.When I was him back then,
Ben o zamanlar 19.5 olmalıyım, ilk görüşte aşktı.I must have been 19 and a half then, and it was love at first sight.
Gerçeği yansıtmadıkları zamanlarda Amerika'nın kendi sınırları vardır.At times they don't even hold true at America's own borders.
Daha iyi seçimler yapmak yerine, seçimler altında eziliriz, bazı zamanlar korkarız da.Instead of making better choices, we become overwhelmed by choice, sometimes even afraid of it.
Sadece kötü olacağını düşünmüyordum, tüm zamanların en kötü kitabı olacağını düşünüyordum.Not just bad, but the worst book ever written.
Ve o zamanlar, açıkçası, ebeveynlerinize karşılık veremezdiniz.And at that time, quite frankly, you really did not talk back to your parents.
Geçenlerde, bugünkü Amerikalıların üçte ikisinin o zamanlar, 1963'de doğmamış olduğunu fark ettim.I recently realized that two-thirds of Americans today had not been born at the time of 1963.
O zamanlar 3 yaşındaydı.He was only 3 at the time.
İşte bunlar zamanla medyada bizim korkularımızın nasıl göründükleri.So these are what our fears look like over time in our media.
Zamanla inanılmaz diyebileceğim veriler elde ettim.I have further results, which are almost unbelievable, of scores which go up with time.
Son zamanlarda araştırdığımız şeylerden biri de bu.And this is something that we've been researching for a little while.
Bizim merkezimizde arada eğlendiğimiz zamanlar da oluyor.Now we're also having a bit of fun at the center.
Son zamanlarda ise daha ağırlıklı olarak basın işIeri üzerinde çalışıyorum.I'm really into press work lately.
Fotomontajları dokular, vektörel formlar ve son zamanlarda 3D ile harmanlamaktayım.I mix photomontages with textures, vector shapes, and most recently with 3D.
Enerjinin fiyatı zamanla aşağı düştü.Now, the price of energy has come down over time.
Ve bu dizeye rastladığım aynı zamanlarda, bu diğer dizeye rastladım,So I always liked it. And about the same time I ran across this one verse,
Onu tanımıştım bir keresinde, fakat o zamanlar genç bir delikanlıydı.I knew him once, but then he was a boy.
Eski zamanlardan kalma bir iddiaya dayanır: kendi içimizde kazanırız ya da kaybederiz.Yet there lives on the ancient claim: we win or lose within ourselves.
Bazı durumlarda, çeşitli zamanlar, bu şekilde hissettim.I've felt that way on certain occasions, at various times.
Bilgisayarlarda resim görüntüleyebilme zamanlarını hatırlayın, o muhteşem, tam renk fotoğraflar...Remember when images were first possible with a computer, those gorgeous, full-color images?
Tamamen başarısız oldum, ama zamanla, kadınlar mallarını kendi yollarıyla satmayı öğrendiler.Completely failed, but over time, the women learnt to sell on their own way.
Zamanla, gazın çoğu merkeze doğru çekildi, ve yeni bir yıldız yanmaya başladı.In time, most of the gas gravitated towards its center... and ignited as a new star.
Zamanla kendini daha etkin bir şekilde kopyalan DNA, RNA'nın yerine geçti.Eventually D.N.A. replaced R.N.A. as a more efficient replicator.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod