Tom'un zamanında uyanma sorunu var.Tom has trouble waking up on time.
Bu kent, zamanında güzeldi.This city was beautiful in its time.
Zamanında yapabilir misin?Can you make it in time?
Kötü hava gemimizin zamanında varmasını engelledi.The bad weather prevented our ship from arriving on time.
Tüm yapman gereken şey oraya zamanında varmaktır.All you have to do is get there on time.
Size göre Tom zamanında burada olacak mı?Do you think Tom will be here on time?
Tom'un zamanında burada olacağını düşünüyor musun?Do you think Tom will be here on time?
Onlar bize zamanında ulaşamazlar.They'll never reach us in time.
Yangın zamanında neredeydin?Where were you at the time of the fire?
Zamanında vardın.You arrived on time.
Biz eve zamanında gelemeyiz.We can't come home in time.
Tom hasta olmasına rağmen ev ödevini zamanında yaptırmayı planlıyor.Although Tom is sick, he plans to get his homework done on time.
Tom hasta olmasına rağmen ev ödevini zamanında bitirtmeyi planlıyor.Even though Tom is sick, he plans to get his homework finished on time.
Umarım son trene zamanında yetiştim.I hope I'm in time for the last train.
Lütfen buraya zamanında gelmek için elinden geleni yapmaya çalış.Please try your best to get here on time.
Tom okula zamanında geldi.Tom arrived at school on time.
Tom toplantı için zamanında geldi.Tom arrived in time for the meeting.
Tom zamanında gelmemden emin olmamı istedi.Tom asked me to make certain I was on time.
Tom zamanında gelmedi.Tom didn't come on time.
Tom ev ödevini zamanında yaptırmadığı için iyi bir nedeni vardı.Tom had a good reason for not having his homework done on time.
Tom'un kirasını zamanında ödemediği için iyi bir nedeni vardı.Tom had a good reason for not paying his rent on time.
Tom trenin zamanında geleceğini umuyordu.Tom hoped the train would be on time.
Tom işi zamanında bitirmek için ne gerekiyorsa yapacak.Tom will do whatever it takes to finish the job on time.
Ben bana yönelik yumruğu önlemek için tam zamanında eğildim.I ducked just in time to avoid the punch aimed at me.
Biz tam zamanında geldik.We were just in time.
Buraya zamanında geldin.You got here on time.
Eğer doğru hatırlıyorsam Boston yılın bu zamanında güzeldir.If I remember correctly, Boston is beautiful this time of year.
Boston yılın bu zamanında güzel.Boston is lovely this time of the year.
Genç bayanlar zamanında geldi mi?Did the young ladies arrive on time?
Zamanında oraya gitmek zorunda değiliz.We don't have to get there on time.
Umarım bu yıl vergilerimi zamanında alabilirim.I hope I can get my taxes in on time this year.
Tom oraya zamanında varmadı.Tom didn't get there in time.
Oraya zamanında varmaya çalışalım.Let's try and get there on time.
Kirasını zamanında ödediği sürece Tom'un endişelenecek bir şeyi yok.Tom has nothing to worry about as long as he pays his rent on time.
Akşam yemeği için tam zamanında geldin.You're just in time for dinner.
Akşam yemeği için zamanında evde olmam gerekir.I should be home in time for dinner.
Bana yardım etmezsen, o zamanında bitmeyecek.If you don't help me, it won't get finished on time.
Lütfen zamanında gel.Please come on time.
Tom onu zamanında yapacak.Tom will make it on time.
Tom otobüs durağına tam zamanında ulaştı.Tom got to the bus stop just in time.
Tom'a zamanında orada olmayı planladığımızı söyle.Tell Tom we plan to be there on time.
O hep zamanında gelir.She always arrives on time.
Taksi tam zamanında geldi.The taxi arrived in good time.
Onu zamanında yapmayacağız.We're not going to make it in time.
Bunu asla zamanında yapmayacağız.We're never going to make it on time.
Biraz daha hızlı sürseydik, oraya zamanında varırdık.If I'd driven a little faster, we'd have gotten there on time.
Oraya zamanında varacağız.We'll get there in time.
Zamanında Tom'a ulaşamadım.We weren't able to reach Tom in time.
Tom'a zamanında ulaşamadık.We weren't able to reach Tom in time.
Bu raporu zamanında bitirtmeye çalışırken zor bir zaman geçirdim.I had a hard time trying to get this report finished on time.
Bu raporu zamanında yetiştirmeye çalışırken epey zorlandım.I had a hard time trying to get this report finished on time.
Bunu zamanında yaptırmak için bir yol bulabileceğimizden eminim.I'm sure we can figure out a way to get this done on time.
Zamanında orada olabilip olamayacağımdan emin değilim.I'm not sure if I'm going to be able to be there on time.
Oraya zamanında varacağımızı umuyorum.I do hope we get there in time.
Mary 16 saatlik bir kıtalararası uçuş sırasında, zamanından önce doğdu.Mary was born prematurely during a 16 hour transcontinental flight.
Sen tam zamanında geldin.You're right on time.
Tanrıya şükürler olsun! Ben zamanında geliyorum.Heaven be praised! I come on time.
Tom'un zamanında burada olmayacağını farzedelim.Let's assume Tom won't be here on time.
Ev ödevimi zamanında bitiremedim.I wasn't able to finish my homework on time.
Bunu zamanında yaptırabilmemiz için hâlâ bir şans olduğunu mu söylüyorsun?Are you saying there's still a chance that we can get this done on time?