Kirayı zamanında ödeyebileceğimize sizi temin ederim.I assure you we'll be able to pay the rent on time.
Tom'un buraya zamanında gelmeyeceğini neredeyse garanti edebilirim.I can almost guarantee that Tom won't get here on time.
Oraya zamanında varacağımı düşünmedim.I didn't think I'd get there in time.
Onu zamanında yaptım.I made it on time.
Zamanında orada olmanızı bekliyorum.I expect you to be there on time.
Buraya zamanında gelmek için bu sabah ilk trene yetişmek zorundaydım.I had to catch the first train this morning to get here in time.
Boston'un yılın bu zamanında güzel olduğunu duyuyorum.I hear Boston is nice this time of year.
Tom'un zamanında buraya geleceğini umuyorum.I hope Tom gets here in time.
Onu zamanında yapabileceğimi biliyorum.I know I can make it on time.
Tom'un zamanında gelmeye çalışacağını biliyorum.I know Tom is going to try to arrive on time.
Tren için zamanında yetiştim.I was in time for the train.
Zamanında gelmesi için Tom'a söz verdirdim.I made Tom promise to come on time.
Bunu zamanında yaptırabileceğimizi sadece umuyoruz.I only hope we can get this done on time.
Tom onu zamanında yapmadı.Tom didn't make it in time.
Tom vergilerini zamanında ödemedi.Tom didn't pay his taxes on time.
Büyük ihtimalle Tom'un zamanında varmasını bekliyorsun.You're probably expecting Tom to arrive on time.
Raporu zamanında bitirtmek için daha çok çabalamalıydım.I should've tried harder to get the report finished on time.
Tom'un kesinlikle zamanında varacağını umuyorum.I sure hope Tom arrives on time.
Sanırım onu zamanında yapabiliriz.I think we can make it on time.
Bunu zamanında bitireceksem yardımına ihtiyacım olacak.I'm going to need your help if I'm going to finish this on time.
Tom'un okula zamanında gittiğinden emin olmam gerekiyor.I'm supposed to make sure Tom gets to school on time.
Zamanında orada olmayacağımı onlara söyleyeceğim.I'm going to tell them that I won't be there on time.
Bunu nasıl zamanında yaptıracağımızı merak ediyorum.I wonder how we're going to get this done in time.
Kesinlikle oraya zamanında varmaya çalışacağım.I'm definitely going to try to get there on time.
Zamanında oraya varmak için çok çalışacağım.I'm going to try real hard to get there on time.
Buraya zamanında gelmeyeceğini düşündüm.I thought you weren't going to get here on time.
Neden buraya zamanında gelmediğini bilmek istiyorum.I want to know why you didn't get here on time.
Akşam yemeği için onu zamanında tekrar yapacağım.I'll make it back in time for supper.
Zamanında hazır olmak için elimden geleni yapacağım.I'll do my best to be ready on time.
Onu tam zamanında yapacağım.I'm going to make it just in time.
Bunu zamanında yapmayacağım.I'm not going to make it on time.
Zamanında teslim etmeye çalışıyorum.I'm trying to meet the deadline.
Akşam yemeği için zamanında evde olacağım.I'll be home in time for dinner.
Zamanında burada olduğundan emin ol.Make sure you're here on time.
Zamanından önce doğdum.I was born prematurely.
Ben zamanında döneceğim.I'll be back in time.
Zamanında geleceğim.I'll be on time.
Yılın bu zamanında burada iyi hava bekleyemezsin.You can't expect good weather here at this time of year.
2.30'da bir randevum vardı fakat trafikte sıkıştım ve oraya zamanında varamadım.I had an appointment at 2:30, but I got caught in traffic and couldn't get there in time.
Boş zamanında ne yapmaktan zevk alırsın?What do you enjoy doing in your free time?
Tom yetişmeyi planladığı trene yetişmek için istasyona zamanında gitmedi.Tom didn't make it to the station in time to catch the train he was planning to catch.
Tom arabasının çekilerek götürüldüğünü görmek içim tam zamanında restorandan çıktı.Tom walked out of the restaurant just in time to see his car being towed away.
Tom'un ödevini zamanında yaptırması zordu.It was hard for Tom to get his homework done on time.
Tom yılın bu zamanında Boston'da soğuk olduğunu söyledi.Tom said it was cold in Boston this time of year.
Yılın bu zamanında kar yağması olağandışı.It's unusual for it to snow this time of year.
Tom istasyona zamanında ulaşmadı.Tom didn't make it to the station on time.
Buraya zamanında gelemezseniz bize bildirin.Let us know if you can't get here on time.
Tom neredeyse asla okula zamanında varmaz.Tom almost never gets to school on time.
Tom akşam yemeği için zamanında döndü.Tom made it back in time for dinner.
Tom onu zamanında yapmayacak.Tom won't make it in time.
Tom zamanında gelmeyecek.Tom won't be in time.
Sen asla zamanında gelmezsin.You never arrive on time.
Hemen gitmezsek, zamanında oraya varamayacağız.If we don't leave soon, we'll won't get there in time.
Toplantının zamanında başlaması olası değil.It's unlikely that the meeting will start on time.
Acele etmezseniz zamanında oraya varmayacaksınız.You won't get there on time if you don't hurry.
Tom'un zamanında geleceğini hiç kimse ummuyordu.No one expected Tom to arrive on time.
Tren zamanında gelecek.The train will arrive on time.
Boş zamanından yararlanabilirsin.You can profit from your free time.
Benden onu tam zamanında uyandırmamı istedi.He asked me to wake him up on time.
Tom borçlarını zamanında öder.Tom pays his debts promptly.