Ana içeriğe geç
Sözlük

zamanında ile cümle

zamanında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Bunu zamanında yapmak için koştum.I ran in order to make it on time.
Tam zamanında!Just in time!
Oraya zamanında vardın mı?Did you get there on time?
Britanya'da üzümlü ve elmalı tart geleneksel olarak Noel zamanında yenir.In Britain, mince pies are traditionally eaten at Christmas time.
Zamanında geriye dönebilsen ne değiştirirsin?If you could go back in time, what would you change?
Tom her zaman kirasını zamanında öder.Tom always pays his rent on time.
Sovyetler Birliği zamanında "Pravda" ve "Izvestia" olmak üzere iki büyük gazete vardı.During the Soviet Union, there were two big newspapers - "Pravda" and "Izvestiia."
Boş zamanında internette olmayı seviyor.In his free time, he likes to be on the Internet.
O, boş zamanında internette olmaktan hoşlanır.In her free time, she likes to be on the Internet.
Her zaman zamanında gel.Always arrive on time.
Bu sorunla zamanında ilgilendiğiniz için teşekkürler.Thank you for dealing with this problem on time.
Son trene zamanında yetiştim.They arrived just in time for the last train.
Tom'un zamanında gelmeyeceğini nasıl bildin?How did you know that Tom wouldn't show up on time?
"Lütfen zamanında gel." "Ben her zaman zamanında geliyorum, değil mi?""Please be on time." "I always am, aren't I?"
"Proje zamanında tamamlanacak mı?" "Bunu garanti edebilirim.""Will the project be completed on time?" "I can guarantee it."
Tom zamanında buraya gelemeyecek.Tom won't be able to get here on time.
Neden faturalarını zamanında ödeyemediklerini söylediler mi?Did they say why they couldn't pay their bill on time?
Zamanında olacaksın, değil mi?You'll be on time, won't you?
Zamanında geleceksin, değil mi?You'll be on time, won't you?
Biz zamanında orada olmaya çalışacağız.We're going to try to be there on time.
Projeyi zamanında tamamlamak için ne gerekirse yapacağız.We'll do whatever it takes to complete the project on time.
Biraz daha hızlı yürürsek onu zamanında yapabiliriz.We could make it on time if we walked a little faster.
Biz neredeyse zamanında oraya varamadık.We almost didn't get there on time.
Bu işi zamanında bitirmek kolay olmayacak.It's not going to be easy to finish this job on time.
Faturalarını zamanında ödemeliydin.You should've paid your bills on time.
Oraya zamanında varacağız gibi görünüyor.It looks like we'll get there in time.
Gerçekten Tom'un zamanında gelmesini bekliyor musun?Do you really expect Tom to arrive on time?
Gerçekten zamanında geldin.You're really on time.
Zamanında geldiğiniz için teşekkürler.Thanks for being on time.
Ev ödevini neden zamanında bitirmediğini bilmek istiyorum.I'd like to know why you didn't finish your homework on time.
Faturalarımızı zamanında ödemeyi unutan tek iki kişi biz olamayız.We can't be the only two people who forgot to pay our bills on time.
Bunu tek başına bitiremezsin ve hala zamanında tamamlayamazsın.You can't do this alone and still meet the deadline.
Tom'un zamanında burada olacağını kesinlikle düşündüm.I thought for sure Tom would be here on time.
Oraya zamanında gideceğimi düşündüm.I thought I was going to make it here on time.
Zamanında geldiğimi düşündüm.I thought I was on time.
Benim tüm istediğim senin zamanında gelmen.All I ask is that you show up on time.
Ülkedeki otobüsler çoğunlukla zamanında gelmezler.Buses in the country don't usually come on time.
Ben bunu zamanında yaptırmak için ihtiyacı vurgulamak istiyorum.I want to emphasize the need to get this done on time.
Yılın hangi zamanında evlenmek istediğin hakkında düşündün mü?Have you thought about what time of year you want to get married?
Yılın hangi zamanında Boston'u ziyaret etmek istediğini düşündün mü?Have you thought about what time of year you want to visit Boston?
Yılın hangi zamanında sefere çıkmak istediğini düşündün mü?Have you thought about what time of year you want to take a cruise?
Tam zamanında geldin, yeni modeli test edebilir misin lütfen?You come right in time. Can you please test the new model?
Onun zamanında uyanma sorunu var.He has trouble waking up on time.
Her şey tam zamanında istenilen sonucu verecek.Everything will work out on schedule.
Oraya zamanında gidip gidemeyeceğim yakında görülecek.It remains to be seen if I can get there in time.
Onun yardımı tam zamanında geldi.His help came in the nick of time.
Yılın bu zamanında yalnız olmaktan nefret ediyorum.I hate being alone this time of year.
Zamanında geldin.You're on time.
Onun zamanında, o isimsiz bir yazardı.In his time, he was an anonymous writer.
Zamanında geldik.We're on time.
Zamanında gelin.Be on time.
Zamanında geldim.I'm on time.
Her şeyin zamanında hazır olacağını sana garanti ediyorum.I assure you everything will be ready on time.
O kadar hızlı yürüme. Biz oraya zamanında varacağız.Don't walk so fast. We'll get there on time.
Hiç olmazsa zamanında gelmeye çalış.At least try to come on time.
Sayende, zamanında geldik.Thanks to you, I arrived on time.
Sayenizde, zamanında geldik.Thanks to you, I arrived on time.
Onlar zamanında olmayacak.They won't be in time.
Zamanında oraya varamadım.I didn't get there in time.
İşi zamanında yaptırmanın tek yolunun o olduğunu varsayıyorum.I assume that was the only way to get the job done in time.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod