Tom, onu zamanında yapacağını söyledi.Tom said that he'd make it on time.
Tom onu zamanında yaptı.Tom made it on time.
Tom istasyona zamanında varabilmek için işini yarım bıraktı.Tom left his work half done so he could get to the station in time.
Tom şu an en güzel zamanında.Tom is now in his prime.
Tom asla zamanında gelmez.Tom is never on time.
Tom kesinlikle zamanında gelecek.Tom is certain to come on time.
Tom zamanında oraya varabileceğinden emin değil.Tom doubts that he'll be able get there on time.
Tom zamanında gelmeyen insanları sevmiyor.Tom doesn't like people who don't show up on time.
Tom okula zamanında varmadı.Tom didn't get to school in time.
Tom ödevini zamanında yaptırmak için bile uğraşmadı.Tom didn't even try to get his homework done on time.
Eğer acele ederse hâlâ onu zamanında yapabilir.Tom can still make it on time if he runs.
Tom zamanında geldi.Tom arrived in time.
Tom tam zamanında geldi.Tom arrived in the nick of time.
Tom neredeyse yerlere her zaman zamanında varır.Tom almost always gets places on time.
Tom'un zamanında buraya varıp varmayacağını merak ediyorum.I wonder if Tom will get here on time.
Tom'un buraya zamanında geleceğinden şüpheliyim.I doubt that Tom will get here on time.
Tom zamanında vardı mı?Did Tom arrive on time?
Zamanında gelmediği için Tom Mary'ye özür dilemelidir.Tom should apologize to Mary for not arriving on time.
Tom Mary'yi zamanında gelmediği için azarladı.Tom scolded Mary for not arriving on time.
Her zaman zamanında geldiği için Tom Mary'yi övdü.Tom praised Mary for always being on time.
Tom Mary'nin zamanında gelip gelmeyeceğinden şüphe ediyor.Tom doubts if Mary will come on time.
Tom'un Mary'nin zamanında geleceğinden şüphesi yok.Tom doesn't doubt that Mary will arrive on time.
Tom Mary'nin zamanında gelmesini beklemiyordu.Tom didn't expect Mary to show up on time.
Tom Mary'nin zamanında geleceğine güvenebiliyor.Tom can rely on Mary to be on time.
Tom ve Mary son tren için tam zamanında ordaydılar.Tom and Mary were just in time for the last train.
Herkes geç gelirse zamanında gelmenin ne anlamı var?What's the point of showing up on time if everyone else shows up late?
Tom zamanında gelmeseydi çok şaşırmazdım.I wouldn't be too surprised if Tom didn't show up on time.
Şanslı olursam, zamanında varırım.If I'm lucky, I will arrive on time.
Tom raporunu yazmayı zamanında bitirebildi.Tom managed to finish writing his report in time.
Tom zamanında ödeme yapan tek kişidir.Tom is the only person who paid on time.
Tom işleri asla zamanında yaptırmayan bir üne sahip.Tom has a reputation of never getting things done on time.
Tom işleri asla zamanında yaptırmamakla ünlüdür.Tom has a reputation of never getting things done on time.
Tom tam zamanında havaalanına vardı.Tom got to the airport just in the nick of time.
Tom tam zamanında oraya vardı.Tom got there just in the nick of time.
Tom açış konuşması için zamanında burada olacağına beni temin etti.Tom assured me that he would be here in time for the opening speech.
Tom Mary'nin faturalarını zamanında ödeyeceğini varsaydı.Tom assumed that Mary would pay her bills on time.
Tom tam zamanında vardı.Tom arrived just in the nick of time.
Ne olursa olsun, Tom her zaman zamanında gelir.No matter what happens, Tom always shows up on time.
İnşallah Tom buraya zamanında gelir.I hope Tom gets here on time.
Doktor tam zamanında vardı.The doctor arrived in the nick of time.
Zamanında varmayı umut edelim.Let's hope to arrive on time.
Biz zamanında varmayı umuyoruz.We hope to arrive on time.
Oraya zamanında varmak için koştu.He ran so he would get there on time.
Yarın zamanında geleceğim.Tomorrow I'll arrive on time.
Tom kapıdan içeri tam zamanında girdi.Tom walked in the door at just the right time.
Tom genellikle zamanında gelir.Tom usually shows up on time.
O, zamanında fren yapmadı ve bir ağaca çarptı.He didn't brake on time, and ran into a tree.
Oraya zamanında varacağımızı düşünüyor musunuz?Do you think we will get there on time?
Eğer şimdi terk edersen, kesinlikle uçak için zamanında olacaksın.If you leave right now, you'll be in time for the plane for sure.
Treni kaçırmadığın sürece oraya zamanında varırsın.You'll get there in time, as long as you don't miss the train.
Eğer treni kaçırmazsan oraya zamanında varırsın.If you don't miss the train, you'll get there in time.
Onu zamanında bitirmek için elimden geleni yapacağım.I'll try my best to finish it in time.
O, zamanında gelmedi.He didn't come on time.
Zamanında varmak için koştum.I ran so I would be on time.
İşi zamanında bitirmek için hiçbir ihtimal yoktu.There was no chance to finish the job on time.
Herkes partiye zamanında geldi.Everyone made it to the party.
Keşke zamanında dönebilsem.I wish I could go back in time.
Eğer senin desteğini almasaydım, işi zamanında bitiremezdim.If I hadn't had your cooperation, I couldn't have finished the work in time.
Uçak Itami havaalanına zamanında vardı.The plane arrived at Itami Airport on time.
Babam yatma zamanında bana kitap okurdu.My father used to read books to me at bedtime.