Ana içeriğe geç
Sözlük

zamanında ile cümle

zamanında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
O, boş zamanında ne yapacağını biliyor gibi görünmüyor.She doesn't seem to know what to do with her leisure time.
O zamanında gelebilir mi?Can she come in time?
O asla zamanında gelmez.She is never on time.
O, zamanında güzel bir kadındı.She was a beauty in her day.
Kar fırtınasına rağmen o, okula zamanında vardı.She arrived at school on time in spite of the snowstorm.
O, öğle yemeğinde zamanında olmak için babasına söz verdi.She promised her father to be in time for lunch.
Uçağın zamanında gelip gelmeyeceğini merak ediyorum.I wonder if the plane will arrive on time.
Uçak zamanında geldi.The plane arrived on time.
Uçak zamanında mı?Is the plane on schedule?
Uçak zamanında gelecek.The plane will get in on time.
Uçak zamanında kalktı.The airplane took off on time.
Lütfen kesinlikle zamanında gel.Please be sure to come on time.
Babam boş zamanında sık sık polisiye hikayeler okur.Father would often read detective stories in his spare time.
Barış bizim için zamanında gelecektir.Peace will come to us in time.
Annemin doğum günü için zamanında döneceğim.I'll be back in time for my mother's birthday.
Yarın zamanında burada olacağın konusunda sana güvenebilir miyim?Can I rely on you to be here on time tomorrow?
Randevuya zamanında yetişeyim diye taksiye bindim.I took a taxi so that I would be in time for the appointment.
Fırtına zamanında ulaşmamızı engelledi.The storm prevented us from arriving on time.
Fırtına onun zamanında ulaşmasını engelledi.The storm prevented her from arriving on time.
Tren geç kalmış olsa bile, biz zamanında gittik.Even though the train was late, we made it in time.
Tren zamanında ulaştı böylece biz beklemek zorunda olmadık.The train arrived on time, so we didn't have to wait at all.
Tren zamanında hareket edecek mi?Will the train leave on time?
Tren istasyona zamanında geldi.The train arrived at the station on time.
Trenler zamanında geliyorlar.Trains were arriving on time.
Tren zamanında ayrıldı.The train left on time.
Trenin zamanında gelmesi pek mümkün görünmüyor.It seems unlikely that the train will arrive on time.
Akşam yemeği için zamanında eve gitmediğin için babandan özür dilemelisin.You should apologize to your father for not getting home in time for dinner.
Onlar hiç zamanında geldiler mi?Have they ever come on time?
Uçak için tam zamanında ulaştım.I arrived just in time for the plane.
Onun dersi zamanında başladı.His lecture started on time.
Hemen hemen herkes zamanında geldi.Almost everyone arrived on time.
Bundan böyle zamanında gelmeye çalış.From now on, try to arrive on time.
Tren zamanında Kyoto'ya vardı.The train arrived on time to Kyoto.
Boş zamanında ne yapmaktan hoşlanırsın?What do you like to do in your free time?
Bildiğim kadarıyla, o asla zamanında gelmedi.As far as I know, he has never come on time.
Zamanında gelmemek çok kötüdür.Not coming on time is very bad.
Beni zamanında havaalanına yetiştirmesi için taksiciye on dolar bahşiş verdim.I tipped the cabbie ten bucks for getting me to the airport on time.
Son zamanlarda, ona maaş çekini zamanında vermiyorlar.Recently, they have not been giving her her paycheck on time.
Tom asla zamanında varmaz.Tom never arrives on time.
O, her zaman zamanında gelir.He's always on time.
Zamanında oradaydım ama seni görmedim.I was there on time, but I didn't see you!
Bir trafik sıkışıklığı yakalanmazsak, sanırım zamanında orada olacağız.I think we'll get there in time if we don't get caught in a traffic jam.
Trafik sıkışıklığına yakalanmazsak, sanırım onu zamanında yapacağız.I think we'll make it in time if we don't get stuck in a traffic jam.
Yılın aynı zamanında farklı yerlerdeki sıcaklık önemli ölçüde değişebilir.The temperature in different places can vary greatly at the same time of year.
Viking zamanında, Grönland bugünkünden daha yeşildi.In Viking times Greenland was greener than today.
Eğer bütün yolu koşsaydın oraya zamanında varırdın.If you'd run all the way, you'd have arrived there in time.
Eğer sen tüm yolu koşsaydın sen oraya zamanında giderdin.If you'd run all the way, you would've gotten there in time.
Kriz zamanında nasıl para kazanıldığını bilen biri var mı?Does someone know how to earn money in time of crisis?
Yılın bu zamanında ne Roma'ya girebilirsin ne de terk edebilirsin.During this time of the year you can neither enter nor leave Rome.
O, toplantı için onu zamanında yapamadığını açıkladı.She made it clear that she couldn't make it in time for the meeting.
Faturayı zamanında ödemediğim için bana kızgın olduğunu düşündüm.I thought she was angry at me because I didn't pay the bill in time.
Toplantıya zamanında geri gitmezsen, seni öldürürüm.If you don't make it back in time for the meeting, I'll kill you.
Senin sayende bu işi zamanında bitirebildik.It's because of you that we were able to complete this job on time.
Oraya zamanında varacağımızı umalım.Let's hope that we get there on time.
Sonunda oraya zamanında gelmedik.We ended up not getting there on time.
Yılın hangi zamanında genellikle sahilde zaman geçirmek istersin?What time of year do you usually like to spend time on the beach?
Derse zamanında yetişebildi.He made it to the classes on time.
Okula tam zamanında geldi.He arrived at school exactly on time.
Tom boş zamanında ne yapar?What does Tom do in his free time?
Tom ev ödevini zamanında bitirtemeyecek gibi görünüyor.Tom seems to hardly ever get his homework done on time.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod