Ağustos 1945'te savaşın sonlanmasıyla fizikçiler de barış zamanındaki çalışmalarına geri döndü.In het najaar van 1945 pakte Krieg zijn werk en leven weer op.
Bunlarında usulüne göre zamanında yapılması emeğin karşılığının alınması için önemlidir.Om in aanmerking te komen voor schadevergoeding moet de schade op tijd bepaald worden.
Bu da Hadrianus zamanından.De vergeten stad van Hadrianus.
Aleksandar Karađorđević zamanında Jagodina'da ticaretle uğraştı.Hierdoor kwam Alain Detemmerman reeds op jonge leeftijd in contact met het vakbondswerk.
II. Bayezid zamanında affedilerek kendisine Bolu sancağı dirlik olarak verildi.Waarin hij kleurrijk verschilde, was zijn inpassing in het eigen tijdsfragment.
I. Murad zamanında eyalet sistemine geçilmiştir.De St. Regis werd op het verkeerde moment geïntroduceerd.
Otobüs zamanında gelmezse / geç kalacağız.Hij zou op tijd zijn geweest, ware het niet dat de bus te laat kwam.
Rumlar zamanında Silikköy olarak adlandırılıyordu.Het betreffende verhaal heette Just In Time For Dinner.
Zamanında, bu çok cesaret isteyen bir tasarımdı.Dit was uiteraard een zeer gedurfd ontwerp voor die tijd.
Kyzikos'lu Androsthenes, MÖ 200'larda Seleukos kralı III. Antiochos zamanında yaşadı.Androsthenes van Cyzicus, 200 v.Chr. vergezelde koning Antiochus III de Grote naar India.
Bu binalar da İspanyol koloni zamanından kalmadır.Het zijn de restanten van de Spaanse kolonisatie.
İslam'da ilk halife zamanında kullanılmaya başlandığı sanılıyor.Er wordt gedacht dat de islam hier het eerst werd verkondigd.
İkinci Dünya Savaşı zamanında şirket kendi ekonomisi için çalıştı.Tijdens de Tweede Wereldoorlog ging het bedrijf ter ziele.
Zamanında böyle satış yasaklanmıştı."Deze was binnen geen tijd uitverkocht.
Osmanlı Devleti zamanında Karadağ’da Fransızlar’ın maden çıkardığı bilinmektedir.Maar ook in Noord-Afrika probeerde Frankrijk door middel van wapengeweld haar "bezittingen" te behouden.
Ödemelerini zamanında yapmalısın.Krijt op tijd.
Dolunay zamanında, ayda üç gece canavara dönüşür.Ter herdenking werd in Asten de klok zes weken lang iedere dag driemaal een vol uur geluid.
Ciddi sorunlara yol açabilir ancak zamanında teşhis edilirse antibiyotiklerle kolayca tedâvi edilebilir.Als de ziekte op tijd herkend wordt, kan ze vrij gemakkelijk behandeld worden met antibiotica.
Zamanında çok dikkat çeken bir buluştur.Luister veel, spreek op het juiste moment.
"HIJLA' mahallesi Artukoğulları zamanında inşa edilmiş bir kışladır.In Haren werd slechts een klein haltegebouw neergezet.
Fakat Dumbledore da zamanında ortaya çıkar ve Harry'yi korur.Rembrandt verschijnt precies op tijd om Hendrickje te redden.
Ancak, NSEC3 zamanında tamamlanamadı.Loc HG 3/4 nr. 9 kon helaas niet op tijd gereed gemaakt worden.
Zamanında kervansarayın misafirleri özellikle yabancı tüccarlarmış.Zulke bezoekers zijn nu eens vreemde hovelingen, dan weer handelaars.
Doktor ve Osgood tam zamanında paraşütle oradan kurtulur.Parker en Ruth ontkomen tijdig.
Yusuf zamanında Mısır'a yerleşmişlerdir.Hij woonde in Yan (staat).
Bu kitaplar çeşitli dillere tercüme edilmiş, kendi zamanında ve daha sonra sıkça başvurulmuştur.De verhalen zijn in vele talen vertaald en keer op keer herdrukt, niet in de laatste plaats voor kinderen.
Ayrıca Türk kahvesi de Osmanlı zamanından beri yerel halk tarafından içilen ve sunumu yapılan bir kahvedir.Ook wordt Turkse koffie gedronken en is de lokale alcoholische drank rakija.
Mahalle adını, zamanında burada yapılan boğa güreşlerinden almıştır.De Koekamp ontleent zijn naam aan de runderen die hier oorspronkelijk rondliepen.
Premiere zamanında Rupert sadece sekiz ülkeyi yayınladı.Tijdens zijn eerste drie seizoenen speelde Chimenti slechts acht competitiewedstrijden.
Ben de Mevlânâ zamanında gelseydim Mesnevî'yi yazardım."Toen ik aan de beurt was, heb ik me voorgesteld bij de protocollair medewerker.
Lincoln ve Michael tam zamanında yetişirler.Theo en Sam komen net op tijd.
Kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesinin sağlanması.Hij dient hierover tijdig en open te communiceren.
Tren zamanında vardı.De trein kwam stipt op tijd.
Tren zamanında ayrıldı.De trein vertrok op tijd.
Son tren için tam zamanında geldim.Ik heb net nog de laatste trein gehaald.
Oraya zamanında varmak için bir taksiye bindi.Hij nam de taxi om er op tijd te komen.
Yılın bu zamanında burada hava soğur.Het wordt hier koud deze tijd van het jaar.
Böylece diğer işçiler zamanında dışarı çıkabildiler.Z czasem przyjeżdżali kolejni misjonarze.
Zamanında çok dikkat çeken bir buluştur.Słynie z świetnej jazdy na czas.
Oraya zamanında varamamıştır.Nie dotarła ona jednak na czas.
1991 yılında Série A zamanında takım kaptanı oldu.W 1923 roku został mistrzem kraju w drużynowej jeździe na czas.
Selçuklular zamanından bu yana yerleşimin olduğu rivayet edilmektedir.Adwentyści są przedmiotem krytyki już od chwili swego powstania.
Barış zamanında sadece hançer kullanırlardı.Jednakże jej warunki obowiązywały wyłącznie w czasie pokoju.
Efsaneye göre lanetlenmiş olan kişi tam dolunay zamanında bir Kurt Adam'a dönüşür.Nie wiedzą, że ciąży na nim klątwa i że w każdą pełnię księżyca zmienia się on w wilkołaka.
1812 ve 1825 yıllarında Arşimandrit Arsenius zamanında daha da genişletilmiştir..Następnie w l. 1812-1825 został rozbudowany przez archimandrytę Arseniusa.
Gaara; Rock Lee’yi Kaguya Kimimaro ‘dan kurtarmak için tam zamanında yetişmiştir.Ratuje Lee Rocka przed Kimimaro Kaguyą.
Ancak farklı anlayışların kurumsallaşması anlamında Muhammed'in zamanında mezhep olduğu söylenemez.Nie istnieje żadne świadectwo przemawiające za tym, by w czasach Mahometa ten stosunek był inny.
Gübreleme çiçeklenme zamanında haftada bir kere yapılır.Nawozić podczas kwitnienia raz na tydzień.
Başkalarıyla zamanında bilgi paylaşın.Z biegiem czasu uczy się jednak współpracy z innymi.
Use flagler sayesinde, her programın derleme zamanında kazanabileceği özellikler belirtilebilir.Dzięki talentowi potrafi przez telefon sprzedać wszystko.
Çünkü onun kendi evinde kayıt stüdyosu vardı ve boş zamanında orada şarkılar besteleyebilecekti.Ponieważ posiadała w swoim domu studio nagraniowe, w każdej wolnej chwili mogła pisać i nagrywać.
Tang zamânında Neokonfüçyüsçülük'ün bir öncüsü, şüphesiz ki meşhur bilgin Han Yu'dur.Świeżo upieczony prokurator, którego jedną z pierwszych dochodzeń jest sprawa Han Yoo-ry.
İşte o okul tam zamanında, 20 Eylül’de kapılarını öğrencilere açmış bulunmaktadır.Później zostanie on przygotowany, aby 1 września móc przyjąć uczniów.
Roma İmparatoru Hadrianus zamanında, yani 117 ile 138 yılları arasında tasarlandığı bilgisi vardır.Był związany z dworem cesarza rzymskiego Hadriana, panującego w latach 117-138.
14 yaşında iken büyükusta oldu (zamanında bir dünya rekoru).Mimo, iż wygląda bardzo staro, ma 42 lata (według jego słów).
Ekim Devrimi zamanında, bina yaklaşık 1200 mağaza içeriyordu.Pod koniec kolejnej dekady firma posiadała 800 sklepów.
Zamanında Doğu Çin Denizi sahilleri, sık sık Japon korsanların saldırısına uğruyordu.W XVI i XVII w. wybrzeże często było atakowane przez karaibskich piratów.
Osmanlılar zamanında arabalara genellikle kupa adı verilirdi.W XIX w. koczami nazywano niekiedy powozy.
Fatih zamanında da dîvân her gün toplanmakta olup, haftada dört gün padişahın huzaruna arza girilirdi.Całość fermentowała, przy czym po ok. tygodniu masę codziennie mieszano.
Zayıflayan gövdenin darbelere mukavemeti azalınca lastik zamanından evvel aşınır.Kiedy poziom życia spada do zera, postać przegrywa (jak w większości gier walki).