Zamanında geldiniz.Vous arriviez à temps.
Zamanında vardınız.Vous êtes arrivées à temps.
Zamanında yetişemeyeceğiz.On ne réussira pas à arriver à l'heure.
Neredeyse zamanında geldin.Tu as failli arriver à temps.
Tom ve Mary son tren için zamanında geldiler.Tom et Marie sont arrivés à temps pour le dernier train.
Zamanında varır mıyız?Arriverons-nous à l'heure ?
Başkalarıyla zamanında bilgi paylaşın.Partager l'information avec les autres en temps opportun.
Belçika'nın bulunduğu topraklara ilk Yahudiler Romalılar zamanında 50-60 yılları arasında geldiler.Les premiers Juifs sont arrivés avec les Romains sur le territoire de l'actuelle Belgique entre 50 et 60 ap.
Böylece diğer işçiler zamanında dışarı çıkabildiler.Elles ont pu être désamorcées à temps.
Gad (peygamber) - Eski Ahit'te adı geçen, Davud zamanında yaşamış bir peygamber.En effet, le prophète Ésaïe prédit la venue d'un enfant, descendant de David.
Gökten gelen bir ses Şiva'nın evlendikten sonra kocasını dirilteceğini söyleyerek onu tam zamanında durdurur.Une voix céleste l'arrête à temps, annonçant qu'après le mariage de Shiva, elle fera revivre son mari.
Bizans zamanında onarım görmüştür.Benkei le sauve juste à temps.
Futbol Sovyet zamanında Abhazya'da en popüler spor oldu.Le football était le sport le plus populaire en Abkhazie pendant la période soviétique.
Barış zamanında sadece hançer kullanırlardı.La mise à disposition de ce contingent en temps de paix.
Bazıları okul zamanında hızlı konuşabilir.À l'école, il travaille aussi rapidement.
Bu küçük köyde üstelik zamanında savaş esiri deposu olarak kullanılmış bir ev durur.Une petite maison attenante servira également, entre autres, de lieu de détention.
Bunlar gibi, kuruluş zamanından beri birçok çalışma hala duruyor ve sıklıkla kullanılıyor.Ces travaux, comme d'autres de la période de fondation sont toujours valables et largement utilisés.
Zamanında kervansarayın misafirleri özellikle yabancı tüccarlarmış.Aux yeux des étrangers, les Sogdiens étaient surtout des marchands.
Bu köy zamanında göksunun üst tarafında bir yerde yerleşmişti.Celui-ci semblait être stationnaire dans la même zone des cieux.
Köy zamanında tamamen mera halindeymiş.La ville est entièrement prise en milieu de journée,.
Çin, batısındaki ülkelerle temas kurmaya Zhang Qian zamanında MÖ 126 yılında ilk olarak başlar.La Chine commença à explorer les territoires vers l'ouest à partir de l'ambassade de Zhang Qian en 126.
Yahudiler onun zamanından bir süre sonra, kurtuluşa ermek yerine vatanlarından sürüldüler.Les juges reviennent sur leurs jugement et lui attribue la victoire.
Mike Norris ve annesi Karen zamanında yetişir ve Andy'i kurtarırlar.Heureusement, Dean et Donna arrivent à temps et sauvent Wendy et Sam.
Fakat Tekev, Altın Konak onun zamanında yapılmadı.Les mesures d'accompagnement urbanistiques n'ont cependant pas été pris à temps.
Burada yaşayan halk Oğuzlar zamanında gelmişlerdir.Les rares gagnants sont ceux qui ont quitté le navire à temps.
Ödemelerini zamanında yapmalısın.Il demanda à être payé d'avance.
Bu mevsimi düzenler ve zamanında başlayıp zamanında sona ermesini sağlar.Être strict sur la ponctualité et commencer à l'heure.
Tüm pencerelerin zamanında kaldırılmış olması büyük bir şanstı.Presque toutes les fenêtres sont provisoirement bouchées.
Roma İmparatorluğu zamanında ise kasabanın kuzeyinde bir sınır kampı kurulmuştu.Au temps de l'occupation romaine, un camp était établi sur le territoire de la Commune.
Çok uzun zaman aldı ama bütün bunlar tam zamanında oldu.Cela m’a pris pas mal de temps mais j’en suis finalement venu à bout.
Rivayete göre 11 kardeşli bir aile zamanında göçmüşlerdir.Engler grandit avec onze frères et sœurs dans de mauvaises conditions économiques.
Orta Farsça veya Pehlevi Dili, Sasaniler zamanında konuşulan İran dilidir.Le pehlevi, pèhlevî, pahlavi ou moyen-perse est une langue iranienne qui était parlée à l'époque sassanide.
Bu binalar da İspanyol koloni zamanından kalmadır.Ces endroits sont des forteresses des Espagnols de l'ère espagnole.
Bu adres Çarlık zamanında kötü bir şöhrete sahip olacaktır.Cet établissement aura parfois une réputation sulfureuse.
Mahallede zamanında Ermeni ve Müslüman halk bir arada yaşamışlardır.Dans un village du Liban, chrétiens et musulmans vivent ensemble depuis toujours.
Zamanında Doğu Çin Denizi sahilleri, sık sık Japon korsanların saldırısına uğruyordu.En effet, la côte du sud était menacée par des pirates japonais.
Soyvetler zamanında ciddi hasar almıştır.Au fil du temps, les vendangeoirs ont subi des dommages importants.
(Le Marais zamanında şehir duvarlarının dışında kalıyordu.)(Le tramway de Hull a été fermé avant la fusion avec les villes voisines.)
Roma İmparatoru Hadrianus zamanında, yani 117 ile 138 yılları arasında tasarlandığı bilgisi vardır.Elle a été utilisée par l'empereur romain Hadrien et ses légions entre les années 117 et 138.
Yaklaşan yabancıları tam zamanında haber verir.Les favoris arrivent au compte-goutte dans la même minute.
Yıldırım Bayezid'in Kütahya valiliği zamanında onun hizmetinde olup zeamet erbabından idi.Il descendait aux provisions à Uriage, quel que soit le temps, avec son âne.
Bu tür bir cemiyet daha önce de Cürhümlüler zamanında görülmüştü.La question est de savoir si de telles voûtes ont existé préalablement.
Selçuklular zamanından bu yana yerleşimin olduğu rivayet edilmektedir.Les collatéraux du chœur n'ont pas été retouchés depuis leur construction.
Birinci Dünya Savaşı zamanında şirket zarar etti.Pendant la Première Guerre mondiale, l'église est endommagée.
Japonya’da bu tasarı, Nara zamanından beri bilinmektedir.La déité a été introduite au Japon durant l'époque de Nara.
Savaş zamanında savaşa giderlerdi.Ils sont là en temps de guerre.
Rose için 12 saat geçmiş gibi görünse de, kendi zamanında 12 ay geçmiştir.Ah oui, si Nadia a douze, cela doit faire douze et dix mois.
Mekke, Emevîler zamanında bazı siyasi olaylar nedeniyle saldırılara uğramıştır.En effet à de multiples reprises Gravelines se fait ravager pour des raisons politico militaires.
Bu sistem Kubilay Han zamanında tüm Çin'i kapsayacak biçimde oluşturulmuştu.Durant la dynastie Qing, le système Baojia est étendu à l'ensemble de la Chine.
Oraya zamanında varamamıştır.Mais il n'y parvient pas à temps.
Vaalbara zamanında dünya hayvanlardan yoksundu ancak yaşam vardı ve bitkiler vardı.Au Silurien il n'y avait pas encore de vie animale sur terre, il n'y avait que des animaux marins.
Kudüs Kralı I. Baudouin'den gelen askeri yardım zamanında yetişemedi.Alexandre Jannée occupe Gaza qui n’a pu être secourue à temps par le roi nabatéen Arétas II.
Randevuya zamanında geldi.Él llegó a tiempo a la cita.
Biz zamanında varacak mıyız?¿Llegaremos a tiempo?
Yağmura rağmen zamanında vardı.Llegó a tiempo a pesar de la lluvia.
Uçak New York'a zamanında vardı.El avión llegó puntual a Nueva York.
Tren zamanında vardı.El tren llegó puntual.
Yılın bu zamanında bir sürü karımız var.Nieva mucho en esta época del año.
Zamanında gelmediği için Tom Mary'ye özür dilemelidir.Tom debería pedirle perdón a Mary por no haber llegado a tiempo.
Biz zamanında eve varamayacağız.No podremos llegar a casa a tiempo.