Ana içeriğe geç
Sözlük

zamanında ile cümle

zamanında kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Tüm denemeler zamanında teslim edilmelidir.All essays must be handed in on time.
Derhal başla, ve zamanında orada olacaksın.Start at once, and you will be in time.
Derhal başla, ve zamanında derste olacaksın.Start at once, and you'll be in time for class.
John'un zamanında geldiğini hayal bile edemiyorum.I can't imagine John coming on time.
Otuz dakika içinde döneceğim böylece zamanında konserde olacağım.I'll be back in thirty minutes so I'll be in time for the concert.
Konsere zamanında varacak mıyız?Will we be in time for the concert?
Yılın bu zamanında burada hava soğur.It gets cold here at this time of the year.
Noeli zamanında bitirip bitirmeyeceğimiz şüpheli.It's doubtful if we'll finish in time for Christmas.
Son tren için tam zamanında geldim.I was just in time for the last train.
Sadece sen zamanında geldin.You are only just in time.
Babam ofisine zamanında vardı.Father got to his office on time.
Biz ofise zamanında vardık.We arrived at the office on time.
Öğretmenimiz sınıfa her zaman zamanında gelir.Our teacher is always on time for class.
Onların zamanında geleceğine inanabilirsin.You can rely on their coming on time.
Terfinin zamanında ve haklı olduğundan eminim.I am sure your promotion was timely and well deserved.
Fakat senin yardımın için zamanında bitirmemeliydik.But for your help, we should not have finished in time.
O "Zamanında derse gidebilirim." diye düşündü."I can make it to my class on time," he thought.
Polinom zamanında bu problemi çözebilecek bir algoritma henüz bulunmadı.No algorithm that can solve this problem in polynomial time has been found yet.
Zamanında vuruş olmasaydı, bizim takım oyunu kaybetmiş olurdu.If it had not been for his timely hit, our team would have lost the game.
Oyun tam zamanında başladı.The play began exactly on time.
Onun zamanında buraya gelmesinin ertelenmesi bir trafik kazası yüzündendir.His delay of coming here on time is due to a traffic accident.
Neyseki, zamanında oradaydım.Fortunately, I was on time.
Okyanustan gelen bir rüzgâr, yılın bu zamanında eser.A wind from the ocean blows at this time of the year.
Yılın bu zamanında hava değişkendir.The weather is uncertain at this time of year.
Gelecekte, zamanında burada almak zorunda.In the future, you have to get here on time.
Yılın bu zamanında çığlara dikkat etmek zorundasın.You have to watch out for avalanches at this time of the year.
Eğer şimdi başlarsan, oraya zamanında varırsın.If you start now, you will get there in time.
Eğer şimdi çıkarsak uçak için zamanında varır mıyız?Will we be in time for the plane if we leave now?
Bugün işe zamanında vardın mı?Were you on time for work today?
Son tren için tam zamanında geldik.We were just in time for the last train.
O, İşi zamanında yaptırabilmek için bütün gece çalıştı.He worked all night so that he could get the job done in time.
İşi zamanında bitirtebilecek misin?Can you get the work finished in time?
Ben ilk otobüse zamanında yetişmek için aceleyle kahvaltı yaptım.I had breakfast in haste in order to be in time for the first bus.
Zamanında geleceğime güvenebilirsiniz.You may rely on my coming in time.
İngilizce öğretmenimiz her zaman zamanında gelir.Our English teacher is always on time.
Biz istasyona zamanında vardık.We reached the station on time.
Biz kiraz çiçekleri için Washington'a zamanında vardık.We got to Washington in time for the cherry blossoms.
Zamanında varacak mıyız?Will we arrive on time?
Ev ödevimizi zamanında bitiremedik.We were unable to finish our homework in time.
Bildiğim kadarıyla hiç zamanında gelmedi.He has never come on time that I know of.
Akşam yemeği için zamanında geldim.I was on time for dinner.
Ben ders için tam zamanında geldim.I was just in time for class.
Zamanında toplantıda olmak için evden erken ayrıldım.I left home early so I'd be on time for the meeting.
Okula zamanında vardım.I arrived at school on time.
Oraya zamanında gidemedim.I failed to go there in time.
Zamanında okula ulaşmadım.I did not reach school in time.
Randevulara zamanında gitmeye önem veririm.I make a point of being in time for appointments.
Hiçbirimiz zamanında limana varamadık.None of us could arrive at the harbor on time.
Oraya zamanında varabildik.We managed to get there on time.
Tam zamanında geldin.You're just on time.
Ben zamanında orada olduğum için şanslıydım.I was lucky to be there on time.
O, zamanında varmak için koştu.He ran, so as to arrive on time.
Biz zamanında eve varamayacağız.We won't be able to arrive home in time.
Zamanında varma olasılığımız var mı?Are we likely to arrive in time?
Biz zamanında limana varamayacağız. Kestirmeden gidelim.We won't be able to arrive at the harbor in time. Let's take a shortcut.
Zamanında oraya varmazsın.You won't get there on time.
Ben zamanında istasyona vardım.I arrived at the station on time.
Biz zamanında orada olmak zorundayız, bu yüzden yarın beni bekletme.We have to be there on time, so don't stand me up tomorrow!
Sınıfa zamanında gelmeni istemek çok değildir.It's not too much to ask you to come to class on time.
Maalesef onları zamanında bitiremem.I'm afraid I can't finish them in time.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod