Tom Noel için tam zamanında geri gelecek.Tom will be back just in time for Christmas.
İnşaat ekibi işi zamanında bitirmek için gece boyunca çalışmak zorunda kalacak.The construction team will have to work through the night to finish the job on time.
Onu zamanında yapıp yapmayacağımızı bilmiyorum.I don't know if we're going to make it on time.
Kendi zamanında ne yaptığın beni ilgilendirmez.What you do in your own time is none of my business.
Tom buraya zamanında geldi.Tom got here on time.
Zamanında varır mıyız?Will we arrive in time?
Yarın buraya zamanında gelmeye çalış.Try to get here on time tomorrow.
Biz oraya asla zamanında varmayacağız.We'll never get there in time.
Sorun Tom'un faturalarını zamanında ödememesi.The problem is that Tom doesn't pay his bills on time.
Tom hep zamanında gelir.Tom always arrives on time.
Tom okula zamanında varamayacağını biliyordu.Tom knew that he wouldn't be able to get to school on time.
Tom'un zamanında burada olması olası değil.It's unlikely Tom will be here on time.
Tom'un zamanında gelip gelmeyeceğinden şüpheliyim.I doubt if Tom will come on time.
İstasyona zamanında gideceğimizi düşünüyor musun?Do you think we'll make it to the station in time?
Oraya zamanında varabildin mi?Were you able to get there in time?
Tom zamanında burada olacağını sanmıyorum.I don't think Tom will be here on time.
Ben zamanında orada olacağıma söz veriyorum.I promise that I'll be there on time.
Tom'un zamanında burada olması için hiçbir şansı yok.There's no chance that Tom will be here on time.
Onu zamanında yaptık.We made it on time.
Bir kez daha Gilbert zamanında gelmedi.Yet again, Gilbert is not on time.
Bu sabah ilk trene yetişmek için istasyona zamanında gidebildin mi?Were you able to make it to the station on time to catch the first train this morning?
Gün doğumunu tam zamanında görmek için dağın tepesine gittik.We made it to the top of the mountain just in time to see the sunrise.
Biz tam zamanında mıyız?Are we on time?
Ev ödevini zamanında teslim etmeyen tek kişi Tom'du.Tom was the only one who didn't hand in his homework on time.
Dün gece cinayet zamanında nerede olduğunu bana anlat.Tell me where you were last night at the time of the murder.
Lütfen emin ol kızın zamanında uykudan uyandığına.Please make sure that she wakes up on time.
Lütfen zamanında ayrıldığımıza emin ol.Please make sure that we leave on time.
Lütfen zamanında istasyona varacağından emin ol.Please make sure you get to the station on time.
Lütfen zamanında burada olacağından emin ol.Please make sure that you get here on time.
Tom, Mary'nin zamanında olmamasına şaşırmadı.Tom wasn't surprised that Mary wasn't on time.
Tom'un zamanında burada olmayacağına dair bir ihtimal var mı?Is there any chance that Tom won't get here on time?
Mary'nin Avusturya'lı arkadaşı Noel zamanında onu ziyaret edecek.Mary's friend from Austria will visit her at Christmas time.
O her zaman zamanında gelmeyi garantiye alır.He always makes sure to come on time.
Acele etmezse Tom oraya zamanında varamaz.Tom won't get there on time if he doesn't hurry.
Buraya zamanında gelmeyeceğin konusunda endişeliydim.I was worried you wouldn't get here on time.
Tom ev ödevini zamanında teslim etmedi.Tom didn't turn in his homework on time.
Tom'un buraya zamanında geleceğini beklemiyordum.I didn't expect Tom to get here on time.
Bunu zamanında yaptıramadım.I couldn't get it done on time.
Zamanında kar iyi bir hasat vaat ediyor.A timely snow promises a good harvest.
O her zaman zamanında gelir.He always arrives on time.
Tom fırtınaya rağmen zamanında geldi.Tom arrived on time in spite of the storm.
Tom işi zamanında yaptırmak için çok çalıştı.Tom worked hard to get the work done on time.
Tren gecikti ama yine de işe zamanında vardım.The train was late, but I still arrived to work on time.
Denemeni zamanında teslim ettin mi?Did you hand in your essay on time?
Tom tam zamanında kaçmayı başardı.Tom managed to escape just in time.
Tam zamanında kaçmayı başardık.We managed to escape just in time.
Tom ve Mary tam zamanında kaçmayı başardı.Tom and Mary managed to escape just in time.
Ben bir araba olmadan onu zamanında yapacağım.I will make it without a car and on time.
Tom bunu zamanında yapmayabilir.Tom may not make it on time.
Boş zamanında, o en sık piyano çalar.During her free time, she most often plays piano.
Ben havaalanına zamanında gitmeni tavsiye ediyorum.I would advise you to get to the airport on time.
Havalimanına zamanında gitmeni tavsiye ederdim.I would advise you to get to the airport on time.
Şimdi gidersen zamanında varırsın.If you leave now, you'll get there on time.
Keşke faturalarımı zamanında ödeseydim.I wish I had paid my bills on time.
Zamanında orada olacağımızdan emin olmak istiyorum.I want to make sure we get there on time.
İşleri zamanında yaptırmayı severim.I like to get things done on time.
Tren tam zamanında geldi.The train arrived right on time.
Onu asla zamanında yapmayacağım.I'll never make it in time.
Uçak tam olarak zamanında havalandı.The plane took off exactly on time.
Okula zamanında varacağımı sanmıyorum.I don't think I'll make it to school on time.