Yanımda her zaman bir şişe maden suyu taşırım.I always carry a bottle of mineral water with me.
Her zamankinden biraz daha erken yatmaya gittim.I went to bed a little earlier than usual.
Her zamankinden biraz daha geç yatmaya gittim.I went to bed a little later than usual.
Ben her zamankinden daha erken kalktım.I got up earlier than usual.
İngilizcede her zaman iyiydim.I was always good at English.
Ben aileme her zaman sadığımdır.I'm always proud of my family.
Ben her zaman dışarıda yerim.I always eat out.
Ben her zaman elimin altında bir sözlük bulundururum.I always keep a dictionary close at hand.
Her zaman ev ödevimle meşgulüm.I'm always busy with my homework.
Ben her zaman ev ödevimi yapmayı ertelerim ve başım belaya girer.I always put off doing my homework and get into trouble.
Ben her zaman insanların isimlerini unutuyorum.I'm always forgetting people's names.
Ben her zaman matematikte iyiyim.I was always good at math.
Her zaman politika konuşmayı ısrar eden insanları sevmem.I don't like people who always insist on talking about politics.
Ben her zaman erken kalkarım.I always get up early.
Ben her zaman erken kalkmam.I don't always get up early.
Ben sabahleyin her zaman iki fincan kahve içerim.I always have two cups of coffee in the morning.
Kahvaltıdan önce her zaman gazeteye göz atarım.I always have a look at the newspaper before breakfast.
Ben her zamanki gibi ellerimi yıkadım.I washed my hands as usual.
Ben her zaman orta hızda araba sürerim.I always drive at a moderate speed.
Her zaman hafifçe giyinirim.I dress lightly all the time.
Ben her zaman ona boyun eğmek zorundayım.I always have to give in to him.
Her zaman onun makalesini okumaya meraklıyım.I'm always interested in reading his column.
Ben her zaman meşgulüm.I'm busy all the time.
Ben her zaman isimleri hatırlamada sorun yaşarım.I always have trouble remembering names.
Her zaman biraz erken gelirim.I always arrive a little ahead of time.
Ben her zaman sözümü tuttum.I have always kept my word.
Her zaman sözümü tutarım.I always keep a promise.
Ben akşam yemeğinden sonra her zaman bir saat dinlenirim.I always rest for an hour after dinner.
Her zaman bir saat takarım böylece saatin kaç olduğunu bilirim.I always wear a watch so I know what time it is.
Büyüdüğüm zaman bir pilot olmak istiyorum.I want to be a pilot when I grow up.
Para yerine zaman istiyorum.I want time instead of money.
Bir zamanlar o hikayeyi duydum.I heard that story once.
Ben bir zamanlar Roma'da yaşadım.I once lived in Rome.
Bir zamanlar şampiyonluk için ona rakiptim.I once rivaled him for the championship.
Kanada'da muhteşem zaman geçiriyorum.I'm having a great time in Canada.
Sadece klasik müziği değil aynı zamanda jazzı da severim.I like not only classical music but also jazz.
Ben, dün hiç zaman kaybetmeden teyzemi hastanede ziyaret ettim.I lost no time in visiting my aunt in the hospital yesterday.
Seni en kısa zamanda tekrar görmek için sabırsızlanıyorum.I am looking forward to seeing you again soon.
Çok uzun zaman önce Paris'i ziyaret ettim.I visited Paris long ago.
Uzun zaman önce Kyoto'yu ziyaret ettim.I visited Kyoto long ago.
Bir zamanlar oradaydım.I've been there once.
O zaman havuzda yüzüyordum.I was swimming in the pool at that time.
O zaman istasyona doğru yürüyordum.I was walking to the station then.
O zaman tam evden çıkıyordum.I was just leaving home then.
O zaman otobüs bekliyordum.I was waiting for the bus at that time.
Ben, o filmi uzun zaman önce izledim.I have seen that film long ago.
Her zaman buradaydım.I was here all the time.
Ben o zaman odamı temizliyordum.I was cleaning my room for that time.
O zamanda televizyon seyrediyordum.I was watching TV then.
O zaman evden ayrılmak üzereydim.I was about to leave the house then.
O zaman kadar o tür bir balık hiç görmemiştim.I had never seen that kind of fish until then.
O zamandan önce onu asla görmedim.I had never seen her before that time.
O zamandan önce onunla birçok kez karşılaştım.I had met her many times before then.
Ben o zaman ev ödevimi yapıyordum.I was doing my homework then.
O zaman eğitim görmüyordum.I was not studying then.
O zaman bir kitap okuyordum.I was reading a book then.
O zaman akşam yemeği yiyordum.I was eating dinner then.
Belgeye bakmak üç saatten fazla zamanımı alacaktır.It will take me more than three hours to look over the document.
Ben o zaman sadece yedi yaşında bir kızdım.I was only a seven-year-old girl at that time.
Onu yapmak için çok zamanım var.I have plenty of time to do that.