Zamanında varacak mıyız?Will we arrive on time?
Ev ödevimizi zamanında bitiremedik.We were unable to finish our homework in time.
Biz harika bir zaman geçirdik.We had a wonderful time.
Cumartesi sabahı her zaman tenis oynarız.We always play tennis on Saturday morning.
Biz, o zaman aynı sınıftaydık.We were in the same class then.
Onunla her zaman iyi geçinirim.I always get along well with him.
Onu yarı zamanda yapabilirim.I can do it in half the time.
İşinizde size yardım edecek zamanım yok.I have no time to help you with the work.
Bir sürü param ve onu kullanacak yeterli zamanım var.I have a lot of money and enough time to use it.
Ben onun o zaman ne kadar acımasız olduğunu hayal edemiyordum.I could not image how cruel he was at that time.
Ben zamanı göze alamam.I cannot afford the time.
Onun için ne zamanım nede param var.I have neither time nor money for that.
Benim zamanım yok.I have no time.
Benim ne zamanım nede param var.I have neither time nor money.
Siyasal etkinlikte bulunmak için zamanım yok.I have no time to engage in political activity.
Nadiren okuma için zaman bulabilirim.I can seldom find time for reading.
Kitap okumak için zamanım yok.I have no time to read books.
Benim kitap okumak için zamanım yok.I have no time to read books.
Bana biraz zaman ayırabilir misiniz?Could you spare me a little time?
Beni istediğiniz zaman zili çalın.Ring the bell when you want me.
İstediğin zaman dolma kalemimi kullanabilirsin.You may use my pen at any time.
Ne zaman bir kamyon geçse, evim her zaman sallanır.My house always shakes when a truck goes by.
Benim kuralım her zaman gündüz günün işini yapmaktı.My rule always was to do the business of the day in the day.
Benim zamanı henüz gelmedi.My time has not yet come.
Benim zamanım tükeniyor.My time is running out.
Bagajımın ne zaman geleceğini merak ediyorum.I want to know when my baggage is going to arrive.
Her ne zaman yardımıma ihtiyacın olursa beni ara.Call me up whenever you need my help.
Benim en iyi dostum bana her zaman iyi tavsiyeler verir.My best friend always gives me good advice.
Oğlum bir otobüs sürdüğünde her zaman hastalanır.My son always gets sick when he rides a bus.
Bildiğim kadarıyla hiç zamanında gelmedi.He has never come on time that I know of.
Bildiğim kadarıyla, onlar her zaman sözlerini tutarlar.As far as I know, they always keep their word.
Bildiğim kadarıyla, o hiçbir zaman böyle bir yanlış yapmadı.As far as I know, he has never made such a mistake.
Babam her zaman burnunu özel hayatıma sokuyor.My father is always poking his nose into my private life.
Babam her zaman meşgul.My father is always busy.
Babam ne zaman başlayacağını sordu.My father asked when to start.
Babam hobisinde çok zaman harcıyor.My father spends a lot of time on his hobby.
Annem her zaman sabah erken kalkar.My mother always gets up early in the morning.
Annem her zaman meşgul.My mother is always busy.
Arkadaşım Afrika'da kötü bir zaman geçirmiş olabilir.My friend may have had a bad time in Africa.
Ebeveynlerim her zaman ona bağlıdır.My parents are always dependent on him.
Bir zamanlar bir lokantada çalıştım.I once worked in a restaurant.
O zaman biradan hoşlanmadım.I didn't like beer at that time.
O zaman Kanada'daydım.I was in Canada then.
O zamana kadar hiç panda görmemiştim.I had never seen a panda till that time.
Zamanı boşa harcamanı uygun bulmuyorum.I don't approve of your wasting time.
Seni görmekten ve eski zamanlardan bahsetmekten zevk aldım.I have enjoyed seeing you and talking about old times.
Ne zaman sana rastlasam bana anneni hatırlatıyorsun.You remind me of your mother whenever I meet you.
Babamın o zaman söylediğini asla unutmayacağım.I'll never forget what Father said then.
Yarı zamanlı çalışmak zorunda kalabilirim.I may have to work part time.
Ne zaman burada yüzebilirim?When can I swim here?
Ne zaman bir bilgisayar satın alacağımı merak ediyorum.I'm wondering when to buy a computer.
Makinenin ne zaman kapatılacağını bilmiyordum.I didn't know when to switch the machine off.
Makineyi ne zaman kapatacağımı bilmiyordum?I didn't know when to switch the machine off.
Onun gibi erkekler hakkında her zaman kuşkuluyum.I'm always suspicious of men like him.
Her zaman gerçeği söylemeye çalışıyorum.I always try to tell the truth.
Her zaman altıda kalkarım.I always get up at six.
Ben her zaman altıda kalkarım.I always get up at six.
Ben her zaman, John'u Paul ile karıştırıyorum.I'm always confusing John with Paul.
Ben her zaman John'u ve onun ikiz erkek kardeşini karıştırırım.I always confuse John and his twin brother.
Ben her zamanki gibi erken kalktım.I got up early as usual.