İki taraf ta zafer ilan etti.Beide zijden claimden de overwinning.
Pek çok tur fanatiği bu zafere itiraz etti.Een groot aantal protestanten had de communistische overwinning verwelkomd.
Bartu, Fenerbahçe'de 330 lig maçında 162 gol atmış ve 4 lig zaferi yaşamıştır.Bartu heeft 326 wedstrijden gevoetbald en 162 keer gescoord voor Fenerbahçe.
Zaferden sonra şehir surlarını da yerle bir edilmesi emri vermiştir.De gemeente liet vervolgens de Arena restaureren en inrichten als een openbaar plein.
Carus Sasanilerin başkentini talan etti ve büyük bir zafer kazandı.Decius vernietigde de Asdingen en behaalde een overwinning op de Goten.
Savaşın başında zaferler kazanmasına rağmen, 1632’de Lützen Savaşı sırasında öldü.Hij boekt grote successen maar sneuvelt zelf in 1632 in de Slag bij Lützen.
Yapılan savaşların zaferlerinin sahiplerinin kesinliği hakkında bir bilgi yoktur.Over de slachtoffers van de oorlog zijn geen officiële gegevens bekend.
Biz ülke genelinde büyük bir zafer kazandık.De overwinning maakte overal in het land grote indruk.
Orada büyük bir zafer kazandı.Zijn partij behaalde een grote overwinning.
Hekimoğlu Ali Paşa'nın bu zaferi İstanbul'da büyük bir sevince yol açtı.Deze onverwachte overwinning bracht Achille in hoog aanzien in Polen.
1936 Olimpiyat Oyunları'nda kazandığı zaferin ardından profesyonel oldu.Na het wereldkampioenschap van 1936 werd ze professional.
Bu savaş Bizanslılar için önemli bir zafer olmuştur.Deze slag was een overwinning voor de Zuidelijken.
Çıldır Zaferi'nden hemen sonra ayrıca Çıldır Eyaleti kuruldu.Het kasteel verkeerde in en na de Franse tijd in vervallen staat.
"Seeckt nerede, zafer orada" sözü söylenmeye başlandı.Hier komt de uitdrukking "Bij Alkmaar begint de victorie" vandaan.
Bu sırada Büyük Zafer haberi gelir.Ondertussen was de overgave groot nieuws.
Sovyetler Birliği'ne şan, zafer!Chwała, Związkowi Radzieckiemu, chwała!
Kurucusu Zafer Öztaptık'tır.Jesteśmy dumni niech żyje zwycięstwo!
English yıl boyunca Jason Jordan ve Camacho üzerinden zaferler kazandı.W kolejnych tygodniach wygrał starcia z Jasonem Jordanem i Camacho.
O da zafer kazanmak.Ty masz zwyciężać!
Zafer, Asya'daki Latin mülklerinin çoğunun kurtarılmasının yolunu açtı.Zwycięstwo przyczyniło się do odzyskania przez Greków łacińskich posiadłości w Azji Mniejszej.
Bu zaferden sonra Herakleios Arakses Nehri'ni geçti ve öbür taraftaki ovalarda kamp yaptı.Po tych zwycięstwach Herakliusz przekroczył Araxes i rozbił obóz na równinie.
Belediye Başkanı, Zafer BAL 'dır.Burmistrzem jest Praveen Bala.
İlk Grand Prix (GP) zaferi sadece üç yarış sonra İspanya'da meydana gelmiştir.Pierwsze zwycięstwo Austriaka przyszło w Grand Prix Hiszpanii zaledwie 3 wyścigi później.
Loch Ness ile kısa bir kavga sonrasında, The Giant, Dünya Zafer Şampiyonasını Flair'i yenerek tekrar kazandı.Po odbyciu krótkiej rywalizacji z Loch Nessem, The Giant odzyskał światowy tytuł pokonując Flaira.
Küba Devriminin zafere ulaşmasından sonra orduya dahil olur.Po zwycięstwie rewolucji służył w armii kubańskiej.
Partisi Haziran 2002'de yapılan yerel seçimlerden zaferle çıktı.2 czerwca 2002 zwyciężyli w lokalnych wyborach.
İki tarafta zafer ilan etmişlerdir.Zwycięstwo ogłosiły obie strony.
Savaş Arjantin zaferi ile sonuçlandı.Wynik zweryfikowano jako zwycięstwo Argentyny.
Muhteşem Zaferler.Sensacyjni zwycięzcy!
Tarık Zafer Tunaya (d.Hour of Victory (ang.).
Bu zafer, Arnavutların moralini yükseltti.Zwycięstwo to podniosło morale całego wojska.
İki taraf ta zafer ilan etti.Obie strony ogłosiły zwycięstwo.
Muharebe, İngiliz donanmasının kayıpsız zaferi ile sonuçlanmıştır.Bitwa zakończyła się zwycięstwem floty brytyjskiej.
Tam da Zafer Günü'nde, oğlunun savaşın son gününde hayatını kaybettiği haberini alır.W tym samym odcinku dowiadujemy się również, że stracił swą rodzinę w Wojnie Czasu.
Fakat bu taktikler her iki tarafa da kesin bir zafer getirmedi.Taktycznie bitwa nie przyniosła zwycięstwa żadnej ze stron.
Bu savaş Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun tarihindeki son zafer oldu.Było to ostatnie w historii zwycięstwo Austro-Węgier.
Zafer Dikilitaşı, Moskova.Parada Zwycięstwa w Moskwie.
Milan, 1950-51 sezonuna kadar herhangi bir kupa zaferi elde edemedi.W USM Casablanca grał do końca sezonu 1950/1951.
Çeçenler zafer kazandılar.Prusacy odnieśli zwycięstwo.
Bu onun arkası arkaya ilk yedinci zaferiydi.Było to jej siódme turniejowe zwycięstwo.
Burma’da büyük bir zafer kazandı.Pewne zwycięstwo nad Bahrajnem.
En büyük başarısı, 2004'teki çiftlerde Roland Garros zaferidir.Jego największym osiągnięciem deblowym jest wygrana w wielkoszlemowym Rolandzie Garrosie z roku 2004.
Zafer, Yunan işgaline son vererek Kurtuluş Savaşının kesin bir askeri sonuca ulaşmasını sağlamıştır.Na wojnie spędził 10 lat, by w końcu dzięki podstępowi zapewnić greckim najeźdźcom zwycięstwo.
Ve tek bir gece zafer yürüyüşünü harekete geçirdi mutluluğun ufkuna.Zabłąkanych wiodłaś do domu Zwycięstwa poiłaś nas czarą.
Ne var ki Demirbaş Şarl tüm cephelerde zafer kazandı.Z tęczą nad głowami wywalczyli awans!
Sauron'a karşı nihai ve kesin zafer kazanıldı.Wojska Saurona poniosły zaś całkowitą i ostateczną klęskę.
Zafer tanrıçası Nike sağ elinde kanatları açılmış bir şekilde betimlenmiştir.Na prawym udzie konia wyryty został wizerunek bogini Nike z wieńcem w ręku.
Seçim sandıklarının kapanmasının ardından, her iki aday da kendi zaferini ilan etti.Tuż po zakończeniu głosowania obaj kandydaci ogłosili się zwycięzcami.
Gorki'nin Faşist İtalya'dan geri dönüşü Sovyet zaferinin büyük bir propagandası olur.Uratowanie załogi Czeluskina stało się dużym sukcesem propagandy radzieckiej.
1982 - Felipe González liderliğindeki sosyalistler, İspanya seçimlerinde büyük bir zafer kazandı.22 czerwca – rządzący socjaliści premiera Felipe Gonzáleza wygrali wybory parlamentarne w Hiszpanii.
Bolşevik Parti'nin Kiev Komitesi ve Ukrayna Merkez Konseyi'nin zaferi ile sonuçlandı.Melnykowcy popierani byli przez Ukraiński Komitet Centralny.
Zafer nedeniyle Alexander'a Nevski lakabı verildi.Bezapelacyjne zwycięstwo odniósł Aleksander Macedoński.
Onun sonu daha sonra birbiri ardı sıra gelen beş zaferi.Ostatecznie przegrał z nim różnicą zaledwie pięciu punktów.
Kurtuluş Savaşı'nın zaferle sonuçlanması için emek verdi.Uchwalono rezolucję o kontynuowaniu walki do zwycięskiego końca.
Düşman merkez üssünü yok etmek zaferi garanti eder.Zniszczenie wszystkich jednostek wroga również powoduje wygraną.
Pirus zaferiPrawda zwycięża.
Haziran 1968 seçimleri, liberallerin zaferini pekiştirdi.W styczniu 1906 r. odbyły się wybory parlamentarne, które przyniosły lawinowe zwycięstwo Partii Liberalnej.
Gagarin'in uçuşu Sovyet uzay programı için bir zaferdi.Natomiast marzeniem Vincenta jest podróż w kosmos.
Muharebe alanını dolaşan Spartalılar, bunun büyük bir zafer olduğu konusunda Atinalıları övdüler.Sojuszem dowodziła Sparta, ale znaczący udział w zwycięstwach mieli Ateńczycy.
Bu takımla da bir Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası zaferi yaşadı.Zwycięsko z tej rywalizacji wyszedł klub z Europy.