Ana içeriğe geç
Sözlük

yusuf ile cümle

yusuf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Tanrı Yusuf soyunu reddetti, Efrayim oymağını seçmedi;並且 他 棄掉 約瑟 的 帳棚 、 不 揀選 以法 蓮 支派
Tas tas şarap içenler, Yağların en güzelini sürünenler, Yusufun yıkımına kederlenmeyenler!A kik a bort serlegekkel iszszák, és szín-olajjal kenegetõznek, és nem búsulnak a József romlásán:
Tas tas şarap içenler, Yağların en güzelini sürünenler, Yusufun yıkımına kederlenmeyenler!Beau vin cu pahare largi, se ung cu cel mai bun untdelemn, şi nu se întristează de prăpădul lui Iosif!
Tas tas şarap içenler, Yağların en güzelini sürünenler, Yusufun yıkımına kederlenmeyenler!Bebéis vino en grandes copas y os ungís con los más finos perfumes, y no os afligís por la ruina de José
Tas tas şarap içenler, Yağların en güzelini sürünenler, Yusufun yıkımına kederlenmeyenler!de drikker Vinen af Kander og salver sig med ypperste Olie, men sørger ej over Josefs Skade.
Tas tas şarap içenler, Yağların en güzelini sürünenler, Yusufun yıkımına kederlenmeyenler!I som dricken vin ur stora bålar och bruken salvor av yppersta olja, men icke bekymren eder om Josefs skada!
Tas tas şarap içenler, Yağların en güzelini sürünenler, Yusufun yıkımına kederlenmeyenler!jotka juotte viiniä maljoista ja voitelette itsenne parhaalla öljyllä, mutta ette murehdi Joosefin sortumista!
Tas tas şarap içenler, Yağların en güzelini sürünenler, Yusufun yıkımına kederlenmeyenler!ki pijete vino iz daritvenih čaš in se mazilite z najboljšimi mazili, a se ne žalostite nad rano Jožefovo.
Tas tas şarap içenler, Yağların en güzelini sürünenler, Yusufun yıkımına kederlenmeyenler!대접으로 포도주를 마시며 귀한 기름을 몸에 바르면서 요셉의 환난을 인하여는 근심치 아니하는 자로다
Tas tas şarap içenler, Yağların en güzelini sürünenler, Yusufun yıkımına kederlenmeyenler!Kteříž pijí z bání vinných, a drahými mastmi se maží, aniž jsou čitelni bolesti pro potření Jozefovo.
Tas tas şarap içenler, Yağların en güzelini sürünenler, Yusufun yıkımına kederlenmeyenler!ktorí pijú zo šálok na víno, mažú sa prvotinou oleja a necítia bolesti nad skrúšením Jozefovým!
Tas tas şarap içenler, Yağların en güzelini sürünenler, Yusufun yıkımına kederlenmeyenler!Którzy pijacie wino czaszami, a drogiemi się maściami namazujecie, i nie bolejecie nad utrapieniem Józefowem.
Tas tas şarap içenler, Yağların en güzelini sürünenler, Yusufun yıkımına kederlenmeyenler!que bebem vinho em taças, e se ungem com o mais excelente óleo; mas não se afligem por causa da ruína de José!
Tas tas şarap içenler, Yağların en güzelini sürünenler, Yusufun yıkımına kederlenmeyenler!som drikker vin av skåler og salver eder med den ypperste olje, men ikke sørger over Josefs skade.
Tas tas şarap içenler, Yağların en güzelini sürünenler, Yusufun yıkımına kederlenmeyenler!und trinkt Wein aus den Schalen und salbt euch mit Balsam und bekümmert euch nicht um den Schaden Josephs.
Tas tas şarap içenler, Yağların en güzelini sürünenler, Yusufun yıkımına kederlenmeyenler!Които пиете вино с цели паници, И се мажете с изрядни масла, А за бедствието на Йосифа не скърбите, -
Tas tas şarap içenler, Yağların en güzelini sürünenler, Yusufun yıkımına kederlenmeyenler!пьете из чаш вино, мажетесь наилучшими мастями, и не болезнуете о бедствии Иосифа!
Tas tas şarap içenler, Yağların en güzelini sürünenler, Yusufun yıkımına kederlenmeyenler!השתים במזרקי יין וראשית שמנים ימשחו ולא נחלו על שבר יוסף׃
Tas tas şarap içenler, Yağların en güzelini sürünenler, Yusufun yıkımına kederlenmeyenler!الشاربون من كؤوس الخمر والذين يدهنون بافضل الادهان ولا يغتمّون على انسحاق يوسف.
Tas tas şarap içenler, Yağların en güzelini sürünenler, Yusufun yıkımına kederlenmeyenler!以 大 碗 喝 酒 、 用 上 等 的 油 抹 身 . 卻 不 為 約 瑟 的 苦 難 擔 憂
Tas tas şarap içenler, Yağların en güzelini sürünenler, Yusufun yıkımına kederlenmeyenler!以 大碗 喝酒 、 用上 等 的 油抹身 . 卻不為約瑟 的 苦難擔憂
Ve ben aslında, yusufçuklardan bahsedeceğim bugün.Aionkin itse asiassa puhua tänä iltapäivänä sudenkorennoista.
Ve ben aslında, yusufçuklardan bahsedeceğim bugün.A práve o vážkach budem dnes večer hovoriť.
Ve ben aslında, yusufçuklardan bahsedeceğim bugün.E quello di cui parlerò questo pomeriggio sono le libellule.
Ve ben aslında, yusufçuklardan bahsedeceğim bugün.És tulajdonképpen ezen a délutánon a szitakötőkről fogok beszélni.
Ve ben aslında, yusufçuklardan bahsedeceğim bugün.Et c'est ça dont je suis venu parler cet après-midi : des libellules.
Ve ben aslında, yusufçuklardan bahsedeceğim bugün.I o nich dziś opowiem.
Ve ben aslında, yusufçuklardan bahsedeceğim bugün.제가 오늘 할 이야기는 잠자리에 관한 것입니다.
Ve ben aslında, yusufçuklardan bahsedeceğim bugün.Og jeg vil faktisk tale om, denne eftermiddag, om guldsmede.
Ve ben aslında, yusufçuklardan bahsedeceğim bugün.Si, de fapt, voi vorbi in aceasta dupa-amiaza despre libelule.
Ve ben aslında, yusufçuklardan bahsedeceğim bugün.Und ich werde heute Nachmittag tatsächlich über Libellen sprechen.
Ve ben aslında, yusufçuklardan bahsedeceğim bugün.Và tôi thực sự sẽ nói về chuồn chuồn trong chiều nay.
Ve ben aslında, yusufçuklardan bahsedeceğim bugün.Y en realidad esta tarde voy a hablar de libélulas.
Ve ben aslında, yusufçuklardan bahsedeceğim bugün.Και στην ουσία αυτό το απόγευμα, θα μιλήσω για τις λιβελούλες.
Ve ben aslında, yusufçuklardan bahsedeceğim bugün.Всъщност този следобед ще говоря за водни кончета.
Ve ben aslında, yusufçuklardan bahsedeceğim bugün.Сегодня я именно о стрекозах и расскажу.
Ve ben aslında, yusufçuklardan bahsedeceğim bugün.עומד לדבר, באחה"צ זה, על שפיריות.
Ve ben aslında, yusufçuklardan bahsedeceğim bugün.سأتحدث، ظهر هذا اليوم، عن الحشرات.
Ve ben aslında, yusufçuklardan bahsedeceğim bugün.これはとても美しい種でOriental Scarletと呼ばれています
Ve bugün burada gördüğünüz yusufçuklar hemen dışarıda, kampüsün içinde, bu jenerasyonun gençliği.A szitakötők, melyeket ma láthatnak itt kint, a campuson, ennek a generációnak a fiatal tagjai.
Ve bugün burada gördüğünüz yusufçuklar hemen dışarıda, kampüsün içinde, bu jenerasyonun gençliği.A vážky, ktoré môžete dnes vidieť tu vonku, na kampuse sú mláďatá tejto generácie.
Ve bugün burada gördüğünüz yusufçuklar hemen dışarıda, kampüsün içinde, bu jenerasyonun gençliği.E le libellule che vedete oggi qui fuori, nel campus, sono le più giovani di questa generazione.
Ve bugün burada gördüğünüz yusufçuklar hemen dışarıda, kampüsün içinde, bu jenerasyonun gençliği.En de libellen die je vandaag kan zien hier buiten, op de campus, zijn de jongen van deze generatie.
Ve bugün burada gördüğünüz yusufçuklar hemen dışarıda, kampüsün içinde, bu jenerasyonun gençliği.Et les libellules que vous voyez aujourd'hui dehors, là, sur le campus, sont les petits de cette génération.
Ve bugün burada gördüğünüz yusufçuklar hemen dışarıda, kampüsün içinde, bu jenerasyonun gençliği.Iar libelulele pe care le vedeti azi aici afara, in campus, sunt generatia tanara.
Ve bugün burada gördüğünüz yusufçuklar hemen dışarıda, kampüsün içinde, bu jenerasyonun gençliği.지금 보실 수 있는 잠자리가 바로 이 캠퍼스에서 보시는 잠자리는 그렇게 번식한 자손들입니다.
Ve bugün burada gördüğünüz yusufçuklar hemen dışarıda, kampüsün içinde, bu jenerasyonun gençliği.Những con chuồn chuồn bạn thấy hôm nay ở ngoài này, trong khuôn viên trường, là con cái của thế hệ này.
Ve bugün burada gördüğünüz yusufçuklar hemen dışarıda, kampüsün içinde, bu jenerasyonun gençliği.Og de guldsmede man kan se i dag herude, på campus, er ungerne af denne generation.
Ve bugün burada gördüğünüz yusufçuklar hemen dışarıda, kampüsün içinde, bu jenerasyonun gençliği.Sudenkorennot, joita näkee tänään täällä ulkopuolella, kampuksella, ovat nuorta sukupolvea.
Ve bugün burada gördüğünüz yusufçuklar hemen dışarıda, kampüsün içinde, bu jenerasyonun gençliği.Und die Libellen, dies Sie heute hier draußen auf dem Campus sehen können, sind die Jungen dieser Generation.
Ve bugün burada gördüğünüz yusufçuklar hemen dışarıda, kampüsün içinde, bu jenerasyonun gençliği.Y las libélulas que se ven hoy aquí afuera en el campus, son los jóvenes de esta generación.
Ve bugün burada gördüğünüz yusufçuklar hemen dışarıda, kampüsün içinde, bu jenerasyonun gençliği.А водните кончета, които виждате днес тук навън, в двора, са децата на това поколение.
Ve bugün burada gördüğünüz yusufçuklar hemen dışarıda, kampüsün içinde, bu jenerasyonun gençliği.И стрекозы, которых вы можете видеть сегодня на улице, на территории университета — это молодое поколение.
Ve bugün burada gördüğünüz yusufçuklar hemen dışarıda, kampüsün içinde, bu jenerasyonun gençliği.והשפיריות שאתם יכולים לראות היום כאן בחוץ, במתחם הזה, הן צעירות הדור הזה.
Ve bugün burada gördüğünüz yusufçuklar hemen dışarıda, kampüsün içinde, bu jenerasyonun gençliği.واليعاسيب التي ترونها اليوم في الخارج، في الحرم الجامعي، هي نسل هذا الجيل.
Ve bugün burada gördüğünüz yusufçuklar hemen dışarıda, kampüsün içinde, bu jenerasyonun gençliği.トンボ達は彼らの 子供たちなのです 彼らはインドで孵化したのです
Ve sadece yusufçukların yarısı kadar mesafeyle.Az azonban csak fele olyan hosszú, mint ezeké a szitakötőké.
Ve sadece yusufçukların yarısı kadar mesafeyle.C'est seulement la moitié de celui là.
Ve sadece yusufçukların yarısı kadar mesafeyle.Dar este doar jumatate din lungimea calatoriei libelulei.
Ve sadece yusufçukların yarısı kadar mesafeyle.Det er kun halvt så langt som denne.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod