Ana içeriğe geç
Sözlük

yusuf ile cümle

yusuf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.ויבא האיש את האנשים ביתה יוסף ויתן מים וירחצו רגליהם ויתן מספוא לחמריהם׃
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.وادخل الرجل الرجال الى بيت يوسف واعطاهم ماء ليغسلوا ارجلهم واعطى عليقا لحميرهم.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.家 宰 就 領 他 們 進 約 瑟 的 屋 裡 、 給 他 們 水 洗 腳 、 又 給 他 們 草 料 餧 驢
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.家宰 就 領 他 們進 約瑟 的 屋裡 、 給 他 們水洗 腳 、 又 給 他 們草料 餧驢
Kâhya Yusufun buyurduğu gibi onları Yusufun evine götürdü.A človek urobil, ako rozkázal Jozef, a odviedol mužov do domu Jozefovho.
Kâhya Yusufun buyurduğu gibi onları Yusufun evine götürdü.Cet homme fit ce que Joseph avait ordonné, et il conduisit ces gens dans la maison de Joseph.
Kâhya Yusufun buyurduğu gibi onları Yusufun evine götürdü.De man voerde de opdracht uit en nam de broers mee naar Jozefs paleis.
Kâhya Yusufun buyurduğu gibi onları Yusufun evine götürdü.El hombre hizo como dijo José y llevó a los hombres a la casa de José
Kâhya Yusufun buyurduğu gibi onları Yusufun evine götürdü.E o homem fez como José ordenara, e levou-os � casa de José.
Kâhya Yusufun buyurduğu gibi onları Yusufun evine götürdü.Il maggiordomo fece come Giuseppe aveva ordinato e introdusse quegli uomini nella casa di Giuseppe
Kâhya Yusufun buyurduğu gibi onları Yusufun evine götürdü.In mož stori, kakor je ukazal Jožef; in peljal je može v hišo Jožefovo.
Kâhya Yusufun buyurduğu gibi onları Yusufun evine götürdü.I učinil muž ten, jakž rozkázal Jozef, a uvedl ty lidi do domu Jozefova.
Kâhya Yusufun buyurduğu gibi onları Yusufun evine götürdü.I uczynił on mąż, jako mu rozkazał Józef, a wprowadził on mąż one ludzie w dom Józefów.
Kâhya Yusufun buyurduğu gibi onları Yusufun evine götürdü.Ja mies teki, niinkuin Joosef oli käskenyt, ja vei miehet Joosefin taloon.
Kâhya Yusufun buyurduğu gibi onları Yusufun evine götürdü.그 사람이 요셉의 명대로 하여 그 사람들을 요셉의 집으로 인도 하니
Kâhya Yusufun buyurduğu gibi onları Yusufun evine götürdü.Och mannen gjorde såsom Josef hade sagt och förde männen in i Josefs hus.
Kâhya Yusufun buyurduğu gibi onları Yusufun evine götürdü.Omul acela a făcut ce -i poruncise Iosif, şi a dus pe oamenii aceia în casa lui Iosif.
Kâhya Yusufun buyurduğu gibi onları Yusufun evine götürdü.Pelayan itu melaksanakan perintah itu dan membawa saudara-saudara Yusuf ke dalam rumah gubernur
Kâhya Yusufun buyurduğu gibi onları Yusufun evine götürdü.Quản gia làm theo y như lời dặn, đưa họ vào nhà Giô-sép.
Kâhya Yusufun buyurduğu gibi onları Yusufun evine götürdü.Quản_gia làm theo y_như lời dặn , đưa họ vào nhà Giô-sép .
Kâhya Yusufun buyurduğu gibi onları Yusufun evine götürdü.Und der Mann tat, wie ihm Joseph gesagt hatte, und führte die Männer in Josephs Haus.
Kâhya Yusufun buyurduğu gibi onları Yusufun evine götürdü.Και επραξεν ο ανθρωπος καθως ελαλησεν ο Ιωσηφ και ο ανθρωπος εισηγαγε τους ανθρωπους εις την οικιαν του Ιωσηφ.
Kâhya Yusufun buyurduğu gibi onları Yusufun evine götürdü.И сделал человек тот, как сказал Иосиф, и ввел человек тот людей сих в дом Иосифов.
Kâhya Yusufun buyurduğu gibi onları Yusufun evine götürdü.И човекът стори, каквото поръча Иосиф, и той въведе човеците в Иосифовия дом.
Kâhya Yusufun buyurduğu gibi onları Yusufun evine götürdü.ויעש האיש כאשר אמר יוסף ויבא האיש את האנשים ביתה יוסף׃
Kâhya Yusufun buyurduğu gibi onları Yusufun evine götürdü.ففعل الرجل كما قال يوسف. وادخل الرجل الرجال الى بيت يوسف
Kâhya Yusufun buyurduğu gibi onları Yusufun evine götürdü.家 宰 就 遵 著 約 瑟 的 命 去 行 、 領 他 們 進 約 瑟 的 屋 裡
Kâhya Yusufun buyurduğu gibi onları Yusufun evine götürdü.家宰 就 遵著 約瑟 的 命 去 行 、 領他 們進 約瑟 的 屋裡
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.A uvideli ho zďaleka, a prv ako sa k ním priblížil, úkladili proti nemu, aby ho zabili.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Các anh thấy chàng đi ở đàng xa, chưa đến gần, thì đã lập mưu để giết chàng.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Các anh thấy chàng đi_ở đàng xa , chưa đến gần , thì đã lập_mưu để giết chàng .
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Cuando ellos lo vieron desde lejos, antes de que se acercase, actuaron engañosamente contra él para matarle
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Dari jauh mereka telah melihat Yusuf, dan sebelum ia sampai kepada mereka, mereka sepakat untuk membunuh dia
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.De så ham langt borte, og før han kom nær til dem, la de op råd om å drepe ham.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Ei l-au zărit de departe, şi pînă să se apropie de ei, s'au sfătuit să -l omoare.``
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Eles o viram de longe e, antes que chegasse aonde estavam, conspiraram contra ele, para o matarem,
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Essi lo videro da lontano e, prima che giungesse vicino a loro, complottarono di farlo morire
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Ils le virent de loin; et, avant qu`il fût près d`eux, ils complotèrent de le faire mourir.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.I ujrzeli go z daleka, a pierwej niż do nich przyszedł, radzili o nim, aby go zabili.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.요셉이 그들에게 가까이 오기 전에 그들이 요셉을 멀리서 보고 죽이기를 꾀하여
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Kteřížto, jakž ho uzřeli zdaleka, prvé než k nim došel, ukládali o něm, aby jej zahubili.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Kun he kaukaa näkivät hänet ja ennenkuin hän saapui heidän luokseen, pitivät he neuvoa tappaaksensa hänet.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Maar toen zij hem zagen aankomen, besloten zij hem te doden!
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Men da de så ham langt borte, før han endnu var kommet hen til dem, lagde de Råd op om at dræbe ham
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Mikor távolról megláták, minekelõtte közel ért volna hozzájok, összebeszélének, hogy megölik.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.När de nu på avstånd fingo se honom, innan han ännu hade hunnit fram till dem, lade de råd om att döda honom.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Oni pa ga zagledajo oddaleč, in ko ni bil še prišel do njih, so skovali zvijačo zoper njega, da ga usmrte.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Οι δε ιδοντες αυτον μακροθεν, πριν πλησιαση εις αυτους, συνεβουλευθησαν κατ' αυτου να φονευσωσιν αυτον.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.А те, като го видяха от далеч, доде още не беше се приближил при тях, сговориха се против него да го убият.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.И увидели они его издали, и прежде нежели он приблизился к ним, стали умышлять против него, чтобы убить его.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.ויראו אתו מרחק ובטרם יקרב אליהם ויתנכלו אתו להמיתו׃
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.فلما ابصروه من بعيد قبلما اقترب اليهم احتالوا له ليميتوه.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.他 們 遠 遠 的 看 見 他 、 趁 他 還 沒 有 走 到 跟 前 、 大 家 就 同 謀 要 害 死 他
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.他 們遠遠 的 看見 他 、 趁他 還沒 有 走到 跟前 、 大家 就 同 謀要 害死 他
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Abang-abang Yusuf iri hati kepadanya, tetapi ayahnya tetap memikirkan mimpi itu
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.A jeho bratia mu závideli, ale jeho otec pozoroval na vec.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Các anh lấy làm ganh ghét chàng; còn cha lại ghi nhớ lấy điều đó.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Các anh lấy_làm ganh_ghét chàng ; còn cha lại ghi_nhớ lấy điều đó .
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Fraţii săi au început să -l pismuiască; dar tatăl său a ţinut minte lucrurile acestea.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.I nienawidzili go bracia jego; ale ojciec jego pilnie uważał tę rzecz.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod