Ana içeriğe geç
Sözlük

yusuf ile cümle

yusuf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Irígykednek vala azért reá az õ bátyjai; az õ atyja pedig elméjében tartja vala e dolgot.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.I suoi fratelli perciò erano invidiosi di lui, ma suo padre tenne in mente la cosa
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Ja hänen veljensä kadehtivat häntä; mutta hänen isänsä pani tämän mieleensä.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.그 형들은 시기하되 그 아비는 그 말을 마음에 두었더라
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Och hans bröder avundades honom; men hans fader bevarade detta i sitt minne.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Og hans Brødre fattede Avind til ham, men hans Fader gemte det i sit Minde.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Og hans brødre var misunnelige på ham; men hans far gjemte det i sitt minne.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Ses frères eurent de l`envie contre lui, mais son père garda le souvenir de ces choses.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Seus irmãos, pois, o invejavam; mas seu pai guardava o caso no seu coração.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Sus hermanos le tenían envidia, pero su padre guardaba en mente el asunto
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Tedy záviděli mu bratří jeho; ale otec jeho měl pozor na tu věc.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Und seine Brüder beneideten ihn. Aber sein Vater behielt diese Worte.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Zavidali so mu torej bratje njegovi, oče njegov pa je to besedo ohranil v misli.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Και εφθονησαν αυτον οι αδελφοι αυτου ο δε πατηρ αυτου εφυλαττε τον λογον.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.Братья его досадовали на него, а отец его заметил это слово.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.И завидяха му братята му; а баща му запомни тия думи.
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.ויקנאו בו אחיו ואביו שמר את הדבר׃
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.فحسده اخوته. واما ابوه فحفظ الامر
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.他 哥 哥 們 都 嫉 妒 他 . 他 父 親 卻 把 這 話 存 在 心 裡
Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.他 哥哥 們 都 嫉妒 他 . 他 父親卻 把 這話 存在 心裡
Kıtlık yılları başlamadan, On Kentinin kâhini Potiferanın kızı Asenat Yusufa iki erkek çocuk doğurdu.Før det første hungersår kom, fikk Josef to sønner med Asnat, datter av Potifera, presten i On.
Kıtlık yılları başlamadan, On Kentinin kâhini Potiferanın kızı Asenat Yusufa iki erkek çocuk doğurdu.Før Hungersnødens År kom. fik Josef to Sønner med Asenat, Præsten i On Potiferas Datter;
Kıtlık yılları başlamadan, On Kentinin kâhini Potiferanın kızı Asenat Yusufa iki erkek çocuk doğurdu.흉년이 들기 전에 요셉에게 두 아들을 낳되 곧 온 제사장 보디베라의 딸 아스낫이 그에게 낳은지라
Kıtlık yılları başlamadan, On Kentinin kâhini Potiferanın kızı Asenat Yusufa iki erkek çocuk doğurdu.Sebelum masa kelaparan itu tiba, Asnat istri Yusuf melahirkan dua anak laki-laki
Kıtlık yılları başlamadan, On Kentinin kâhini Potiferanın kızı Asenat Yusufa iki erkek çocuk doğurdu.Voordat het eerste jaar van de hongersnood aanbrak, had Jozef twee zonen gekregen bij zijn vrouw Asnath.
Kıtlık yılları başlamadan, On Kentinin kâhini Potiferanın kızı Asenat Yusufa iki erkek çocuk doğurdu.וליוסף ילד שני בנים בטרם תבוא שנת הרעב אשר ילדה לו אסנת בת פוטי פרע כהן און׃
Kıtlık yılları başlamadan, On Kentinin kâhini Potiferanın kızı Asenat Yusufa iki erkek çocuk doğurdu.وولد ليوسف ابنان قبل ان تأتي سنة الجوع. ولدتهما له اسنات بنت فوطي فارع كاهن أون.
Kıtlık yılları başlamadan, On Kentinin kâhini Potiferanın kızı Asenat Yusufa iki erkek çocuk doğurdu.荒 年 未 到 以 前 、 安 城 的 祭 司 波 提 非 拉 的 女 兒 亞 西 納 給 約 瑟 生 了 兩 個 兒 子
Kıtlık yılları başlamadan, On Kentinin kâhini Potiferanın kızı Asenat Yusufa iki erkek çocuk doğurdu.荒年 未 到 以前 、 安城 的 祭司 波 提 非 拉 的 女 兒亞 西納給 約瑟 生了兩個兒子
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.(104:20) Послал царь, и разрешил его владетель народов и освободил его;
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.Atunci împăratul a trimes să -i scoată lanţurile, şi stăpînitorul popoarelor l -a izbăvit.
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.Då sände konungen och lät släppa honom lös, folkens behärskare gav honom fri.
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.Da sandte der König hin und ließ ihn losgeben; der HERR über Völker hieß ihn herauslassen.
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.Da sendte kongen bud og lot ham løs, herskeren over folkeslag gav ham fri.
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.Elküldött a király és feloldotta õt, a népeken uralkodó, és szabaddá tette õt;
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.Entonces el rey mandó que lo soltaran; el soberano de los pueblos lo desató
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.Il re mandò a scioglierlo, il capo dei popoli lo fece liberare
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.왕이 사람을 보내어 저를 방석함이여 열방의 통치자가 저로 자유케 하였도다
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.Lalu raja Mesir, penguasa bangsa-bangsa, membebaskan dia dari penjara
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.Le roi fit ôter ses liens, Le dominateur des peuples le délivra.
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.Niin kuningas lähetti ja päästätti hänet, kansojen hallitsija laski hänet irti.
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.O rei mandou, e fez soltá-lo; o governador dos povos o libertou.
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.På Kongens Bud blev han fri, Folkenes Hersker lod ham løs:
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.Poslal je kralj in velel ga razvezati, poglavar ljudstev, in ga je oprostil.
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.Poslav král, propustiti ho rozkázal, panovník lidu svobodna ho učinil.
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.Posławszy król kazał go puścić; ten, który panował nad narodami, wolnym go uczynił.
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.Vtedy poslal kráľ a prepustil ho, panovník národov, a rozviazal ho.
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.Vua sai tha Giô-sép ; Ðấng cai_trị các dân giải - tha người .
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.Vua sai tha Giô-sép; Ðấng cai trị các dân giải-tha người.
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.Απεστειλεν ο βασιλευς και ελυσεν αυτον ο αρχων των λαων, και ηλευθερωσεν αυτον.
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.Царят прати та го развърза, - Управителят на племена, - та го освободи.
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.שלח מלך ויתירהו משל עמים ויפתחהו׃
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.‎ارسل الملك فحله. ارسل سلطان الشعب فاطلقه‎.
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.王 打 發 人 把 他 解 開 、 就 是 治 理 眾 民 的 、 把 他 釋 放
Kral adam gönderip Yusufu salıverdi, Halklara egemen olan onu özgür kıldı.王打發 人 把 他 解開 、 就是 治理 眾民 的 、 把 他 釋放
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.Als nun Ruben wieder zur Grube kam und fand er Joseph nicht darin, zerriß er sein Kleid
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.A navrátil se Ruben k čisterně, a aj, již nebylo Jozefa v ní. I roztrhl roucha svá.
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.Cuando Rubén volvió a la cisterna y no halló a José allí, rasgó sus vestiduras
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.Da Ruben kom tilbake til brønnen, fikk han se at Josef ikke var i brønnen. Da sønderrev han sine klær,
Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.Da Ruben nu kom tilbage til Cisternen, se, da var Josef der ikke. Så sønderrev han sine Klæder
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod