İssakar oymağından Yusuf oğlu Yigal;Jigeal, de zoon van Jozef, uit de stam Issaschar;
İssakar oymağından Yusuf oğlu Yigal;Juudan sukukunnasta Kaaleb, Jefunnen poika,
İssakar oymağından Yusuf oğlu Yigal;잇사갈 지파에서는 요셉의 아들 이갈이요
İssakar oymağından Yusuf oğlu Yigal;pentru seminţia lui Isahar: Igual, fiul lui Iosif;
İssakar oymağından Yusuf oğlu Yigal;per la tribù di Issacar, Igheal figlio di Giuseppe; per la tribù di Efraim
İssakar oymağından Yusuf oğlu Yigal;pour la tribu d`Issacar: Jigual, fils de Joseph;
İssakar oymağından Yusuf oğlu Yigal;về chi phái Y-sa-ca, Di-ganh, con trai của Giô-sép;
İssakar oymağından Yusuf oğlu Yigal;về chi_phái Y-sa-ca , Di-ganh , con_trai của Giô-sép ;
İssakar oymağından Yusuf oğlu Yigal;za pokolenie Júdovo Kálef, syn Jefunneho,
İssakar oymağından Yusuf oğlu Yigal;za rod Isaharjev Igal, sin Jožefov;
İssakar oymağından Yusuf oğlu Yigal;Z pokolenia Isaschar Igal, syn Józefów.
İssakar oymağından Yusuf oğlu Yigal;Z pokolení Juda Kálef, syn Jefonův;
İssakar oymağından Yusuf oğlu Yigal;εκ της φυλης Ισσαχαρ, Ιγαλ ο υιος του Ιωσηφ
İssakar oymağından Yusuf oğlu Yigal;от Исахаровото племе, Игал Иосифовият син;
İssakar oymağından Yusuf oğlu Yigal;למטה יששכר יגאל בן יוסף׃
İssakar oymağından Yusuf oğlu Yigal;من سبط يسّاكر يجآل بن يوسف.
İssakar oymağından Yusuf oğlu Yigal;屬 以 薩 迦 支 派 的 、 有 約 色 的 兒 子 以 迦
İssakar oymağından Yusuf oğlu Yigal;屬以薩迦 支派 的 、 有 約色 的 兒子 以迦
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,A gdy ona obaczyła, iż zostawił szatę swoję w ręku jej, a uciekł precz;
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,Allora essa, vedendo ch'egli le aveva lasciato tra le mani la veste ed era fuggito fuori
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,A ona viduci, že nechal roucha svého v rukou jejích a vyběhl ven,
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,A stalo sa, keď videla, že zanechal svoje rúcho v jej ruke a že utiekol von,
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,Cînd a văzut ea că -i lăsase haina în mînă, şi fugise afară,
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,Då hon nu såg att han hade lämnat sin mantel i hennes hand och flytt ut,
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,Da hun nu så, at han havde ladet hende beholde Kappen og var flygtet ud af Huset,
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,Da sie nun sah, daß er sein Kleid in ihrer Hand ließ und hinaus entfloh,
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,Ketika istri Potifar melihat bahwa Yusuf telah lari dan jubahnya tertinggal
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,Khi người thấy áo còn lại nơi tay mình , và chàng đã chạy trốn ra ngoài như_vậy ,
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,Khi người thấy áo còn lại nơi tay mình, và chàng đã chạy trốn ra ngoài như vậy,
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,그가 요셉이 그 옷을 자기 손에 버려두고 도망하여 나감을 보고
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,Ko pa je videla, da je pustil obleko svojo v njeni roki in pobegnil iz hiše,
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,Kun hän nyt huomasi, että Joosef oli jättänyt vaippansa hänen käsiinsä ja paennut ulos,
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,Lorsqu`elle vit qu`il lui avait laissé son vêtement dans la main, et qu`il s`était enfui dehors,
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,mikor látja vala az [asszony], hogy az a maga ruháját az õ kezében hagyta, és kifutott:
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,Og da hun så at han hadde latt sin kappe efter sig i hennes hånd og var flyktet ut av huset,
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,Quando ela viu que ele deixara a capa na mão dela e fugira para fora,
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,Toen begon ze te gillen.
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,Y aconteció que al ver ella que el manto había quedado en sus manos y que él había escapado afuera
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,Και ως ειδεν οτι αφηκε το ιματιον αυτου εις τας χειρας αυτης και εφυγεν εξω,
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,А като видя, че остави дрехата си в ръката й и избяга вън,
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,Она же, увидев, что он оставил одежду свою в руках ее и побежалвон,
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,ויהי כראותה כי עזב בגדו בידה וינס החוצה׃
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,وكان لما رأت انه ترك ثوبه في يدها وهرب الى خارج
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,婦 人 看 見 約 瑟 把 衣 裳 丟 在 他 手 裡 跑 出 去 了
Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,婦人 看 見約瑟 把 衣裳 丟 在 他 手 裡 跑出 去了
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.A przywiódłszy on mąż one ludzie w dom Józefów, dał im wody, i umyli nogi swe; dał też obrok osłom ich.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.A tak voviedol človek mužov do domu Jozefovho. A dal im vody, a umyli si nohy. A dal ich oslom obrok.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.De broers werden het paleis binnengeleid en kregen water om hun voeten te wassen en de ezels werden gevoederd.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.In mož jih pripelje v hišo Jožefovo in jim da vode, da si umijejo noge, in da tudi klaje njih oslom.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.Ja hän vei miehet Joosefin taloon ja antoi heille vettä jalkain pesemiseksi ja heidän aaseilleen rehua.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.그들을 요셉의 집으로 인도하고 물을 주어 발을 씻게 하며 그 나귀에게 먹이를 주더라
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.Och han förde männen in i Josefs hus och gav dem vatten till att två sina fötter och gav foder åt deras åsnor.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.Og de fremtog deres Gave, før Josef kom hjem ved Middagstid, thi de hørte, at de skulde spise der.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.rồi đưa anh em vào nhà Giô-sép, đem nước ra cho rửa chơn, và cũng cho những lừa ăn cỏ nữa.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.rồi đưa anh_em vào nhà Giô-sép , đem nước ra cho rửa chơn , và cũng cho những lừa ăn cỏ nữa .
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.Så la de gaven til rette til Josef skulde komme hjem om middagen; for de hadde hørt at de skulde ete der.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.und führte sie in Josephs Haus, gab ihnen Wasser, daß sie ihre Füße wuschen, und gab ihren Eseln Futter.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.Uved tedy muž ten lidi ty do domu Jozefova, dal jim vody, aby umyli nohy své, dal také obrok oslům jejich.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.И ввел тот человек людей сих в дом Иосифов и дал воды, и они омыли ноги свои; и дал корму ослам их.
Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.И домакинът въведе човеците в Иосифовия дом и им даде вода та си умиха нозете; даде и храна за ослите им.