Ana içeriğe geç
Sözlük

yusuf ile cümle

yusuf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Efendisi RABbin Yusufla birlikte olduğunu, yaptığı her işte onu başarılı kıldığını gördü.Und sein Herr sah, daß der HERR mit ihm war; denn alles, was er tat, dazu gab der HERR Glück durch ihn,
Efendisi RABbin Yusufla birlikte olduğunu, yaptığı her işte onu başarılı kıldığını gördü.И като видя господарят му, че Господ бе с него, и че Господ прави да успява в ръката му всичко, което вършеше,
Efendisi RABbin Yusufla birlikte olduğunu, yaptığı her işte onu başarılı kıldığını gördü.И увидел господин его, что Господь с ним и что всему, что он делает, Господь в руках его дает успех.
Efendisi RABbin Yusufla birlikte olduğunu, yaptığı her işte onu başarılı kıldığını gördü.וירא אדניו כי יהוה אתו וכל אשר הוא עשה יהוה מצליח בידו׃
Efendisi RABbin Yusufla birlikte olduğunu, yaptığı her işte onu başarılı kıldığını gördü.ورأى سيده ان الرب معه وان كل ما يصنع كان الرب ينحجه بيده.
Efendisi RABbin Yusufla birlikte olduğunu, yaptığı her işte onu başarılı kıldığını gördü.他 主 人 見 耶 和 華 與 他 同 在 、 又 見 耶 和 華 使 他 手 裡 所 辦 的 盡 都 順 利
Efendisi RABbin Yusufla birlikte olduğunu, yaptığı her işte onu başarılı kıldığını gördü.他 主人 見 耶和華 與 他 同在 、 又 見 耶和華 使 他 手裡所辦 的 盡都 順利
Efrayim boyları bunlardı, sayıları 32 500 kişiydi. Boylarına göre Yusufun soyundan gelenler bunlardı.Detvar Efraimiternes Slægter, de af dem, som mønstedes, 32.500. Det var Josefs Sønners Slægter.
Efrayim boyları bunlardı, sayıları 32 500 kişiydi. Boylarına göre Yusufun soyundan gelenler bunlardı.이는 에브라임 자손의 종족들이니 계수함을 입은 자가 삼만 이천 오백명이라 이상은 그 종족을 따른 요셉 자손이었더라
Efrayim boyları bunlardı, sayıları 32 500 kişiydi. Boylarına göre Yusufun soyundan gelenler bunlardı.Orang laki-laki dalam kaum-kaum itu jumlahnya 32.500 orang. Itulah kaum-kaum keturunan Yusuf
Efrayim boyları bunlardı, sayıları 32 500 kişiydi. Boylarına göre Yusufun soyundan gelenler bunlardı.אלה משפחת בני אפרים לפקדיהם שנים ושלשים אלף וחמש מאות אלה בני יוסף למשפחתם׃
Efrayim boyları bunlardı, sayıları 32 500 kişiydi. Boylarına göre Yusufun soyundan gelenler bunlardı.هذه عشائر بني افرايم حسب عددهم اثنان وثلاثون الفا وخمس مئة. هؤلاء بنو يوسف حسب عشائرهم
Efrayim boyları bunlardı, sayıları 32 500 kişiydi. Boylarına göre Yusufun soyundan gelenler bunlardı.這 就 是 以 法 蓮 子 孫 的 各 族 、 照 他 們 中 間 被 數 的 、 共 有 三 萬 二 千 五 百 名 . 按 著 家 族 、 這 都 是 約 瑟 的 子 孫
Efrayim boyları bunlardı, sayıları 32 500 kişiydi. Boylarına göre Yusufun soyundan gelenler bunlardı.這 就 是 以法 蓮子 孫 的 各 族 、 照 他 們中間 被 數 的 、 共 有 三 萬 二千五百 名 . 按 著 家族 、 這都 是 約瑟 的 子孫
Eğer yusufçuklarla ilgili bir çalışma yapacaksanız, çok güzel gözükenleri çalışmak istersiniz.Ak sa chystáte študovať vážky, chcete študovať tie naozaj pestré a nádherné, ako tá červená.
Eğer yusufçuklarla ilgili bir çalışma yapacaksanız, çok güzel gözükenleri çalışmak istersiniz.Als je libellen gaat bestuderen wil je de echt heldere, mooie soorten bestuderen, zoals die rode.
Eğer yusufçuklarla ilgili bir çalışma yapacaksanız, çok güzel gözükenleri çalışmak istersiniz.Daca studiezi libelulele, vrei sa le studiezi pe cele frumos colorate, precum cea rosie.
Eğer yusufçuklarla ilgili bir çalışma yapacaksanız, çok güzel gözükenleri çalışmak istersiniz.Di solito, chi vuole studiare le libellule sceglie quelle belle, dai colori vivaci, come quella rossa.
Eğer yusufçuklarla ilgili bir çalışma yapacaksanız, çok güzel gözükenleri çalışmak istersiniz.Ha az ember szitakötőket tanulmányoz, az igazán élénk és szép példányokat akarja vizsgálni, mint az a piros.
Eğer yusufçuklarla ilgili bir çalışma yapacaksanız, çok güzel gözükenleri çalışmak istersiniz.Hvis man vil studere guldsmede, vil man studere de virkelig lysende, smukke nogen,
Eğer yusufçuklarla ilgili bir çalışma yapacaksanız, çok güzel gözükenleri çalışmak istersiniz.잠자리 연구를 한다면, 밝고 아름다운 종들을 연구하고 싶잖아요.
Eğer yusufçuklarla ilgili bir çalışma yapacaksanız, çok güzel gözükenleri çalışmak istersiniz.Mikäli aikoo tutkia sudenkorentoja, haluaa tutkia niitä kirkkaita ja kauniita lajeja, kuten se punainen.
Eğer yusufçuklarla ilgili bir çalışma yapacaksanız, çok güzel gözükenleri çalışmak istersiniz.Nếu bạn sắp học về chuồn chuồn, bạn muốn nghiên cứu những con xinh đẹp rực rỡ như con màu đỏ này.
Eğer yusufçuklarla ilgili bir çalışma yapacaksanız, çok güzel gözükenleri çalışmak istersiniz.Si vas a estudiar libélulas, querrás estudiar esas grandes y bonitas, como esa roja.
Eğer yusufçuklarla ilgili bir çalışma yapacaksanız, çok güzel gözükenleri çalışmak istersiniz.Si vous allez étudier des libellules, vous voulez en étudier des colorées, des superbes comme cette rouge.
Eğer yusufçuklarla ilgili bir çalışma yapacaksanız, çok güzel gözükenleri çalışmak istersiniz.Ако ще проучваш водните кончета, искаш да проучваш онези наистина ярки и красиви, като това, червеното.
Eğer yusufçuklarla ilgili bir çalışma yapacaksanız, çok güzel gözükenleri çalışmak istersiniz.Выбирая изучение стрекоз, вы предпочтёте изучать прекрасных ярких особей, как та красная стрекоза.
Eğer yusufçuklarla ilgili bir çalışma yapacaksanız, çok güzel gözükenleri çalışmak istersiniz.מי שהולך ללמוד על שפיריות, בד"כ לומד על היפות והמבריקות ביותר,
Eğer yusufçuklarla ilgili bir çalışma yapacaksanız, çok güzel gözükenleri çalışmak istersiniz.إن كنت تنوي دراسة اليعسوب، فإنك تود دراسة اليعسوب المضيء الجميل،
Eğer yusufçuklarla ilgili bir çalışma yapacaksanız, çok güzel gözükenleri çalışmak istersiniz.絶滅が危惧される とびきり珍しいやつがいいですね
Eylül ekim gibi ortalık kurumakta. Yusufçuklar için bir şey yok. Mevsimlik yağmurlar yok.Kończy się w październiku, więc dla ważek nic nie ma, muszą polować na deszcz
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.Allora il faraone disse a Giuseppe: «Nel mio sogno io mi trovavo sulla riva del Nilo
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.A tedy hovoril faraon Jozefovi: Videl som vo svojom sne, že hľa stojím na brehu rieky.
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.Då sade Farao till Josef: »Jag drömde att jag stod på stranden av Nilfloden.
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.Da sa Farao til Josef: Jeg syntes i drømme at jeg stod på elvebredden.
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.Da sagde Farao til Josef: "Jeg drømte, at jeg stod på Nilens Bred;
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.Então disse Faraó a José: Eis que em meu sonho estava em pé na praia do rio,
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.Entonces el faraón dijo a José: --En mi sueño yo estaba de pie a la orilla del Nilo
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.Faraon a început să istorisească atunci lui Iosif: ,,În visul meu, se făcea că stăteam pe malul rîului.
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.Farao vertelde opnieuw wat hij had gedroomd. "Ik stond aan de oever van de Nijl", begon hij,
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.Ja farao puhui Joosefille: "Minä näin unen; olin seisovinani Niilivirran rannalla.
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.바로가 요셉에게 이르되 내가 꿈에 하숫가에 서서
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.Lalu berkatalah raja, "Aku bermimpi bahwa aku sedang berdiri di tepi Sungai Nil
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.Monda azért a Faraó Józsefnek: Álmomban ímé állok vala a folyóvíz partján.
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.Pharaon dit alors à Joseph: Dans mon songe, voici, je me tenais sur le bord du fleuve.
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.Pha-ra-ôn phán rằng : Nầy , trong điềm chiêm_bao trẫm đương đứng bên bờ sông .
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.Pha-ra-ôn phán rằng: Nầy, trong điềm chiêm bao trẫm đương đứng bên bờ sông.
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.Pharao sprach zu Joseph: Mir träumte ich stand am Ufer bei dem Wasser
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.Reče torej Faraon Jožefu: V sanjah svojih, glej, sem stal na bregu Nila.
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.Tedy řekl Farao Jozefovi: Zdálo mi se ve snách, že jsem stál na břehu potoka.
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.Tedy rzekł Farao do Józefa: Zdało mi się we śnie, jakobym stał na brzegu rzeki.
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.Και ειπεν ο Φαραω προς τον Ιωσηφ, Εις το ονειρον μου, ιδου, ισταμην επι το χειλος του ποταμου
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.И сказал фараон Иосифу: мне снилось: вот, стою я на берегу реки;
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.Тогава Фараон каза на Иосифа: В съня си, ето, стоях край брега на Нил*.
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.וידבר פרעה אל יוסף בחלמי הנני עמד על שפת היאר׃
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.فقال فرعون ليوسف اني كنت في حلمي واقفا على شاطئ النهر.
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.法 老 對 約 瑟 說 、 我 夢 見 我 站 在 河 邊
Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.法老 對約 瑟說 、 我 夢見 我 站在 河邊
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,A faraon povedal Jozefovi a riekol: Tvoj otec a tvoji bratia prišli k tebe.
Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,Allora il faraone disse a Giuseppe: «Tuo padre e i tuoi fratelli sono dunque venuti da te
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod