Halen Yurtdışında yaşamaktadır ve nerede olduğu bilinmemektedir.Живее в дома си, за който не е известно къде се намира.
Bu albüm yurt dışında da piyasaya çıktı.Албумът се разпространява и в чужбина.
Hayatının son yıllarını yurt dışında gezerek geçirdi.Това е единственото му пътуване в чужбина през целия му живот.
Pek çok yurt gezisinde eşine eşlik etti.Продължава да следва съпруга си при повечето им пътувания.
1999-2007 yılları arasında yurtdışında sürgünde yaşadı.В периода 1995 – 2002 г. живее в чужбина.
Yapıtları Türkiye'de ve yurt dışında koleksiyon ve müzelerde bulunmaktadır.Творбите му са част от колекции в музеи и частни колекции в Турция и чужбина.
Çok geçmeden binlerce yurttaşları onlara katılır.До края на годината към него се присъединяват още над 1000 нови членове.
Ayrıca seralar da bulunmakta ve yetiştirilen ürünler hem yurt içine hem de yurt dışına pazarlanmaktadır.Тя притежава собствени складове за обработка на внесените тютюни, които продава в България и в чужбина.
Çizgileri yurtdışında yayımlandı.Творбите му са преведени в чужбина.
1944 yılında görevinden ayrılarak yurt dışında gezilere çıktı.През 1941 г. му е отнет паспортът за пътуване в чужбина.
Güneydoğu Asya'daki yurtdışı Çinlilerin arasında çok sayıda Min Çincesi konuşan vardır.Има също много китайци, говорещи мин, в страни от Югоизточна Азия.
Bekir yurt dışına çıkmayı düşünmektedir.Симон решава да избяга в чужбина.
Yanı sıra, öğrenci yurtları, Leh, Fransız ve Amerikan askerlerinin konaklamasına açılır.От друга страна, съюзът осигурява безпрепятствен достъп на французите до Леванта и Светите земи.
Mustafa Süder yurt dışında da çalışmalarını sürdürmektedir.В този състав „Атлас“ започва да работи и в чужбина.
Fırka üyelerinin bir kısmı yurt dışına kaçtılar.Част от членовете на администрацията му бягат в чужбина.
Aynı zamanda profesyonel bir Ukraynalı müzisyendi ve yurtdışında da performans verdi.Той е и първият придобил известност и оказал културно влияние в чужбина.
Yurtsever Cephe ve İşçi Birliği'nde çalışmalar yaptı.Работил е в Съюза на народните читалища и Отечествения фронт.
Yurt içi ve yurt dışı taşımacılığında ilçedeki araçların katkısı büyüktür.Списъкът на страните, в които се осъществява производство на автомобили и автомобилни части, е много по-голям.
Teknolojinin sağladığı olanaklar yurt çapında yayımlanan gazetelerin dağıtımında da yardımcı oldu.За напредъка в технологиите в областта може да се съди по издадените патенти.
Cumhuriyetçi Kutup'u kurmuş ve ardından bunu Cumhuriyetçi Yurttaş Hareketi'ne dönüştürmüştür.Установява в страната еднопартийна система и я трансформира в социалистическа република.
Yurtdışında yaşayan nüfus sayısı köyde yaşayanlara yakındır.Там е съсредоточено почти цялото циганско население, живеещо на територията на града.
Yakın ve uzak zamanlar düşünülürse, Türk'e yurtluk etmemiş kıta yoktur.Разположено на кръстопът и близо до града, то не е могло да остане без турци.
Kariyerine 2004 yılının Haziran ayından sonra yurt dışında devam etti.Участва в над 100 модни ревюта.
Yurtdışında çalışmıştır (Fas daha sonra Almanya).Više je godina radio u inozemstvu (Libija, Njemačka).
Bekir yurt dışına çıkmayı düşünmektedir.Kovačić je odlučio otići u inozemstvo.
26 Ağustos - Fransa Meclisi İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi'ni kabul etti.26.kolovoza prihvaćena je Deklaracija o pravima čovjeka i građanina.
Öğrenimini yurtdışında yaptı.Studirao u inozemstvu.
Ayrıca Blohin yurtdışında oynayan ilk Sovyet oyunculardan biridir.Jedan je od prvih igrača Sovjetskog Saveza, koji je igrao u inozemstvu.
Ülkenin başlıca ilke ve ülküleri İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi'nde açıklanmıştır.Glavni ideali Francuske izraženi su u Deklaraciji o pravima čovjeka i građanina.
Darbecilerin bazıları yurt dışına kaçtı.Mnogi su morali pobjeći u inozemstvo.
1980 öncesinde yurt dışına çıktı.Na tržište je izašao 1980. godine.
Yurt dışında birçok konserler verdi.Održao je velik broj koncerata i u inozemstvu.
List yine yurt dışına gitmeye karar verdi.Istjekom kazne ponovo se je vratio u inozemstvo.
Bu süre sonunda adama gelip yurtdışına gönderilmeyi talep ettiğini açıklar.Tada je pušten i dopušten mu je odlazak u inozemstvo.
II.Dünya Savaşı’ndan sonra yurt dışına Paris’e gitti.Poslije Drugoga svjetskog rata otišao je u inozemstvo.
Yurt dışında oscar adı ile anılırlar.Podrijetlo imena Oscar je osporavano.
Filmleri yurt içi ve dışında çeşitli festivallere katıldı, televizyonlarda gösterildi ve ödüller kazandı.S filmovima i videodjelima sudjelovao je na brojnim festivalima u zemlji i inozemstvu, gdje je i nagrađivan.
Bu sebeple yurtdışına çıkıp Filistin’e gitti.Zbog toga je otišao u inozemstvo.
Hayatının son yıllarını yurt dışında gezerek geçirdi.Umirovljeničke godine proveo je uživajući putovanjem po svijetu.
Yüksek lisansını yurt dışında yaptı.Uspio je dobiti dopuštenje za igranje u inozemstvu.
Bu arada 150 bin kadar Macar yurt dışına kaçtı.Istodobno je broj izbjeglica u inozemstvu smanjen od 150 na 57 tisuća.
1960 yıllardan sonra yurtdışına işçi olarak çok sayıda insan gitmiştir.Početkom 1970-ih godina dosta stanovnika odlazi na rad u inozemstvo.
Yurtdışında geçirdiği bu dönem, kendi mimarlık tarzını oluşturması açısından meslek hayatında çok önemlidir.Izuzetno je cijenjen u zemlji i u inozemstvu zbog svog osebujnog pristupa u oblikovanju plakata.
Sosyal yurtsever görüşlere sahipti.U ideologiji ima socijalističkih natruha.
70'lerde yurt çapında örgütlendi.Na svom putovanju obišao je 70 države.
Böylece yurtdışına çıkan ilk Japon prensi oldu.Stal sa tak vôbec prvým japonským vládcom, ktorý kedy vycestoval do zahraničia.
Denizlerde tüccar olarak çalıştı ve yurtdışında biraz vakit geçirdi.Začal pracovať ako námorník, čo znamenalo, že trávil veľa času v zahraničí.
Tekrar yurt dışına gitti.Potom sa vybral opäť do zahraničia.
Yurtdışında da oldukça fazla aile yaşamaktadır.Nemalý je aj počet rodín zo zahraničia.
Yalnızca siyasal durumu değil, kendi yurttaşlarını da eleştiriyor.Klame tak nielen seba, ale aj svoju rodinu.
Albümün ayrıca 1 milyondan fazla kopyası yurtdışına ithal edilmiştir.Dokopy bolo publikovaných viac než milión kníh v zahraničí.
İlçede yetiştirilen sebze ve meyve ürünleri yurtdışına da pazarlanır.Stávalo sa, že semená a cibule predávali dokonca aj v zahraničí.
Üniversitede yurt odalarının boşalmasını bekledikten sonra Ocak 1851'de bir eve yerleşti.Po čakaní na ubytovanie nastúpil na univerzitu v januári 1851.
Anketlerde yurtdışında seçmen bulunmuyor.Narušenie volebných miestností v zahraničí nebolo zaregistrované.
Germanicus, tüm zaferlerini hevesle kutlayan Roma yurttaşları arasından çok popülerdi.Germanicus sa medzi Rimanmi tešil značnej popularite, jeho víťazstvá sa nadšene oslavovali.
Yurt dışında (Belçika'da yoğun olmak üzere) önemli miktarda iş gücü vardır.Pomôže nám už len dovoz pracovnej sily zo zahraničia? .
İtalya'da da yurt genelinde pek çok protesto gösterisi düzenlendi.Bolo množstvo rezidenčných návrhov v Taliansku.
Fotoğrafları yurt içi ve yurt dışında sergilendi ve yayınlandı.Jeho fotografie boli medzinárodne vystavované a publikované.
Ayrıca II. Dünya Savaşı'ndan bu yana yurtdışında Amerikalılara yönelik en ölümcül saldırıdır.Ide tiež o najväčší teroristický útok spáchaný proti Američanom v zahraničí vôbec.
Yurt dışına lisansüstü eğitim için gönderilecek adayların belirlenmesinde de belirleyici durumdadır.Nezanedbateľným faktorom pri ich presadení do tlače bol aj záujem v zahraničí.