Bir kısmı ham olarak ya da yarı işlenmiş halde yurt dışına satılmaktadır.Diverse fabrikanten in binnen- en buitenland leveren ook kant-en-klare prothesen of halffabricaten.
Yurt içersine önemli domates sevkiyatı yapılmaktadır.In het binnenland wordt veel gebruikgemaakt van paprika.
Fin Mimari koleksiyonları yurtdışında da sergi turlarına çıkmaktadır.Succesvollge trilogieschrijvers in het buitenland zijn o.a.
Hızır tarafından yurtdışına gönderilir.Dan vertrekt hij snel naar het buitenland.
Grubun yurtdışı konserleri açık hava ekstrem metal festivallerinde devam etmektedir.De opera's in de open lucht worden nog steeds uitgevoerd tijdens de festivals.
Yurtdışında çalışmıştır (Fas daha sonra Almanya).In het buitenland (bijvoorbeeld Duitsland) wordt vaker geopereerd.
Edo döneminde ise bu yurtluklar han adında beylikler olarak bilinmeye başlanmıştır.In de Edoperiode werden deze heerlijkheden bekend onder de naam han.
Uzun yıllar yurt dışında çeşitli ülkelerde yaşadı, çalıştı.Aansluitend woonde en werkte ze jaren in het buitenland.
List yine yurt dışına gitmeye karar verdi.Datzelfde jaar besloot hij naar het buitenland te trekken.
Avustralya Geelong Grammar School'da eğitim için yurtdışına gitti.Vervolgens studeerde hij aan de Geelong Grammar School te Geelong, Australië.
Belde gelirinin yaklaşık %65'i yurt dışında çalışan işçilerden elde edilmektedir.Ruim 65% van de omzet wordt in het buitenland gerealiseerd.
Bununla beraber yurt dışında da oldukça iyi organize olmuştu.Ook in het buitenland bleef het goed gaan.
1988 - Yurt dışında basılan 440 yayının ülkeye girmesi yasaklandı.480 Joden lukte het naar het buitenland te vluchten.
Film yurtiçinde ve yurtdışında çeşitli ödüller aldı.De film heeft talloze prijzen in binnen- en buitenland ontvangen.
Film serüvenini yurt dışında da sürdü.Hij maakte de filmmaatschappij bekend in het buitenland.
"Yurt dışı Konserler".De behouden graafschappen zijn:
Ayrıca "Xanadu", Yurttaş Kane isimli filmdeki saraya verilen isimdir.Xanadu (fictieve plek), In de film Citizen Kane verwijst men naar Xanadu als het paleis van Kane.
Bankanın Japonya'da 772 ofisi ve 76 yurtdışı ofisi bulunmaktadır.De centrale bank heeft 32 takken en 14 lokale bureaus in Japan en zeven representatieve bureaus overzee.
Yurt Dışına Çıkış Harcı yurt dışına giderken Türkiye'den TC Pasaportu ile çıkış yapanlardan alınan harçtır.Toegang tot hun land, door iemand die onder een Zuid-Rhodesisch paspoort reist; b.
Yurttaş Hareketi, 1997 yılında "ulusal siyasi gruplaşma" olarak kurulmuştur.Convergencia werd opgericht als nationale politieke groepering in 1997.
1948'e dek yurt dışında kaldı.Het is tot 1948 op de markt gebracht.
Kaçış sekizlisinden yurtdışına ilk çıkan Fernando Sucre olmuştur.Fernando Alonso werd achtste na uit de pitstraat te zijn gestart.
Hayatının son yıllarını yurt dışında gezerek geçirdi.Hij bracht zijn werkende leven jarenlang in het buitenland door.
Sosyal yurtsever görüşlere sahipti.De vereniging had een socialistische kijk op de samenleving.
Ülke ihtiyacı olan gıda maddelerini ise yurt dışından ithal etmektedir.Als een land producten koopt van het buitenland is er sprake van invoer.
Yeraltındaki karanlık yurtlarında yaşarlar.Ze leven in ondergrondse burchten.
Tekrar yurt dışına gitti.Hij deed opnieuw beroep op het buitenland.
Bu oyun sadece Türkiye'de değil, yurtdışında da sahnelendi.Hij speelde niet alleen in België, maar ook daarbuiten.
Ayrıca yurt dışında hatırı sayılır bir gurbetçi barındırmaktadır Halkaçayır.De band kan ook rekenen op veel bijval in het buitenland.
Daha sonra onların Çin dahil olmak üzere, yurtdışı faaliyetlerine odaklandılar.De productie werd naar het buitenland, waaronder China, verplaatst.
Yurt öğrencileri genellikle üniversite öğrencisidir.De vrijwilligers zijn meestal rechtenstudenten.
Bir uçurum beni eski yurttaşlarımdan ayırıyor.Deze buitenwijken ontstonden op oude landerijen verkaveld werden.
Bu kişiler yurt dışına gönderildi.Deze twee verzamelaars werden wél in het buitenland uitgebracht.
Yalnızca siyasal durumu değil, kendi yurttaşlarını da eleştiriyor.Niet alleen vanwege zijn beleid, maar ook vanwege zijn uitspraken.
1956'da çalışmalarını yurt dışında sürdürmek için Paris'e gitti.In 1910 vertrok hij naar Barcelona om daar zijn studie af te maken.
Bütün yurttaşların siyasal haklara sahip olmasını sağladı.Alleen rijksburgers hebben volledige politieke rechten.
Köy nüfusunun bir katı fazlası yurt dışında gurbetçidir.De burgemeester is zelfs wel wat jaloers op de buitenlandse reis.
Yurttaşlığa Dair Kanun Sadeleştirilmiştir.De godsdienst werd verstaatst.
Sparta devletinin tüm üyeleri yurttaş olarak değerlendirilmezdi.Haar beleid als stadsdeelvoorzitter werd niet door iedereen gewaardeerd.
Önce bir evsizlerin kaldığı yurtta kaldı.Aanvankelijk werden er werklozen in het kamp gehuisvest.
Fransız yurttaşlar seçme hakkına 18 yaşında erişirler.Oostenrijkers van 21 jaar en ouder waren kiesgerechtigd.
Fotoğrafları yurt içi ve yurt dışında sergilendi ve yayınlandı.Zijn gedichten werden uit de gevangenis gesmokkeld en in het buitenland uitgegeven.
1980’de yurtdışına çıktı.In 1980 vertrok hij naar Internazionale.
1914'te yurt dışına gitti.In 1991 verkaste hij naar het buitenland.
Baba ve oğlu yurtdışında kalırlar.De koning en zijn gezin wisten naar het buitenland te ontkomen.
Japonya'daki eleştirmenler suskunken, film yurt dışında iyi eleştiriler aldı.De reactie in Amerika was in het algemeen positief, terwijl er in Japan veel kritiek op het boek werd gegeven.
Bu Hristiyan nüfusun çoğunluğu yurt dışından gelen göçmenlerdir.De meerderheid van deze immigranten komt uit Libanon.
Bu ödülü yurt dışındaki performansı ile kazanan ilk Alman oldu.Hij was de eerste Duitser die deze prijs kreeg.
Uyrukluk tabiyet, vatandaşlık yurttaşlık yerine kullanılmaktadır.Bovenstaand gebruik heerst alleen bij de burgerstand.
Bir dönem yurt dışında kaldı.Hij verbleef enige jaren in het buitenland.
2010'da yurt dışındaki ilk mağazasını Hollanda'da açtı.In 2003 werd internationaal met de eerste buitenlandse winkel, geopend in Nederland.
Yurtdışına tedavi için gitti.Hij werd naar het buitenland gestuurd voor behandeling.
O az önce yurt dışından döndü.Hij is net vanuit het buitenland terug.
Babasının yurt dışında öldüğü söyleniyor.Naar men zegt, zou zijn vader in het buitenland overleden zijn.
O yurtdışına gitti.Hij ging naar het buitenland.
O, yurt dışında eğitim gördü.Hij studeerde in het buitenland.
O, hiç yurt dışında bulunmadı.Hij is nog nooit in het buitenland geweest.
O hiç yurt dışına gitmedi.Hij is nog nooit in het buitenland geweest.
Ne yazık ki o yurt dışında yaşıyor.Jammer genoeg woont ze in het buitenland.
Bu yaz yurt dışına gidiyorum.Ik ga deze zomer naar het buitenland.