2010'da yurt dışındaki ilk mağazasını Hollanda'da açtı.Die erste Filiale im Ausland wurde 2010 in Dubai eröffnet.
Çalışanlarının çoğu yurt dışı elçiliklerde diplomatik örtü ile faaliyet gösterir.Im Ausland arbeitet es eng mit den diplomatischen Vertretungen seines Landes zusammen.
Yaşamına yurt dışında devam etti.Ihr Leben im Ausland.
Bir süre şehirde saklanıp yurt dışına çıkmanın çarelerini ararlar.Von dort aus will sie untertauchen und irgendwo eine Arbeit suchen.
"Ne Sevmeyi Bildik ne Sevilmeyi" (Söz: Haluk Kurosman, Müzik: Barış Yurtcu) "Gurur Benim Neyime?"Zu wissen, was Gott will, zu wissen, was der Weg des Lebens ist – das war die Freude Israels“.
Erişim tarihi: 14 Temmuz 2018. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Türkiye'nin yurtdışı temsilcilikleriAbgerufen am 31. Juli 2017. Ministerium für auswärtige Angelegenheiten, Japan Summit Meetings in the Past.
Film serüvenini yurt dışında da sürdü.Im Fernsehen lief der Film nur im Ausland.
Muharebeden sonra II. Charles maceralı bir şekilde kaçmış ve yurtdışına gidebilmiştir.In mehreren Abenteuern gelang Karl II. die Flucht.
Herkes onun gerçekten yurt dışından geldiğine inanır.Allgemein wurde angenommen, dass er außer Landes geflüchtet war.
Bir dönem yurtdışında da futbol oynamıştır.Irgendwann war er an dem Punkt, gern einmal im Ausland zu spielen.
Yurtseven Kardeşler 5 öz kardeşten oluşmaktadır.Die Pfarren bilden fünf Pfarrverbände.
Bu uygulama, tüm yurttaşlara kapsamlı bir sosyal güvenlik sistemi oluşturmayı taahhüt ediyordu.Demgemäß setzte er sich für den Ausbau der Sozialversicherung für alle ein.
Oyunları Devlet Tiyatroları ve özel tiyatrolarda yurt içi ve yurt dışında oynandı.Zu Festivals und besonderen Gelegenheiten waren Theatergruppen aus dem In- und Ausland zu Gast.
Daha sonra Gagarin yurtdışında çok gezdi.Nach kurzer Zeit muss Shekhar allerdings ins Ausland verreisen.
Bunun üzerine mahallenin şu an bulunduğu mevkii yurt edinmişlerdir.Es war ein Reichslehen, das sie dem Amt Hatten (auch: Hattgau) zuordneten.
Hatta yurt dışında bu eğlence araçları Dodgem adı ile bilinir.In anderen Ländern ist dieser Sportwagen auch als GTO bekannt.
Henüz yurtdışına pazarlanmamıştır.Er wurde aber nicht an Polen ausgeliefert.
Ayrıca yurt içinde ve dışında 120 resim sergisi düzenledi.Außerdem ordnete er 21 in- und ausländische Sammlungen neu.
Böylece Protestanların yurttaşlık hakları için savaş vererek köleliğin kaldırılması için çaba göstermiştir.Er setzte sich für die Bürgerrechte der Protestanten und die Abschaffung der Sklaverei ein.
Yurt dışında göçmen sayısı fazla olması hasebiyle Havaalanı yurt dışı seferleri yapmaktadır.Während eines Aufenthalts im Ausland bleibt – mit einigen Ausnahmen – das aktive Wahlrecht aufrecht.
Yurtdışındaki ilk profesyonel deneyimi, 1968'de Hamburg'da gerçekleşti.Seine erste Ausstellung fand 1958 in Hamburg statt.
Yurt dışı ilişkiler, topluluğun geçmişinde önemli rol oynadı.Fotografien sind für sie eine wichtige Verbindung zur Vergangenheit.
İlk önce yurt dışına transfer olmak için uğraştı.Er ergriff die erste Gelegenheit, ins Ausland zu fliehen.
Yurt disinda yasayan Bayramlilar köy ekonomisine büyük katkilarda bulunmaktadirlar.Nachdenken über entschleunigende Landfluchten in der Großstadtwüste.
1920 yılının yaz aylarında özel bir görevle yurt dışına çıktı.Im Sommer 1982 verließ er Essen mit unbekanntem Ziel.
Evsiz yurtsuz kalan Tolga ile Çiko ilgilenir.Im Fremden ungewollt zuhaus.
Yurt dışında çalışan insanlar da vardır.In der Armee arbeiten auch Ausländer.
Bunlar Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) ve Gayri Safi Millî Hasıla (GSMH) kavramlarıdır.Beispiele für solche sind ə̀náá "mit (zusammen)" und àa "mit (instrumental)".
Japonya'nın dış yardımları yurttaki ekonomik yavaşlamadan dolayı kısmen azalıyor.L'aide internationale du Japon diminue en partie à cause d'un ralentissement de l'économie intérieure.
Önümüzdeki sene yurt dışına çıkmayı planlıyorum.J'envisage d'aller à l'étranger l'an prochain.
Babasının yurt dışında öldüğü söyleniyor.On dit que son père serait mort à l'étranger.
Bildiğim kadarıyla, yurtdışında hiç olmamıştır.Pour autant que je sache, il n'a encore jamais été à l'étranger.
Bir gün yurtdışına çıkmak isterdim.J'aimerais un jour partir à l'étranger.
Buna rağmen, bazı Amerikalı eşcinseller yurtdışında yaşamayı tercih etti.Cependant beaucoup d'Américains homosexuels préfèrent vivre à l’étranger.
Dediler ki: "Atalarımızdan işittik; ince dışında geniş ülkeler, güzel yurtlar varmış.Il dit: "Mes parents, ce sont les Beni-Haschim et les Beni Abd-Manâf".
1996 yılından beri yurt dışında oynayan Fransız oyuncular da bu ödülü kazanabilmektedirler.Depuis 1996, les joueurs français évoluant à l'étranger le sont également.
Marsilya'da kocasının bırakılması ve yurtdışına çıkma olanakları için çaba gösterdi.À Marseille, elle se préoccupe de la libération de son mari et des possibilités de fuir à l'étranger.
Tucholsky yurtdışında olduğu için, ona karşı bir dava açılmasından vazgeçildi.Comme Tucholsky vit à l'étranger, il n'est pas l'objet d'une mise en accusation.
Yurtdışındaykense, her bir konsül bir orduyu komuta ederdi.Alors qu’il se trouve à l’étranger, chaque consul commande une armée,.
Edo döneminde ise bu yurtluklar han adında beylikler olarak bilinmeye başlanmıştır.Durant la période Edo, ces fiefs devinrent connus sous le nom de han.
Yaklaşık olarak 50 kişi yurt dışında çalışmaktadır.Il a près de 50 collaborateurs à l'étranger.
1940'lı yıllarda Behice Boran'ın Yurt ve Dünya dergisini yönetti.Dans les années 1940, il dirige la revue Yurt ve Dünya de Behice Boran.
Ruanda Coffee Roasters şirketi çekirdekleri Maraba’dan satın alır ve yurtiçi piyasada satar.La Rwanda Specialty Coffee Roasters achète à Maraba et fournit le marché intérieur.
Yurtdışı seçmenin seçimlere katılımı genellikle daha düşüktür.La participation électorale est habituellement moins élevée lors d'une élection partielle.
Germanicus, tüm zaferlerini hevesle kutlayan Roma yurttaşları arasından çok popülerdi.Germanicus est très populaire dans la population de Rome qui célèbre avec enthousiasme ses victoires.
Kazak pasaportu Kazakistan vatandaşlarının yurtdışına seyahat edebilmeleri amacıyla verilmektedir.Le passeport kazakh est un document délivré aux citoyens du Kazakhstan pour voyager en dehors de leur pays.
Charles Foster Kane.(Orson Welles oynamıştı) Yurttaş Kane (Citizen Kane) (1941).(Rosebud!) » — réplique de Charles Foster Kane (Orson Welles) dans Citizen Kane (1941).
Bütün yurttaş üye dernekleri oy hakkı için girişimde bulunmuşlardır.Presque tous les habitants avaient voté pour lui.
"Ne Sevmeyi Bildik ne Sevilmeyi" (Söz: Haluk Kurosman, Müzik: Barış Yurtcu) "Gurur Benim Neyime?"On peut comparer : « J'aime qui je veux aimer » à « J'aime ceux que je veux aimer ».
Fakat, yurtdışında eğitim yapmak ve yaşamak oldukça pahalı ve zahmetlidir.À cette époque, les études à l’étranger sont complexes et coûteuses.
Yurtiçinde ve yurtdışında aynı konularda konferanslar verdi.Il donna des conférences sur les mêmes thèmes en France et à l’étranger.
Böylece yurtdışına çıkan ilk Japon prensi oldu.C'est la première fois qu'un prince héritier japonais se rend à l'étranger.
Daha sonra Gagarin yurtdışında çok gezdi.Spengler était souvent en voyage à l'étranger.
Bu arada 150 bin kadar Macar yurtdışına kaçtı.Avec plus de 150 000 personnes voyageant à l'étranger.
Bekir yurt dışına çıkmayı düşünmektedir.Abidal souhaite partir à l'étranger.
Bu akademik çalışma döneminde yurt dışında da çalışmalar yaptı.Il facilitait alors la reconnaissance académique des périodes d'études réalisées à l'étranger.
Ayrıca, WISHES yurt dışında yüksek öğrenim yapmak isteyen öğrencileri de hedefler.De plus, WISHES vise aussi les Pupils For Higher Education Abroad.
Hareketin yenilgisinden sonra yurtdışına çıktı.Il perdit son emploi après la défaite du mouvement.
Sanatçı yurt içinde ve yurt dışında muhtelif sergiler açmış ve sergilere katılmıştır.Elle organise en Suisse et à l'étranger des expositions d'artistes qu'elle défend et qu'elle soutient.
Yurtdışındaki görüşler de bunlara paraleldir.À l'étranger, les critiques sont plus partagées.