yumuşak ile cümle
yumuşak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yumuşak bir cisim şokun etkisiyle bükülebilir.يحاولون انتزاع شيء إيجابي من الصدمة.
Üreme alanlarının daha yumuşak iklime sahip olduğu batı kısımlarında ise bazı kuşlar göçer.أما في الأجزاء الغربية التي يكون المناخ فيها أكثر اعتدالا فتهاجر بعض الطيور إليها في مواسم التزاوج.
Ьь(Yumuşak işaret) Юю(YU) Яя(YA) ! = Panoniyen Rusince'de bulunmazعن يعقوب بن زيد (كان اصحاب رسول الله صلى الله عليه وسلم لايبلغون الروحاء حتى تبح اصواتهم من التلبية).
Ancak Hertwig gözlemlerini amfibyumlar ve yumuşakçalar gibi diğer hayvan grupları üzerinde de doğruladı.على أيّة حال فإن هيرتفيغ أكّد مشاهدته في مجموعات حيوانات أخرى، بما في ذلك البرمائيات والرخويات.
(Alaşım yaparlar) Bakır yumuşak bir metal olmasının yanı sıra iyi de bir iletkendir.إنما هو حفل زفاف عظيم، ومجيد تُزَّف فيه روحٌ عالية راضية إلى جنة عرضها السماوات والأرض أعدت للمتقين.
İğne yapraklar sert değil, yumuşak ve elastikidir.العظام تكون متطورة بشكل كامل، لكن لا تزال ناعمة ومرنة.
Küçük dil (uvula palatina) yumuşak damağın submandibular ve sublingual tükürük bezlerini içerir.الشدقية و تحت اللسان buccal and sublingual tablets.
İnkılâp devrimden, devrim gibi radikal ve ani olmayıp, daha yumuşak geçişler şeklinde olmasıyla ayrılır.يريدون ألا تعرف الثورة بانها تمرد عنيف، ولكن تغير شامل وسريع.
4 hafta: Yumuşak dokular sıvılaşmaya başlar ve yüz tanınamaz hale gelir.4 semanas: Os tecidos moles começam a liquefazer e o rosto se torna irreconhecível.
Potasyum bıçakla kesilebilecek kadar yumuşaktır.É macio o bastante para ser cortado com uma faca.
Isırma reaksiyonu çok yumuşaktır ve tüyler arasında nadiren görülebilir.A reação às mordidas é muito leve, e pode ser vista raramente entre os cabelos.
Yumuşakça topluluğu ile ilgili çoğu bilgi Lorié (1887) ve Spaink (1958) tarafından verilir.Mais informações sobre estas coleções de moluscos foram dadas por Lorié (1887), e Spaink (1958).
Bruce Wayne yumuşakkalpli ve sorumsuz iken, Batman agresif ve serttir.Enquanto Bruce Wayne é despreocupado e irresponsável, Batman é frio, determinado e implacável.
Üreme döneminde asıl olarak su böcekleri, yumuşakçalar ve kabuklular gibi omurgasız hayvanlar ile beslenir.Ativos à noite, eles se alimentam de insetos, cupins e formigas particularmente voado.
Joseph Nye yumuşak gücün başta gelen taraftarı ve teorisyenidir.Joseph Nye é o principal defensor e teórico do soft power.
Bir gizem duygusunun bulunduğu şarkı, yumuşak ve yavaşça çalan bir piyano ile başlamaktadır.A canção possui uma sensação misteriosa e se inicia suave e lenta com uma instrumentação de piano.
Cat 6 'ya göre tel kesiti daha ince ve yumuşaktır.Tendo por base a plataforma do 2CV, o Ami 6 é muito mais acolhedor e confortável.
Kışlar ise oldukça yumuşaktır.Os invernos são suaves.
Yumuşak bir yatak.Boa Cama Boa Mesa.
Hartin Kuzey denizinin modern hayvanatlarından çok farklı olan deniz yumuşakça topluluğunu fark etti.Harting notou que a coleção de moluscos marinhos era muito diferente da fauna moderna do Mar do Norte.
Yumuşak bir kalbim vardır.Um coração simples.
Biri yumuşak, diğeri sert tüylüdür.Um é gordo e outro é magro.
Böcekçildirler ama küçük yumuşak meyvelerlede beslenirler.São saprófitas e têm pequenos corpos frutíferos.
Müzikte konsonans, kulağa hoş gelen yumuşak seslerdir.Por música se entende a combinação de sons de modo agradável ao ouvido.
Burada geçen "yumuşak" (רכות) kelimesinin "alımlı" mı yoksa "zayıf" anlamında mı olduğu tartışma konusudur.É debatido se o adjetivo "terno" (רכות) foi usado para significar "delicado e suave" ou "fraco".
Hayatımız, bizim yumuşaklığımız sizindir, ey Meryem! Kederimizde hüznümüzde bizim umudumuz, ey Meryem!Doce Coração de Maria (ou Imaculado Coração de Maria), sede a nossa salvação.
Denizdeki yumuşakça ve kabuklu hayvanlarla beslenir.É rude e odeia quando animais do mar vão à terra firme.
Yumuşak mercanlar.Corações Sujos.
Renkler bastırılmıştır ve aydınlatma yumuşaktır.A coloração é viva e a iluminação potente.
Peynir yumuşak bir hale gelir ve dışına Sarduca'da gözyaşı anlamına gelen lagrima denilen bir sıvı sızdırır.A textura do queijo torna-se muito macia, com a produção de líquido (denominado lágrima, lagrima em sardo).
Ancak bu durum yumuşak veya donmuş olarak servis edilen tatlılarda istenmeyen bir etki uyandırabilir.Porém, essa característica pode ser inconveniente em sobremesas de produtos lácteos suaves ou congelados.
Tarla fareleri, bölgenin verimli ve yumuşak toprağında rahatça yaşayıp çoğalabilmektedirler.A proximidade com a Natureza tornam o ar mais puro e agradável nessa região.
İklim ılıman, nemli ve yumuşaktır.O clima das fajãs é ameno, suave e dócil.
Dıştan bakıldığında sert bir kişi fakat yumuşak kalpli.Apesar de sua emoção exterior, ele é uma pessoa carinhosa fundo.
Sonda 2012 Ağustos'unda Mars'ın Gale kraterine yumuşak iniş yaptı.A MSL pousou em Marte na cratera Gale, em agosto de 2012.
Dikenler sert ve çok keskindir, yumuşak yüzeyleri kolaylıkla delebilirler.As armaduras e armas são extremamente leves, mas sobrenaturalmente duráveis.
Yumuşakça topluluğu ile ilgili çoğu bilgi Lorié (1887) ve Spaink (1958) tarafından verilir.Meer informatie over de molluskenfauna's wordt gegeven door Lorié (1887) en Spaink (1958).
Daha sonra karışım yumuşak bir krema kıvamına dönecektir.Het neergedaalde water keert vervolgens als trage onderstroom terug naar de evenaar.
Odunları hafif ve yumuşaktır.De kaasmassa is glad en zacht.
Yumuşak mercanlar.De zachte moordenaars.
Bunun yanında teni sıcak ve yumuşaktır ancak Renesmee bir vampir kadar da güçlüdür.Haar huid is warm en zacht, maar sterk als van een vampier.
Çünkü tebeşir daha yumuşaktır.Het Andacht is veel lieflijker.
Yıl boyunca yumuşak ve rutubetli bir iklimi vardır.Het klimaat is zonnig en mild gedurende het hele jaar.
Sonuçta, kenarı daha az tutacak yumuşak bir çelik ortaya çıkar.Daarna volgt een minder steil stuk.
Asıl olarak yumuşakçalarla beslenirler.Ze voeden zich voornamelijk met zoöplankton.
Uzun kürklü olanlar yumuşak bir tarakla her gün fırçalanmalıdır.Het goed dagelijks schoonhouden van de ogen met een vochtig watje is nodig.
Çok yumuşaktır bu yüzden kolayca dövülebilir.Dit komt doordat hij zeer dik is, en daardoor makkelijk de klappen opvangt.
Renkler bastırılmıştır ve aydınlatma yumuşaktır.Het spinthout is zacht en zeer licht gekleurd.
Böcekçildirler ama küçük yumuşak meyvelerlede beslenirler.Matig grote iets donkere vruchten.
Meyve eti yumuşak, beyaz ve çok tatlıdır.Het vruchtvlees is wit, sappig en zoet.
Kireç miktarı suyun sertliği/yumuşaklığını belirler. c.Die het wapenembargo schonden, c.
Müzikte konsonans, kulağa hoş gelen yumuşak seslerdir.Ik vind schoonheid in muziek die kaal en afgestroopt is.
Bunun haricinde Yumuşakçalar familyasına ait türler de gölde yaşamaktadır.Anders dan zijn nauwste verwanten leeft deze soort niet in het water.
Ahtapotlar çoğunlukla yumuşak doku içerdikleri için fosil kayıtları göreceli olarak nadirdir.Normaal gesproken fossiliseren de zachte weefsels van een organisme namelijk zelden.
Tüyler yumuşaktır.Gips is zacht.
O, yumuşak bir sesle konuştu.Ze sprak met zachte stem.
Odunu yumuşaktır.Jest rośliną ozdobną.
Saf metal haldeyken yumuşaktır ve jilet ile kolayca kesilebilir.Lit metaliczny jest tak miękki, że można go ciąć nożem.
Aceleleri olmadığında genellikle sert ya da yumuşak zeminler üzerinde sürünerek ilerler.Kiedy nie trzeba się śpieszyć, zwierzę zwykle pełznie po twardych lub miękkich podłożach.
Yıl boyunca yumuşak ve rutubetli bir iklimi vardır.W ciągu całego roku panuje tu wyjątkowo łagodny klimat.