Çok yorucu bir şirkette bir iş buldum.I ended up getting a job at a very demanding company.
Çünkü yorucu ve kendimizi bitkin hissederiz.Because it's tiring and we feel fatigue.
İş yorucudur, monotondur ve sıkıcıdır.Work is painful, it's monotonous, it's boring.
Baek Seung Jo, mizacının.. ne kadar yorucu olduğunu artık iyice anladım.Baek Seung Jo, your temper... I've figured out how tiring it is.
Balo gerçekten yorucu geçiyorI got it, I got it. I always have a problem getting it up. Okay.
Açlık, soğuktaki yorucu iş ve yoksulluk da o kıymıkların içindedir.And hunger, and cold, exhausting work and poverty are what's also inside those splinters.
Çok yorucu, değil mi?It is very tiring. Yeah?
Bütün bunlar biraz yorucu değil mi?It's all a bit tiring, isn't it?
Bu yorucu olmaya başladı.This is becoming rather tiresome.
Hayatı yorucu hale getirdik.[Jiddu Krisnamurti] You see, we have made life into a tedious thing living.
Çocuklara uzun ve yorucu tedavi süreleri boyunca kaliteli bir bakım sağlanıyor.The children are provided quality care during long and arduous periods of therapy.
Yorucu bir tırmanıştır.It is a strenuous climb.
Agatha'nın yaşı, yorucu fiziksel görevleri yerine getirme becerisini azaltır.Agatha's age reduces her ability to perform strenuous physical tasks.
İşim iyi, ama yorucu.Meine Arbeit ist gut, aber anstrengend.
Bugün yorucu bir gündü, uyku gözümden akıyor.Heute war ein anstrengender Tag, ich bin hundemüde.
Fakat biraz yorucu olabilir.Dann kann es passieren, dass man ein bisschen müde wird.
Her şey onun için yorucudur.Sie legt sich erschöpft hin.
Bu sınavların ardından 7. sınıfın sonunda FYBS - Feci Yorucu Büyücülük Sınavları gelmektedir.Am Ende des siebten Schuljahres steht die Abschlussprüfung zum UTZ („Unheimlich Toller Zauberer“).
Dojosu kısa zamanda, ağır eğitimi ve yorucu nefes egzersizleri ile tüm şehirde ünlü oldu.Elman wurde weltweit durch seine schnelle und effiziente hypnotische Tranceinduktion bekannt.
Bu pis ve yorucu bir iş.C'est un travail sale et fatigant.
Çeviri yapmak çok yorucu.Traducir es agotador.
Yorucu bir gündü.Ha sido un día agotador.
Her zaman gülümsemek yorucu olabilir.Sonreír continuamente puede ser agotador.
Anne olmak yorucu.Ser madre es agotador.
Neden yalnız bir anne olmak bu kadar yorucu?¿Por qué ser madre soltera es tan agotador?
Fakat biraz yorucu olabilir.Puede surgir agotamiento.
Ancak bu onu, uzun ve yorucu bir çatışmadan sonra bozguna uğratmayı başaran Probus'tan korumaya yetmedi.Sin embargo, esto no lo salvó de Probo, que tras un prolongado interludio consiguió derrotarlo.
Her şey onun için yorucudur.Gli si attribuisce una canso.
Birçokları için gezmek en yorucu olanıdır.Для многих людей путешествия - это очень утомительно.
Birçok insan için geziye çıkmak oldukça yorucu bir iştir.Для многих людей путешествия - это очень утомительно.
Fakat biraz yorucu olabilir.Вероятно, наступила какая-то усталость.
Her şey onun için yorucudur.Это утомительно для всех.
Gereksinim analizi, pek çok hassas psikolojik becerinin katıldığı uzun ve yorucu bir süreç olabilir.تحليل المتطلبات يمكن أن يكون عملية طويلة ومتعبة وتشارك خلالها العديد من المهارات النفسية الحساسة.
Annabella’nın doğumundan hemen sonra, Ada iyileşmesi aylar süren yorucu ve acılı bir hastalığa yakalandı.بعد ولادة مباشرة أنابيلا، شهدت الليدي كينغ معاناةً ومرضاً طويلا، استغرق شهورا للعلاج.
Bu masraflı ve yorucu işlemdir.وكان هذا العمل شاقًا وبطيئًا.
Fakat biraz yorucu olabilir.رغم أنه اعتقد أنه ممل.
Fakat biraz yorucu olabilir.É muito cansativo.
Dojosu kısa zamanda, ağır eğitimi ve yorucu nefes egzersizleri ile tüm şehirde ünlü oldu.Al snel stond de dojo bekend in Kyoto om de harde trainingen en zware ademhalingsoefeningen.
Fakat biraz yorucu olabilir.Hierdoor kan men erg vermoeid raken.
Bunu düşünmek çok yorucu, hayattan bezdiricidir.Hij is erg extravert en gaat zorgeloos door het leven.
Boks, zor ve çok yorucu bir spordur.Het is een sierlijke en zeer intensieve sport.
Bunu düşünmek yorucu, hatta hayattan bezdiricidir.Nastrój utworu jest poważny, a nawet przygnębiający.
Her şey onun için yorucudur.Han är trött på sitt liv.
Savaş özellikle yorucu bir savaş oldu, dokuz saatten fazla sürdü.Snart utbröt ett nytt inbördeskrig som pågick i ytterligare nio år.
Bu masraflı ve yorucu işlemdir.Arbetet är tidskrävande och dyrt.
Savaş özellikle yorucu bir savaş oldu, dokuz saatten fazla sürdü.Битва була виснажливою та кровопролитною, тривала більше 9 годин.
Gereksinim analizi, pek çok hassas psikolojik becerinin katıldığı uzun ve yorucu bir süreç olabilir.Аналіз вимог може бути довгим та важким процесом що вимагає використання тонких психологічних навичок.
Artık yolu biliyor olmalarına karşın, geliş yolculuğu gibi bu yolculuk da yorucu geçti.Але, як стався цей перехід, так і залишилось нез'ясованим.
Her gün yorucuydu.Кожен день був виснажливим.
Annabella’nın doğumundan hemen sonra, Ada iyileşmesi aylar süren yorucu ve acılı bir hastalığa yakalandı.Po narození Anny protrpěla náročnou a bolestivou nemoc, ze které se léčila měsíce.
Fakat biraz yorucu olabilir.Relatia poate deveni obositoare.
Her şey onun için yorucudur.Sunt obosită de toate.
Çalışma oldukça yorucuydu.Munca a fost destul de obositoare.
Fakat biraz yorucu olabilir.De talán csak fáradtak.
Yorucu yolculuk esnasında Stanley, sıtma hastalığına yakalandı.A kirándulás alatt Danny megbetegszik.
Her şey onun için yorucudur.Tämän jälkeen hän väsyy.
Boks, zor ve çok yorucu bir spordur.Η ξιφασκία είναι επίπονο και επικίνδυνο άθλημα.
Fakat biraz yorucu olabilir.Det kunne være udmattende arbejde.
Stefan 5 yıl boyunca bu soğukkanlı, yorucu çabanın mimarlarından biri oldu.Peymann var i disse år en habil og meget anvendt militærarkitekt.
Auditorium konseri oldukça soğuk karşılamış ve programın uzunluğu yorucu etki bağışlamıştı.Auditoriet var svært kaldt og publikum ble utslitt av det lange programmet.