yorgun ile cümle
yorgun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Ben biraz yorgunum.우린 피곤해 했지.
Hepsi yorgun ve terliler.모두가 피곤하고, 괴롭다.
Eşi ise yaraların ve yorgunluğun şifacısı olan Estë'ydi.그러나 남편이 들인 첩 권씨는 술주정과 행패가 심하였다.
Kış eğlencelerinde erkekler bir evde toplanır, sohbet ederler, yorgunluk atarlar.덴카이 : 때때로 수행도중에 나미타로의 저택에 가서, 천하 국가에대해 이야기한다.
"Ayrılığın nedeni evlilik yorgunluğu".퇴혼은 이혼과 결혼의 파기를 의미한다.
Ressam kendini yorgun hissetmiş ve trabzanlara yaslanmıştır.그의 작품은 상영되었고, 그는 선구자로 추대(推戴)되었다.
"'Yorgunlar' bir kez daha raflarda".'오감도' 다시보기 열풍”.
Son sahnede bu yorgunluğa ve karmaşaya dayanamayan kahramanlar bayılırlar.최상훈 : 정도현 역 영은을 지순하게 사랑하면서도 끝내 결합하지 못하는 남자.
Askerler bıkkın ve yorgundur.החיילים עייפים ומשועממים.
Ben biraz yorgunum.כולנו עייפים.
Bu şekilde yapılan onarım sonucunda, parçanın metâl yorgunluğuna karşı olan direnci %70 oranında azaldı.תיקון רשלני זה הקטין את עמידות החלק בפני עייפות מתכתית ב-70 אחוזים.
Kendisi yaşlı ve yorgun düşmüş bir koşu atıdır.הוא היה גנרל זקן ועייף.
Gerilim ve yorgunluktan uzaklaşma sağlar.מאידך הוא מוביל לערנות גדולה ולהפחתת עייפות.
Ben biraz yorgunum.Това ни омръзна.
Buna ilaveten Haçlı ordusu çok yorgundu ve bir müddet dinlenmesi gerekmekteydi.Щастливият премиер се чувства уморен и се нуждае от почивка.
Dumbledore sıvıyı içer ve çok güçsüz ve yorgun düşer.Деметра нищо не искала да яде и пие и била много тъжна.
Askerler bıkkın ve yorgundur.Войските са крайно изнурени.
"'Yorgunlar' bir kez daha raflarda"."Една нощ навън" на реж.
Ben çok yorgunum.Много съм изморен.
1990'da, Pierre Henri Cami’nin yaşamı ve yapıtlarından yola çıkarak yazdığı Yorgun Matador’u yönetti.През 1990 година написва "Yorgun Matador", вдъхновен от живота и произведенията на Pierre Henri Cami.
"Ayrılığın nedeni evlilik yorgunluğu".Razvod je prekid braka.
Aşırı yorgunluk nedeniyle geçirdiği kriz sonucu bilimsel çalışmalarına ara vermek zorunda kalır.Zbog slabog vida, morao je napustiti dalji znanstveni rad.
Depresyon, yorgunluk vs. sonucundaki uyuşukluk hali.Klinička depresija, poremećaj raspoloženja.
Avrupa ülkeleri birbirleriyle savaşmaktan yorgun düşmüştü.Europske države bile su podijeljene na čiju stranu stati.
Ben biraz yorgunum.Ľudia boli unavení.
Avrupa ülkeleri birbirleriyle savaşmaktan yorgun düşmüştü.Európski panovníci však boli plne zamestnaní bojom medzi sebou.
Yorgunluktan yatağa bavul gibi düştüm.Riaditeľ Frank po prehýrenej noci prichádza unavený do väznice.
Hasta idi ve muhtemelen kendini devamlı olarak yorgun hissetmekteydi.V tomto čase bol už chorý a začínal byť aj unavený.
Askerler bıkkın ve yorgundur.Dieťa je bledé, unavené.
Babası Robert genellikle çok yorgun ve bitkin olur.Lizzie bola z toho celá nepokojná a často unavená.
Osmanlı Devleti ve Avusturya Arşidüklüğü 15 yıl süren uzun bir savaştan sonra yorgun düşmüşlerdi.Krajina, vrátane Amsterdamu, padla po piatich dňoch bojov.
Fakat yorgun kafileler fazla uzağa gidemeden yeniden durakladı.Popúšťaný chrbát sa zmŕštil, kým ostrie ostalo dlhšie.
Ben biraz yorgunum.Proč z utrujenostjo..
Ama çok sayıda solucanla enfekte olan kişilerde karın ağrısı, yorgunluk ve ishal görülebilir.Pri osebah, ki so okužene s številnimi črvi, lahko pride do bolečin v trebuhu, utrujenosti in driske.
Geleceğin Tahine Bakış: Yorgunlar Kantatı.PREDSTAVITEV KNJIGE: "NORMALA UTRUJA".
Hasta idi ve muhtemelen kendini devamlı olarak yorgun hissetmekteydi.Bolniki s hudo obliko bolezni imajo pogosto občutek, da so ves čas utrujeni.
Yorgunluktan yığılıncaya dek koştum.Klaidžiojusi ji, kol pavargusi.
Bazı eleştirmenler şovu "yorgun" olarak yorumlamaya başladı.Kai kurie kritikai sakė, kad serialas „pavargo“.
Ben biraz yorgunum.Pavargęs herojus.
Onlar yorgun değil.Jie nepavargę.
Ben her zaman yorgunum.Aš visada pavargęs.
Ben her zaman yorgunum.Aš visada pavargusi.
Ben biraz yorgunum.Usun, et olin kõigest väsinud.
Yorgun değilsin ya.Kas (sa) oled väsinud?
Avrupa ülkeleri birbirleriyle savaşmaktan yorgun düşmüştü.Euroopa Ühenduse ja Euroopa Liidu riigid ei ole kunagi omavahel sõdinud.
"'Yorgunlar' bir kez daha raflarda"."Uustulnukad laulukaare all".
Osmanlı ordusu ise yorgun ve su sıkıntısı çekmekteydi.Kreeka armee oli kurnatud ja silmitsi logistiliste raskustega.
Gökhan Semiz yorgun olduğu için arabayı arkadaşı kullandı.Clarkson oli oma autoga esimene kasutaja, kuna auto mootor lakkas töötamast.
1 artı 7, 8. 8 artı 8, 16. 8 kilometre koştum, o yüzden biraz yorgunum...Het gemiddelde is dus eigenlijk een enkel nummer welke een set van nummers ineens kan vertegenwoordigen.
8 kilometre koştum, o yüzden biraz yorgunum...4x8 は 32 です。
8 kilometre koştum, o yüzden biraz yorgunum...Ahora vamos a hacer esto un poco mas difícil.
8 kilometre koştum, o yüzden biraz yorgunum...Ho appena corso otto miglia, quindi sono un po' stanco.
8 kilometre koştum, o yüzden biraz yorgunum...Jestem trochę zmęczony, bo przebiegłem 8 mil.
8 kilometre koştum, o yüzden biraz yorgunum...(아까 조깅을 했더니 조금 피곤하네요)
8 kilometre koştum, o yüzden biraz yorgunum...Most épp 8 mérföldet futottam le, szóval egy kicsit fáradt vagyok...
8 kilometre koştum, o yüzden biraz yorgunum...Ôpa! Já tivemos um certo trabalho até aqui.
8 kilometre koştum, o yüzden biraz yorgunum...Právě jsem uběhl 8 mil, tak jsem trochu unavený.
8 kilometre koştum, o yüzden biraz yorgunum...Práve som ubehol 8 míľ, tak som trochu unavený.
8 kilometre koştum, o yüzden biraz yorgunum... Ve, 4 kere 8, 32. artı 1 yani 33.Преди малко тичах осем мили, затова съм малко уморен. имаме 4 осмици, което е 32
8 kilometre koştum, o yüzden biraz yorgunum...فقط جريت على بعد ثمانية أميال، حتى أنا تعبت قليلاً.