Askerler bıkkın ve yorgundur.Nhiều binh sĩ Anh lúc này cảm thấy cực kỳ mệt mỏi.
Anlık yorgunlukları engeller.Can gì phải đánh chác cho mệt.
Buna ilaveten Haçlı ordusu çok yorgundu ve bir müddet dinlenmesi gerekmekteydi.Ford cho rằng, binh sĩ miền Nam đã mỏi mệt nên cần được nghỉ ngơi.
Çok yorgunum ama toplantıya mutlaka katılmam lazım.Dù có hơi miễn cưỡng nhưng cô vẫn đồng ý ăn tối với anh.
Kış eğlencelerinde erkekler bir evde toplanır, sohbet ederler, yorgunluk atarlar.清冬の子孫は帰農して久世に在住したという。
Ben biraz yorgunum.私は疲れた。
(3. tekil şahıs, eki yok) Dün çok yorgundum.〔……〕僕は疲れ切ってしまった。
Yorgun değilsin ya.何の疲れもありません。
Yorgunluktan yığılıncaya dek koştum.)で、走るとすぐ疲れてしまう。
Eşi ise yaraların ve yorgunluğun şifacısı olan Estë'ydi.父親もまたヴィオラから罵倒されたり虐待されていた。
Hepsi yorgun ve terliler.皆、疲れてもいるし、苦しくもある。
Gerilim ve yorgunluktan uzaklaşma sağlar.吐き気や疲れ易さなどである。
Ayrıca harekâta katılan birlikler yorgundu.彼らを搬送していた兵士が疲れ切っていたのだ。
Küslük Yok Yorgunluk Var".しわい/しゅわい 疲れる。
"Ayrılığın nedeni evlilik yorgunluğu".『続』では旦那の浮気が原因で離婚。
Askerler bıkkın ve yorgundur.この兵士は、めまいと疲れを感じ始めた。
Çok yorgunum. (yüklemin sonundaki -dur ek-fiili gizli durumda) Annen miydi, kapıyı çalan?末続 このみ(すえつぎ このみ) 末続このはの母。
Yorgun Anılar Zamanı, evi merkez alıyor.道号は退耕で、房号は荘厳房。
Fingolfin yorgun düşünce Morgoth onu yere serdi ve sol ayağını onun boynuna koydu.モルゴスはかれの首に左足を乗せてとどめを刺したが、その足をフィンゴルフィンは深く切りつけた。
Kış eğlencelerinde erkekler bir evde toplanır, sohbet ederler, yorgunluk atarlar.同年冬,戎狄与晋講和,魏絳使戎、翟亲附,晋国再于諸侯中称霸。
Yorgun değilsin ya.读书不倦。
Ben biraz yorgunum.則生厭離。
Bu noktada bütün bu olayların onun yorgunluk içinde uyuyakalmasıdan sonra gördüğü bir rüya olduğunu anlarız.他確信所發生的一切都只是在車禍中倖存下來後所發的惡夢。
Buna ilaveten Haçlı ordusu çok yorgundu ve bir müddet dinlenmesi gerekmekteydi.这时,可能耶稣已相当疲倦而需要一点休息。
Yorgunluğa bakmaksızın kendini çatlatmak pahasına da olsa olanca gayret ve kuvvetini itaat uğruna sarf eder.對加於自身的侮辱必定施以懲罰,在幾件事情上會表示慈愛和人情味。
Üstelik Sovyet tümenleri yorgundu ve normal güçlerinin % 60’ının altına düşerek tükenmiştiler.此外,蘇軍已十分疲倦和枯竭,兵力不到名義上的百分之六十。
"Ayrılığın nedeni evlilik yorgunluğu".因为婚后不和谐离婚。
Yorgun Yıllarım buna örnektir.身族為累,其兆於此。
Yorgunluktan yığılıncaya dek koştum.刘累之后。
Hasta idi ve muhtemelen kendini devamlı olarak yorgun hissetmekteydi.那些重度患者还会常常觉得累。
Avrupa ülkeleri birbirleriyle savaşmaktan yorgun düşmüştü.很快大的歐洲國家開始互派代表。
Kerevitler halsiz ve yorgun görünümündedirler.禕與敏留意對戲,色無厭倦。
Askerler bıkkın ve yorgundur.霍华德的部队很疲惫。
Yorgun Savaşçı adlı filmde rol aldı.他在电影的戏中戏里扮演一个声音刺耳,名叫“脂肪”的军人。
Her iki ağaç da yaşlı ve yorgundular.如两树之阅沧桑而永世焉。
Ben biraz yorgunum.우린 피곤해 했지.
Hepsi yorgun ve terliler.모두가 피곤하고, 괴롭다.
Eşi ise yaraların ve yorgunluğun şifacısı olan Estë'ydi.그러나 남편이 들인 첩 권씨는 술주정과 행패가 심하였다.
Kış eğlencelerinde erkekler bir evde toplanır, sohbet ederler, yorgunluk atarlar.덴카이 : 때때로 수행도중에 나미타로의 저택에 가서, 천하 국가에대해 이야기한다.
"Ayrılığın nedeni evlilik yorgunluğu".퇴혼은 이혼과 결혼의 파기를 의미한다.
Ressam kendini yorgun hissetmiş ve trabzanlara yaslanmıştır.그의 작품은 상영되었고, 그는 선구자로 추대(推戴)되었다.
Son sahnede bu yorgunluğa ve karmaşaya dayanamayan kahramanlar bayılırlar.최상훈 : 정도현 역 영은을 지순하게 사랑하면서도 끝내 결합하지 못하는 남자.
Askerler bıkkın ve yorgundur.החיילים עייפים ומשועממים.
Ben biraz yorgunum.כולנו עייפים.
Bu şekilde yapılan onarım sonucunda, parçanın metâl yorgunluğuna karşı olan direnci %70 oranında azaldı.תיקון רשלני זה הקטין את עמידות החלק בפני עייפות מתכתית ב-70 אחוזים.
Kendisi yaşlı ve yorgun düşmüş bir koşu atıdır.הוא היה גנרל זקן ועייף.
Gerilim ve yorgunluktan uzaklaşma sağlar.מאידך הוא מוביל לערנות גדולה ולהפחתת עייפות.
Ben biraz yorgunum.Това ни омръзна.
Buna ilaveten Haçlı ordusu çok yorgundu ve bir müddet dinlenmesi gerekmekteydi.Щастливият премиер се чувства уморен и се нуждае от почивка.
Dumbledore sıvıyı içer ve çok güçsüz ve yorgun düşer.Деметра нищо не искала да яде и пие и била много тъжна.
Askerler bıkkın ve yorgundur.Войските са крайно изнурени.
Ben çok yorgunum.Много съм изморен.
1990'da, Pierre Henri Cami’nin yaşamı ve yapıtlarından yola çıkarak yazdığı Yorgun Matador’u yönetti.През 1990 година написва "Yorgun Matador", вдъхновен от живота и произведенията на Pierre Henri Cami.
"Ayrılığın nedeni evlilik yorgunluğu".Razvod je prekid braka.
Aşırı yorgunluk nedeniyle geçirdiği kriz sonucu bilimsel çalışmalarına ara vermek zorunda kalır.Zbog slabog vida, morao je napustiti dalji znanstveni rad.
Depresyon, yorgunluk vs. sonucundaki uyuşukluk hali.Klinička depresija, poremećaj raspoloženja.
Avrupa ülkeleri birbirleriyle savaşmaktan yorgun düşmüştü.Europske države bile su podijeljene na čiju stranu stati.
Ben biraz yorgunum.Ľudia boli unavení.
Avrupa ülkeleri birbirleriyle savaşmaktan yorgun düşmüştü.Európski panovníci však boli plne zamestnaní bojom medzi sebou.
Yorgunluktan yatağa bavul gibi düştüm.Riaditeľ Frank po prehýrenej noci prichádza unavený do väznice.