yorgun ile cümle

yorgun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Büyük bir umutsuzluk ve yorgunluk içinde uykuya dalar.I virkeligheden var hun faldet i søvn af udmattelse.
(3. tekil şahıs, eki yok) Dün çok yorgundum.Om aftenen den 6. august var de fuldstændig udmattede.
14. gün sonunda hala yorgun kalmakta ve bir çoğu deneyi bırakmaktadır.Mod slutningen af århundredet opløses de snævre genrer og talløse eksperimenter finder sted.
Ben bugün çok yorgundum.Jeg var meget træt i dag.
Yorgun değilim.Jeg er ikke træt.
Ben biraz yorgunum.«Jeg var simpelthen utslitt.
Hasta idi ve muhtemelen kendini devamlı olarak yorgun hissetmekteydi.Han kunne av og til være svært motløs, og kjente seg sliten.
Belirtiler; ateş, öksürük, boğaz ağrısı, vücut ağrısı, baş ağrısı, üşüme hissi ve yorgunluktur.Intet kan måle seg med diamanten når det gjelder ild (fargespredning), klarhet, strålespill og hardhet.
Üstelik Sovyet tümenleri yorgundu ve normal güçlerinin % 60’ının altına düşerek tükenmiştiler.Nord- og sørkineserne ble imidlertid holdt nede, slik at de endte opp med bare 30 % av stillingene.
Fakat Harezmșah ordusu çok yorgun düşmüştü ve devamlı savaşacak takatte değildi.Demetrios' tropper var imidlertid trøtte og hadde heller ikke mottatt betaling.
Askerler bıkkın ve yorgundur.Far kommer trøtt og sliten hjem.
Ben biraz yorgunum.Merasa sangat lelah.
Yüzde beş ila sekiz oranında bir azalma yorgunluk ve baş dönmesine neden olabilir.Penurunan 5 s/d 8 persen dapat menyebabkan rasa lelah dan pusing-pusing.
Ölüm, çok kusma ve yorgun düşmek sebebiyle olur.Akhirnya, ia jatuh karena kelelahan dan mati.
Avrupa ülkeleri birbirleriyle savaşmaktan yorgun düşmüştü.Sebaliknya, Eropa kerap terpecah-belah menjadi sejumlah negara yang saling berperang.
Therese'yi Carol'ı ezmekle suçlar ve Carol'a onun yakında yorgun düşeceğini haber verir.Richard menuduh Therese tergila-gila dengan Carol dan memprediksi bahwa Carol akan bosan dengan Therese.
Hasta idi ve muhtemelen kendini devamlı olarak yorgun hissetmekteydi.Saya kira, dia nakal dan jarang merasa penat.
Gerilim ve yorgunluktan uzaklaşma sağlar.Hal itu membuat Ai bosan dan lelah.
Ben biraz yorgunum.Mà là tôi mệt mỏi.
Yüzde beş ila sekiz oranında bir azalma yorgunluk ve baş dönmesine neden olabilir.Giảm 5 đến 8% có thể gây mệt mỏi và chóng mặt.
Dokunaklı bir yorgunlukla Evita'da oynamış ve yıldızlığının kalitesinden sadece biraz daha var.Bà vào vai Evita với vẻ mệt nhọc chua chát và có đôi chút khí chất của một ngôi sao.
Uzun süren savaşlar sonunda Osmanlı İmparatorluğu yorgun düştü.Sau một thời gian chiến tranh lâu dài, quân đội Ottoman quá mỏi mệt.
Askerler bıkkın ve yorgundur.Nhiều binh sĩ Anh lúc này cảm thấy cực kỳ mệt mỏi.
Anlık yorgunlukları engeller.Can gì phải đánh chác cho mệt.
Buna ilaveten Haçlı ordusu çok yorgundu ve bir müddet dinlenmesi gerekmekteydi.Ford cho rằng, binh sĩ miền Nam đã mỏi mệt nên cần được nghỉ ngơi.
Çok yorgunum ama toplantıya mutlaka katılmam lazım.Dù có hơi miễn cưỡng nhưng cô vẫn đồng ý ăn tối với anh.
Kış eğlencelerinde erkekler bir evde toplanır, sohbet ederler, yorgunluk atarlar.清冬の子孫は帰農して久世に在住したという。
Ben biraz yorgunum.私は疲れた。
(3. tekil şahıs, eki yok) Dün çok yorgundum.〔……〕僕は疲れ切ってしまった。
Yorgun değilsin ya.何の疲れもありません。
Yorgunluktan yığılıncaya dek koştum.)で、走るとすぐ疲れてしまう。
Eşi ise yaraların ve yorgunluğun şifacısı olan Estë'ydi.父親もまたヴィオラから罵倒されたり虐待されていた。
Hepsi yorgun ve terliler.皆、疲れてもいるし、苦しくもある。
Gerilim ve yorgunluktan uzaklaşma sağlar.吐き気や疲れ易さなどである。
Ayrıca harekâta katılan birlikler yorgundu.彼らを搬送していた兵士が疲れ切っていたのだ。
Küslük Yok Yorgunluk Var".しわい/しゅわい 疲れる。
"Ayrılığın nedeni evlilik yorgunluğu".『続』では旦那の浮気が原因で離婚。
Askerler bıkkın ve yorgundur.この兵士は、めまいと疲れを感じ始めた。
Çok yorgunum. (yüklemin sonundaki -dur ek-fiili gizli durumda) Annen miydi, kapıyı çalan?末続 このみ(すえつぎ このみ) 末続このはの母。
Bazı eleştirmenler şovu "yorgun" olarak yorumlamaya başladı.いくつかの批評家は、楽曲の「新鮮さ」に言及した。
Yorgun Anılar Zamanı, evi merkez alıyor.道号は退耕で、房号は荘厳房。
Fingolfin yorgun düşünce Morgoth onu yere serdi ve sol ayağını onun boynuna koydu.モルゴスはかれの首に左足を乗せてとどめを刺したが、その足をフィンゴルフィンは深く切りつけた。
Kış eğlencelerinde erkekler bir evde toplanır, sohbet ederler, yorgunluk atarlar.同年冬,戎狄与晋講和,魏絳使戎、翟亲附,晋国再于諸侯中称霸。
Yorgun değilsin ya.读书不倦。
Ben biraz yorgunum.則生厭離。
Bu noktada bütün bu olayların onun yorgunluk içinde uyuyakalmasıdan sonra gördüğü bir rüya olduğunu anlarız.他確信所發生的一切都只是在車禍中倖存下來後所發的惡夢。
Buna ilaveten Haçlı ordusu çok yorgundu ve bir müddet dinlenmesi gerekmekteydi.这时,可能耶稣已相当疲倦而需要一点休息。
Yorgunluğa bakmaksızın kendini çatlatmak pahasına da olsa olanca gayret ve kuvvetini itaat uğruna sarf eder.對加於自身的侮辱必定施以懲罰,在幾件事情上會表示慈愛和人情味。
Üstelik Sovyet tümenleri yorgundu ve normal güçlerinin % 60’ının altına düşerek tükenmiştiler.此外,蘇軍已十分疲倦和枯竭,兵力不到名義上的百分之六十。
"'Yorgunlar' bir kez daha raflarda".均著開缺另補』。
"Ayrılığın nedeni evlilik yorgunluğu".因为婚后不和谐离婚。
Yorgun Yıllarım buna örnektir.身族為累,其兆於此。
Yorgunluktan yığılıncaya dek koştum.刘累之后。
Bazı eleştirmenler şovu "yorgun" olarak yorumlamaya başladı.一部份评论家开始认为这部系列“陈旧了”。
Hasta idi ve muhtemelen kendini devamlı olarak yorgun hissetmekteydi.那些重度患者还会常常觉得累。
Avrupa ülkeleri birbirleriyle savaşmaktan yorgun düşmüştü.很快大的歐洲國家開始互派代表。
Kerevitler halsiz ve yorgun görünümündedirler.禕與敏留意對戲,色無厭倦。
Askerler bıkkın ve yorgundur.霍华德的部队很疲惫。
Yorgun Savaşçı adlı filmde rol aldı.他在电影的戏中戏里扮演一个声音刺耳,名叫“脂肪”的军人。
Her iki ağaç da yaşlı ve yorgundular.如两树之阅沧桑而永世焉。

İlgili Sayfalar