Ana içeriğe geç
Sözlük

yorgun ile cümle

yorgun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ben biraz yorgunum.Teljesen kimerültem.
Yorgunluktan yatağa bavul gibi düştüm.Kimerült, torokgyulladása miatt ágynak esett.
14 yaşındayken fiziksel ve duygusal yorgunluk yüzünden jimnastiğe üç yıl ara verdi.Kilencvenhárom évesen teljes szellemi és testi frissességben hunyt el.
(3. tekil şahıs, eki yok) Dün çok yorgundum.Vajda Endre) Hogy belefáradtak.
Eksikliğinde depresif, yorgun, sıkılgan bir ruh hali görülür.Depresszió vagy unalom miatti evés.
Küslük Yok Yorgunluk Var".A poénok nagyon fárasztóak.”
Hepimiz yorgunduk.Mindannyian fáradtak vagyunk.
Yorgunum, ve yatmak istiyorum.Fáradt vagyok és le akarok feküdni.
Ben biraz yorgunum.Minä olen hyvin väsynyt.
Buna ilaveten Haçlı ordusu çok yorgundu ve bir müddet dinlenmesi gerekmekteydi.Olimme vain väsyneitä ja todellakin loman tarpeessa.
Babası Robert genellikle çok yorgun ve bitkin olur.Helsingin yleisilme on pääosin yrmeä ja ahdistunut.
Yorgun Alman kuvvetleri derhal takibe geçemedi.Yhteydenpito Saksan armeijassa ei toiminut ajantasaisesti.
"Ayrılığın nedeni evlilik yorgunluğu"."Työ oli rikkoa avioliiton" Iltalehti.
Yorgunluktan yığılıncaya dek koştum.Näin hevoset saivat juosta paikoillaan väsymykseen asti.
Askerler bıkkın ve yorgundur.Hänen armeijansa teeskenteli väsynyttä ja heikkoa.
Bu noktada bütün bu olayların onun yorgunluk içinde uyuyakalmasıdan sonra gördüğü bir rüya olduğunu anlarız.Vain hän yksin tietää mitä hän tuolloin unta odottaessaan mietti.
Fakat Harezmșah ordusu çok yorgun düşmüştü ve devamlı savaşacak takatte değildi.Demetrioksen joukot olivat kuitenkin väsyneitä, eivätkä olleet saaneet palkkojaan.
Yorgunluk, halsizlik ilkbaharın insanlar üzerindeki olumsuz etkilerindendir.Kevätväsymys on ihmisillä keväisin esiintyvää uupumusta ja haluttomuutta.
Yorgun görünüyorsun.Näytät väsyneeltä.
Biraz yorgun gözüküyor.Hän näyttää vähän väsyneeltä.
Çok yorgun görünüyorsun.Näytät hyvin väsyneeltä.
Tom biraz yorgun gibi görünüyor.Tom näyttää vähän väsyneeltä.
Çok yorgun gözüküyorsun.Näytät hyvin väsyneeltä.
Tom çok yorgun.Tom on uupunut.
Öğrencilerin çoğu yorgundu.Monet opiskelijoista olivat väsyneitä.
Ben hayli yorgunum.Olen aika väsynyt.
Ben biraz yorgunum.Ήμουν εντελώς εξαντλημένος.
"Ayrılığın nedeni evlilik yorgunluğu".Λόγω συγγένειας ο γάμος ακυρώθηκε.
Dinlenme (D): Yorgunluğun üstesinden gelmek için kısa süreli yapılan istirahat.Γ’ Βαθμού (III): Πρόπτωση κατά το σκύψιμο που απαιτεί χειροκίνητη μείωση.
Yorgun musun?Είσαι κουρασμένος;
Yorgun musunuz?Είστε κουρασμένος;
Yorgunluktan ölüyorum.Πεθαίνω από την κούραση.
Yorgunluğum hâlen geçmedi.Η κούρασή μου δε σταμάτησε ακόμα.
Yol yorgunuyum.Είμαι κατάκοπος εκ του δρόμου.
Yorgunluktan geberdim.Ψόφησα από την κούραση.
Askerler bıkkın ve yorgundur.De ser bedrøvede og trætte ud.
Ben biraz yorgunum.Jeg var så træt.
Eşi ise yaraların ve yorgunluğun şifacısı olan Estë'ydi.Hans tjenere var ægteparet Byggvir og Bejla (associeret med mjødbrygning).
Büyük bir umutsuzluk ve yorgunluk içinde uykuya dalar.I virkeligheden var hun faldet i søvn af udmattelse.
(3. tekil şahıs, eki yok) Dün çok yorgundum.Om aftenen den 6. august var de fuldstændig udmattede.
14. gün sonunda hala yorgun kalmakta ve bir çoğu deneyi bırakmaktadır.Mod slutningen af århundredet opløses de snævre genrer og talløse eksperimenter finder sted.
Ben bugün çok yorgundum.Jeg var meget træt i dag.
Yorgun değilim.Jeg er ikke træt.
Ben biraz yorgunum.«Jeg var simpelthen utslitt.
Hasta idi ve muhtemelen kendini devamlı olarak yorgun hissetmekteydi.Han kunne av og til være svært motløs, og kjente seg sliten.
Belirtiler; ateş, öksürük, boğaz ağrısı, vücut ağrısı, baş ağrısı, üşüme hissi ve yorgunluktur.Intet kan måle seg med diamanten når det gjelder ild (fargespredning), klarhet, strålespill og hardhet.
Üstelik Sovyet tümenleri yorgundu ve normal güçlerinin % 60’ının altına düşerek tükenmiştiler.Nord- og sørkineserne ble imidlertid holdt nede, slik at de endte opp med bare 30 % av stillingene.
Fakat Harezmșah ordusu çok yorgun düşmüştü ve devamlı savaşacak takatte değildi.Demetrios' tropper var imidlertid trøtte og hadde heller ikke mottatt betaling.
Askerler bıkkın ve yorgundur.Far kommer trøtt og sliten hjem.
Ben biraz yorgunum.Merasa sangat lelah.
Yüzde beş ila sekiz oranında bir azalma yorgunluk ve baş dönmesine neden olabilir.Penurunan 5 s/d 8 persen dapat menyebabkan rasa lelah dan pusing-pusing.
Ölüm, çok kusma ve yorgun düşmek sebebiyle olur.Akhirnya, ia jatuh karena kelelahan dan mati.
Avrupa ülkeleri birbirleriyle savaşmaktan yorgun düşmüştü.Sebaliknya, Eropa kerap terpecah-belah menjadi sejumlah negara yang saling berperang.
Therese'yi Carol'ı ezmekle suçlar ve Carol'a onun yakında yorgun düşeceğini haber verir.Richard menuduh Therese tergila-gila dengan Carol dan memprediksi bahwa Carol akan bosan dengan Therese.
Hasta idi ve muhtemelen kendini devamlı olarak yorgun hissetmekteydi.Saya kira, dia nakal dan jarang merasa penat.
Gerilim ve yorgunluktan uzaklaşma sağlar.Hal itu membuat Ai bosan dan lelah.
Ben biraz yorgunum.Mà là tôi mệt mỏi.
Yüzde beş ila sekiz oranında bir azalma yorgunluk ve baş dönmesine neden olabilir.Giảm 5 đến 8% có thể gây mệt mỏi và chóng mặt.
Dokunaklı bir yorgunlukla Evita'da oynamış ve yıldızlığının kalitesinden sadece biraz daha var.Bà vào vai Evita với vẻ mệt nhọc chua chát và có đôi chút khí chất của một ngôi sao.
Uzun süren savaşlar sonunda Osmanlı İmparatorluğu yorgun düştü.Sau một thời gian chiến tranh lâu dài, quân đội Ottoman quá mỏi mệt.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod