yorgun ile cümle

yorgun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Onun sebebi de rakibinin yorgun ve yaralı olmasıdır.Lovec začal být unavený a frustrovaný.
Çok yorgunum ama toplantıya mutlaka katılmam lazım.Víte, je to zlé, ale musím udělat místo.
Osmanlı ordusu ise yorgun ve su sıkıntısı çekmekteydi.Japonští vojáci však již byli vyčerpaní, unavení a potřebovali doplnit stavy.
"Ayrılığın nedeni evlilik yorgunluğu".Celá aféra skončila rozpadem manželství.
Devamlı yorgunluk göstermeye başladı.Začala jsem pociťovat stagnaci.
Yorgunluktan yığılıncaya dek koştum.Muncește până la epuizare.
Yorgun Savaşçı adlı filmde rol aldı.A apărut în filmul Yorgun Savașçı.
Yorgun değilsin ya.Ești cumva obosită?
Ben biraz yorgunum.Sunt obosit.
Chiarini rock müzik kariyerinden yorgun düşmüş ve kendi Latin Amerikan orijinine geçişe karar vermiştir.S-a plictisit însă de muzica rock și a decis să exploateze originea sa latino.
Hepsi yorgun ve terliler.Și au mâncat toți și s-au săturat.
Üstelik Sovyet tümenleri yorgundu ve normal güçlerinin % 60’ının altına düşerek tükenmiştiler.În plus, diviziile sovietice erau obosite și pierduseră în jur de 40% dintre soldați.
O ormanda körü körüne kaçar ve o yavaşça girer karanlık kale, soğuk ve yorgun yanılmak.Intră în zona zăpezilor veșnice, îi este din ce în ce mai frig și este din ce în ce mai obosit.
Büyük bir umutsuzluk ve yorgunluk içinde uykuya dalar.Luam mâinile de pe lucru și cădeam în disperare și oboseală.
Şu an çok yorgunum.Sunt foarte obosit acum.
Birçoğumuz yorgunduk.Mulți dintre noi au obosit.
Yorgun olmasına rağmen, çalıştı.Cu toate că era obosit, a muncit.
Yorgun olmasına rağmen, çalıştı.Cu toate că era obosită, a muncit.
Yorgunum. Dışarı çıkmadan biraz dinlenmem lazım.Sunt obosit. Trebuie să mă odihnesc puțin înainte de a ieși afară.
Yorgun Savaşçı adlı filmde rol aldı.A apărut în filmul Yorgun Savaşçı.
Ben biraz yorgunum.Teljesen kimerültem.
Yorgunluktan yatağa bavul gibi düştüm.Kimerült, torokgyulladása miatt ágynak esett.
14 yaşındayken fiziksel ve duygusal yorgunluk yüzünden jimnastiğe üç yıl ara verdi.Kilencvenhárom évesen teljes szellemi és testi frissességben hunyt el.
(3. tekil şahıs, eki yok) Dün çok yorgundum.Vajda Endre) Hogy belefáradtak.
"'Yorgunlar' bir kez daha raflarda".Legfennebb megcsusszansz még egyszer a szakadékok széleinél.”
Eksikliğinde depresif, yorgun, sıkılgan bir ruh hali görülür.Depresszió vagy unalom miatti evés.
Küslük Yok Yorgunluk Var".A poénok nagyon fárasztóak.”
Hepimiz yorgunduk.Mindannyian fáradtak vagyunk.
Yorgunum, ve yatmak istiyorum.Fáradt vagyok és le akarok feküdni.
Ben biraz yorgunum.Minä olen hyvin väsynyt.
Buna ilaveten Haçlı ordusu çok yorgundu ve bir müddet dinlenmesi gerekmekteydi.Olimme vain väsyneitä ja todellakin loman tarpeessa.
Babası Robert genellikle çok yorgun ve bitkin olur.Helsingin yleisilme on pääosin yrmeä ja ahdistunut.
Yorgun Alman kuvvetleri derhal takibe geçemedi.Yhteydenpito Saksan armeijassa ei toiminut ajantasaisesti.
"Ayrılığın nedeni evlilik yorgunluğu"."Työ oli rikkoa avioliiton" Iltalehti.
Yorgunluktan yığılıncaya dek koştum.Näin hevoset saivat juosta paikoillaan väsymykseen asti.
Askerler bıkkın ve yorgundur.Hänen armeijansa teeskenteli väsynyttä ja heikkoa.
Bu noktada bütün bu olayların onun yorgunluk içinde uyuyakalmasıdan sonra gördüğü bir rüya olduğunu anlarız.Vain hän yksin tietää mitä hän tuolloin unta odottaessaan mietti.
Fakat Harezmșah ordusu çok yorgun düşmüştü ve devamlı savaşacak takatte değildi.Demetrioksen joukot olivat kuitenkin väsyneitä, eivätkä olleet saaneet palkkojaan.
Yorgunluk, halsizlik ilkbaharın insanlar üzerindeki olumsuz etkilerindendir.Kevätväsymys on ihmisillä keväisin esiintyvää uupumusta ja haluttomuutta.
Yorgun görünüyorsun.Näytät väsyneeltä.
Biraz yorgun gözüküyor.Hän näyttää vähän väsyneeltä.
Çok yorgun görünüyorsun.Näytät hyvin väsyneeltä.
Tom biraz yorgun gibi görünüyor.Tom näyttää vähän väsyneeltä.
Çok yorgun gözüküyorsun.Näytät hyvin väsyneeltä.
Tom çok yorgun.Tom on uupunut.
Öğrencilerin çoğu yorgundu.Monet opiskelijoista olivat väsyneitä.
Ben hayli yorgunum.Olen aika väsynyt.
Ben biraz yorgunum.Ήμουν εντελώς εξαντλημένος.
"Ayrılığın nedeni evlilik yorgunluğu".Λόγω συγγένειας ο γάμος ακυρώθηκε.
Dinlenme (D): Yorgunluğun üstesinden gelmek için kısa süreli yapılan istirahat.Γ’ Βαθμού (III): Πρόπτωση κατά το σκύψιμο που απαιτεί χειροκίνητη μείωση.
Yorgun musun?Είσαι κουρασμένος;
Yorgun musunuz?Είστε κουρασμένος;
Yorgunluktan ölüyorum.Πεθαίνω από την κούραση.
Yorgunluğum hâlen geçmedi.Η κούρασή μου δε σταμάτησε ακόμα.
Yol yorgunuyum.Είμαι κατάκοπος εκ του δρόμου.
Yorgunluktan geberdim.Ψόφησα από την κούραση.
Askerler bıkkın ve yorgundur.De ser bedrøvede og trætte ud.
Ben biraz yorgunum.Jeg var så træt.
Bazı eleştirmenler şovu "yorgun" olarak yorumlamaya başladı.Nogle kritikere begyndte at kalde showet udslidt.
Eşi ise yaraların ve yorgunluğun şifacısı olan Estë'ydi.Hans tjenere var ægteparet Byggvir og Bejla (associeret med mjødbrygning).

İlgili Sayfalar