"Ayrılığın nedeni evlilik yorgunluğu".Розлучення могло відбутися шляхом анулювання шлюбу.
Anlık yorgunlukları engeller.Жодних відхилень від усталених рамок.
Yorgun Anılar Zamanı, evi merkez alıyor.З розвитком головного будинку час будівництва будівель зменшується.
Cildi çok az yorgun.Ніс трохи втоплено.
Hepsi yorgun ve terliler.Люди стомлені і виснажені.
Askerler bıkkın ve yorgundur.Пригноблена дівчина стоїть похмуро й утомлено.
Bugün biraz yorgunum.Я сьогодні трохи втомився.
Ben yorgunum.Я втомився.
Ben yorgunum.Я втомилася.
O, biraz yorgun görünüyor.Він має трохи втомлений вигляд.
Biraz yorgun gözüküyor.Він має трохи втомлений вигляд.
Çok yorgunum.Я виснажений.
Çok yorgunum.Я виснажена.
Hayır, yorgunum.Ні, я заморився.
Tom çok yorgun.Том виснажений.
Tom çok yorgun.Том дуже втомився.
Bugün biraz yorgunum.Я сьогодні трохи втомилася.
O, çok yorgun görünüyor.Він виглядає дуже втомленим.
Bisikletimle eve dönemeyecek kadar yorgunum.Я занадто втомився, щоб їхати назад додому на велосипеді.
Yorgun değilim.Я не втомився.
Oldukça yorgunuz.Ми досить-таки втомлені.
Çok yorgun görünüyorlar.Вони виглядають дуже втомленими.
Yorgun değil misiniz?Ви не втомлені?
Kim yorgun?Хто втомився?
Tom açıkça yorgundu.Том явно втомився.
Yorgun değil misiniz?Ви не втомилися?
Neden yorgunsun?Чому ти втомлений?
Tom çok yorgundu.Том був дуже втомлений.
Yorgundum, bu yüzden bir şey yapmak istemedim.Я був втомлений, тому мені нічого не хотілося робити.
Tom yorgun olmayacak.Том не буде втомлений.
Çocuk yorgun.Хлопчик втомився.
Son derece yorgun olmalısın.Ти, мабудь, дуже втомився.
Yorgun görünmüyordun.Ти не виглядала втомленою.
Tom Mary'nin yorgun olduğunu söyledi.Том сказав, що Мері втомилася.
Yüzünde solgun bir bakış ve yorgunluk vardır.Její tvář má ovšem prosebný pohled a unavený výraz.
Ben biraz yorgunum.Unavilo mě to.
Avrupa ülkeleri birbirleriyle savaşmaktan yorgun düşmüştü.Evropští králové však byli plně zaměstnáni bojem mezi sebou.
Yorgunluktan yığılıncaya dek koştum.Po výkonu se rychle unaví.
Askerler bıkkın ve yorgundur.Je zmožený a unavený.
Anne halsiz ve yorgun düşer, bebeğini de yeterince besleyemez.Pokud je matka vyčerpaná, nebude schopna se na dítě napojit a tím jeho potřeby naplňovat.
Onun sebebi de rakibinin yorgun ve yaralı olmasıdır.Lovec začal být unavený a frustrovaný.
Çok yorgunum ama toplantıya mutlaka katılmam lazım.Víte, je to zlé, ale musím udělat místo.
Osmanlı ordusu ise yorgun ve su sıkıntısı çekmekteydi.Japonští vojáci však již byli vyčerpaní, unavení a potřebovali doplnit stavy.
"Ayrılığın nedeni evlilik yorgunluğu".Celá aféra skončila rozpadem manželství.
Devamlı yorgunluk göstermeye başladı.Začala jsem pociťovat stagnaci.
Yorgunluktan yığılıncaya dek koştum.Muncește până la epuizare.
Yorgun Savaşçı adlı filmde rol aldı.A apărut în filmul Yorgun Savașçı.
Yorgun değilsin ya.Ești cumva obosită?
Ben biraz yorgunum.Sunt obosit.
Chiarini rock müzik kariyerinden yorgun düşmüş ve kendi Latin Amerikan orijinine geçişe karar vermiştir.S-a plictisit însă de muzica rock și a decis să exploateze originea sa latino.
Hepsi yorgun ve terliler.Și au mâncat toți și s-au săturat.
Üstelik Sovyet tümenleri yorgundu ve normal güçlerinin % 60’ının altına düşerek tükenmiştiler.În plus, diviziile sovietice erau obosite și pierduseră în jur de 40% dintre soldați.
O ormanda körü körüne kaçar ve o yavaşça girer karanlık kale, soğuk ve yorgun yanılmak.Intră în zona zăpezilor veșnice, îi este din ce în ce mai frig și este din ce în ce mai obosit.
Büyük bir umutsuzluk ve yorgunluk içinde uykuya dalar.Luam mâinile de pe lucru și cădeam în disperare și oboseală.
Şu an çok yorgunum.Sunt foarte obosit acum.
Birçoğumuz yorgunduk.Mulți dintre noi au obosit.
Yorgun olmasına rağmen, çalıştı.Cu toate că era obosit, a muncit.
Yorgun olmasına rağmen, çalıştı.Cu toate că era obosită, a muncit.
Yorgunum. Dışarı çıkmadan biraz dinlenmem lazım.Sunt obosit. Trebuie să mă odihnesc puțin înainte de a ieși afară.
Yorgun Savaşçı adlı filmde rol aldı.A apărut în filmul Yorgun Savaşçı.