Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.그들은 일은 하지 않고, 다른 직원들이 일을 하고 있는지 확인하는 방해를 해야 합니다.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Nem igazán a munkával foglalkoznak, ezért meg kell bizonyosodniuk róla, hogy más igen, ez pedig a megszakítás.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Non sono loro che lavorano, perciò devono assicurarsi che lo facciano gli altri, causando interruzioni.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Tak naprawdę nic nie robią, więc muszą sprawdzać czy każdy inny pracuje - co jest zakłóceniem.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Ve skutečnosti vlastně nepracují, takže kontrolují, jestli pracují ostatní, a tím je ruší.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.V resnici ne delajo, zato morajo poskrbeti, da delajo drugi, to pa je motnja.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.V skutočnosti vlastne nepracujú, takže kontrolujú, či tí ostatní pracujú, a tým ich vyrušujú.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Ze doen niet zelf het werk, dus moeten ze zeker weten de anderen het werk doen, wat een verstoring is.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Вони самі нічого не роблять, їх справа — слідкувати за тим, щоб інші виконували свою роботу, що і є завадою.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.Не вършат конкретна работа, затова трябва да се уверят, че всички останали го правят, което е прекъсване.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.הם לא באמת עושים את העבודה, אז הם חייבים לוודא שכל האחרים עושים את העבודה, שזה למעשה להפריע להם.
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.هم لا يقومون بعمل حقيقي لذلك يتوجب عليهم التأكد من ان الآخرين قاموا بالعمل , وهو المقاطعه
Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir.他の仕事を確認しに来ます。これが妨害となります 世界中にはたくさんのマネージャーがいます
Gerçekten nerede olduğunu gördüğünde, kendiliğinden, işler yolunda gitmeye başlıyor.lucrurile se manifesta potrivit in mod automat.
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.(118:37) Отврати очи мои, чтобы не видеть суеты; животвори меня на пути Твоем.
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.Abate-mi ochii dela vederea lucrurilor deşarte, înviorează-mă în calea Ta!
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.Aparta mis ojos para que no vean la vanidad; vivifícame en tu camino
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.Desvia os meus olhos de contemplarem a vaidade, e vivifica-me no teu caminho.
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.Détourne mes yeux de la vue des choses vaines, Fais-moi vivre dans ta voie!
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.Distogli i miei occhi dalle cose vane, fammi vivere sulla tua via
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.Fordítsd el az én szemeimet, hogy ne lássanak hiábavalóságot; a te útadon éltess engemet.
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.Help mij niet naar zinloze dingen te kijken. Ik wil in dit leven gelukkig worden door U te volgen.
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.Jagalah aku supaya jangan mengejar yang sia-sia, berilah aku hidup menurut kehendak-Mu
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.Käännä silmäni pois turhuutta katselemasta, anna minun saada virvoitus sinun teilläsi.
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.내 눈을 돌이켜 허탄한 것을 보지 말게 하시고 주의 도에 나를 소성케 하소서
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.Odvráť moje oči, aby nehľadely na márnosť; obživ ma na svojej ceste!
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.Odvrať oči mé, ať nehledí marnosti; na cestě své obživ mne.
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.Odvrni oči moje, da ne gledajo ničemurnosti, in na potih svojih me oživi!
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.Odwróć oczy moje, aby nie patrzały na marność; na drodze twojej ożyw mię.
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.Vänd bort mina ögon, så att de icke se efter fåfänglighet; behåll mig vid liv på dina vägar.
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.Vend mine øine bort fra å se efter tomhet, hold mig i live på din vei!
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.Vend mine Øjne bort fra Tant, hold mig i Live ved dit Ord!
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.Wende meine Augen ab, daß sie nicht sehen nach unnützer Lehre; sondern erquicke mich auf deinem Wege.
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.Xin xây mắt tôi khỏi xem những vật hư không, Làm tôi được sống trong các đường lối Chúa.
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.Xin xây mắt tôi khỏi xem những vật hư_không , Làm tôi được sống trong các đường_lối Chúa .
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.Αποστρεψον τους οφθαλμους μου απο του να βλεπωσι ματαιοτητα ζωοποιησον με εν τη οδω σου.
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.Отвърни очите ми да не гледат суета, И съживи ме в пътищата Си.
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.העבר עיני מראות שוא בדרכך חיני׃
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.حول عينيّ عن النظر الى الباطل. في طريقك احيني.
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.求 你 叫 我 轉 眼 不 看 虛 假 、 又 叫 我 在 你 的 道 中 生 活
Gözlerimi boş şeylerden çevir, Beni kendi yolunda yaşat.求你 叫 我 轉眼 不 看 虛假 、 又 叫 我 在 你 的 道 中 生活
Gülümsemeye devam et, işler yolunda gitmediğinde bile vazgeçme.Continua a sorrir e nunca desistas, mesmo nas piores aIturas.
Gülümsemeye devam et, işler yolunda gitmediğinde bile vazgeçme."Continuă să râzi şi nu te da bătută..." "Chiar dacă se întâmplă şi lucruri rele..."
Gülümsemeye devam et, işler yolunda gitmediğinde bile vazgeçme.Danes in jutri in vsaki dan vse bolj. Znova se nasmej in nikoli se ne predaj.
Gülümsemeye devam et, işler yolunda gitmediğinde bile vazgeçme.Jangan bergerak. Cepatlah.
Gülümsemeye devam et, işler yolunda gitmediğinde bile vazgeçme.Miten voit sotilas?
Gülümsemeye devam et, işler yolunda gitmediğinde bile vazgeçme.- og giv dem begge et godnatkys fra far.
Gülümsemeye devam et, işler yolunda gitmediğinde bile vazgeçme.Pospiesz się.
Gülümsemeye devam et, işler yolunda gitmediğinde bile vazgeçme.Sigue sonriendo y no te des por vencida, aunque las cosas vayan mal.
Gülümsemeye devam et, işler yolunda gitmediğinde bile vazgeçme."Vždy se usmívej a nikdy se nevzdávej." "I když se věci vždy nebudou dařit."
Gülümsemeye devam et, işler yolunda gitmediğinde bile vazgeçme.Χαμογέλα και μην καταθέτεις τα όπλα όταν τα πράγματα στραβώνουν.
Gülümsemeye devam et, işler yolunda gitmediğinde bile vazgeçme."Продължавай да се усмихваш и никога не се предавай." "Тогава, когато нещата са зле."
Gülümsemeye devam et, işler yolunda gitmediğinde bile vazgeçme.חייכי ואל תיכנעי לעולם .גם במצבים קשים
Gülümsemeye devam et, işler yolunda gitmediğinde bile vazgeçme.كيف حالك ، أيها الجندي؟
Halkı çöl yolundan Kızıldenize doğru dolaştırdı. İsrailliler Mısırdan silahlı çıkmışlardı.그러므로 하나님이 홍해의 광야 길로 돌려 백성을 인도하시매 이스라엘 자손이 애굽 땅에서 항오를 지어 나올 때에
Halkı çöl yolundan Kızıldenize doğru dolaştırdı. İsrailliler Mısırdan silahlı çıkmışlardı.И обвел Бог народ дорогою пустынною к Чермному морю. И вышли сыны Израилевы вооруженные из земли Египетской.
Halkı çöl yolundan Kızıldenize doğru dolaştırdı. İsrailliler Mısırdan silahlı çıkmışlardı.ויסב אלהים את העם דרך המדבר ים סוף וחמשים עלו בני ישראל מארץ מצרים׃
Halkı çöl yolundan Kızıldenize doğru dolaştırdı. İsrailliler Mısırdan silahlı çıkmışlardı.فادار الله الشعب في طريق برية بحر سوف. وصعد بنو اسرائيل متجهزين من ارض مصر.
Halkı çöl yolundan Kızıldenize doğru dolaştırdı. İsrailliler Mısırdan silahlı çıkmışlardı.所 以 神 領 百 姓 繞 道 而 行 、 走 紅 海 曠 野 的 路 . 以 色 列 人 出 埃 及 地 、 都 帶 著 兵 器 上 去
Halkı çöl yolundan Kızıldenize doğru dolaştırdı. İsrailliler Mısırdan silahlı çıkmışlardı.所以 神領百姓 繞道 而行 、 走紅 海 曠野 的 路 . 以色列人 出 埃及 地 、 都 帶 著 兵器 上去