Ana içeriğe geç
Sözlük

yolunda ile cümle

yolunda kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Evodiyaya rica ediyorum, Sintihiye rica ediyorum, Rab yolunda aynı düşüncede olun.我 勸友 阿爹 和 循 都 基 、 要 在 主裡 同心
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.Anak-anak! Sebagai pengikut Kristus, taatilah orang tuamu karena itulah yang patut dilakukan
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.Copii, ascultaţi în Domnul de părinţii voştri, căci este drept.
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.Dítky poslouchejte rodičů svých v Pánu; neboť jest to spravedlivé.
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.Dziatki! bądźcie posłuszne rodzicom waszym w Panu; boć to jest sprawiedliwa.
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.Enfants, obéissez à vos parents, selon le Seigneur, car cela est juste.
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.Figli, obbedite ai vostri genitori nel Signore, perché questo è giusto
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.Hijos, obedeced en el Señor a vuestros padres, porque esto es justo
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.Hỡi kẻ làm con cái, hãy vâng phục cha mẹ mình trong Chúa, vì điều đó là phải lắm.
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.Hỡi kẻ làm con_cái , hãy vâng phục cha_mẹ mình trong Chúa , vì điều đó là phải lắm .
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.I barn! vær lydige mot eders foreldre i Herren! for dette er rett.
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.I barn, varen edra föräldrar lydiga i Herren, ty detta är rätt och tillbörligt.
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.I Børn! adlyder eders Forældre i Herren, thi dette er ret.
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.Ihr Kinder, seid gehorsam euren Eltern in dem HERRN, denn das ist billig.
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.Kinderen, gehoorzaam je ouders. Dat is goed omdat de Here hun gezag over jullie heeft gegeven.
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.자녀들아 너희 부모를 주 안에서 순종하라 이것이 옳으니라
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.Lapset, olkaa vanhemmillenne kuuliaiset Herrassa, sillä se on oikein.
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.Otroci, bodite poslušni roditeljem svojim v Gospodu; zakaj to je pravično.
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.Ti gyermekek szót fogadjatok a ti szüleiteknek az Úrban; mert ez az igaz.
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.Vós, filhos, sede obedientes a vossos pais no Senhor, porque isto é justo.
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.Vy, deti, poslúchajte svojich rodičov v Pánovi, lebo to je spravedlivé.
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.Τα τεκνα, υπακουετε εις τους γονεις σας εν Κυριω διοτι τουτο ειναι δικαιον.
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.Дети, повинуйтесь своим родителям в Господе, ибо сего требует справедливость.
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.Дїти, слухайте, своїх родителїв у Господі, се бо по правді.
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.שמעו בנים אל הוריכם באדנינו כי ארח ישר הוא׃
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.ايها الاولاد اطيعوا والديكم في الرب لان هذا حق.
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.你 們 作 兒 女 的 、 要 在 主 裡 聽 從 父 母 、 這 是 理 所 當 然 的
Ey çocuklar, Rab yolunda anne babanızın sözünü dinleyin. Çünkü doğrusu budur.你 們作兒 女的 、 要 在 主裡 聽從 父母 、 這是 理 所 當然 的
Fairytale'in sözlerinde nasıl olursa olsun, herşey yolunda şeklinde duyuyorsunuz.Du hörst den Text von Fairytale und das es irgendwie so war, okay so in der Art.
Fairytale'in sözlerinde nasıl olursa olsun, herşey yolunda şeklinde duyuyorsunuz.Słyszysz tekst "Fairytale" i jakoś tak poprostu jest, okay więc było w jakimś sensie.
Fairytale'in sözlerinde nasıl olursa olsun, herşey yolunda şeklinde duyuyorsunuz.V textu Firytale slyšíte, že to tak nějak je, prostě se to stalo.
Fairytale'in sözlerinde nasıl olursa olsun, herşey yolunda şeklinde duyuyorsunuz.Οι στίχοι του Fairytale είναι έτσι κατά κάποιο τρόπο.
Fairytale'in sözlerinde nasıl olursa olsun, herşey yolunda şeklinde duyuyorsunuz.Ты слышал текст Fairytale, и там всё просто, как и было.
Fakat işler yolunda gitmez.[aplausos]
Fakat işler yolunda gitmez.그런데 일이 꼬여요.
Fakat işler yolunda gitmez.Łamcie zasady. Uczyńcie świat miejscem bardziej interesującym. Róbcie dobrą sztukę.
Fakat işler yolunda gitmez.Romped reglas. Dejad un mundo más interesante pro vuestra existencia. Haced buen arte.
Fakat işler yolunda gitmez.ודברים לא מסתתדרים.
Füzyon hala bu yıldızın içinde devam etmektedir, ancak bir beyaz cüce olma yolunda ilerlemektedir.Плавлення ще йде, але вона на шляху до стану білого карлика.
Geldi ve dedi ki, bilirsiniz, buradaysam, her şey yolunda demektir.Arrivava e diceva: "Se sono qui, va tutto bene".
Geldi ve dedi ki, bilirsiniz, buradaysam, her şey yolunda demektir.Er kam rein und sagte, wissen Sie, wenn ich hier bin, ist alles OK.
Geldi ve dedi ki, bilirsiniz, buradaysam, her şey yolunda demektir.Hij kwam binnen en zei: "Als ik er ben, is alles oké."
Geldi ve dedi ki, bilirsiniz, buradaysam, her şey yolunda demektir.Il venait et disait "tu sais, si je suis là, tout va bien."
Geldi ve dedi ki, bilirsiniz, buradaysam, her şey yolunda demektir.Llegaba y decía: "si yo estoy aquí todo está bien".
Geldi ve dedi ki, bilirsiniz, buradaysam, her şey yolunda demektir."Nếu tôi còn ở đây, mọi thứ đều ổn"
Geldi ve dedi ki, bilirsiniz, buradaysam, her şey yolunda demektir.그는 종종 와서 말하길 만일 내가 여기 있다면 모든 것은 OK다.
Geldi ve dedi ki, bilirsiniz, buradaysam, her şey yolunda demektir.Venea și spunea, știți, dacă sunt aici, totul e ok.
Geldi ve dedi ki, bilirsiniz, buradaysam, her şey yolunda demektir.Wrócił i powiedział: "Kiedy tu jestem, wszystko jest dobrze".
Geldi ve dedi ki, bilirsiniz, buradaysam, her şey yolunda demektir.Влиза и казва, ако съм тук, всичко е наред.
Geldi ve dedi ki, bilirsiniz, buradaysam, her şey yolunda demektir.Вошёл и сказал: "Знаешь, если я здесь, значит всё хорошо".
Geldi ve dedi ki, bilirsiniz, buradaysam, her şey yolunda demektir.הוא נכנס ואמר, אתם יודעים, אם אני כאן, הכל בסדר.
Geldi ve dedi ki, bilirsiniz, buradaysam, her şey yolunda demektir.كان يدخل و يقول، ما دمت هنا، فان كل شئ على ما يرام.
Geldi ve dedi ki, bilirsiniz, buradaysam, her şey yolunda demektir.「私がいれば 全て上手くいく」と言い とても気が楽になりました
Gelişmemiş, anlamsız bir şekilde, işimle ilgili, kendimle ilgili bazı şeylerin yolunda gitmediğini fark ettim.Aveam sentimentul, oarecum vag, că ceva nu este în regulă cu serviciul meu și cu mine.
Gelişmemiş, anlamsız bir şekilde, işimle ilgili, kendimle ilgili bazı şeylerin yolunda gitmediğini fark ettim.De alguna manera incipiente, incapaz de expresar, me di cuenta que algo andaba mal con mi trabajo, conmigo.
Gelişmemiş, anlamsız bir şekilde, işimle ilgili, kendimle ilgili bazı şeylerin yolunda gitmediğini fark ettim.De uma forma inarticulada e incipiente, percebi que havia algo de errado com o meu trabalho, comigo.
Gelişmemiş, anlamsız bir şekilde, işimle ilgili, kendimle ilgili bazı şeylerin yolunda gitmediğini fark ettim.In una forma primitiva, inarticolata, avevo capito che c'era qualcosa di sbagliato nel mio lavoro, in me.
Gelişmemiş, anlamsız bir şekilde, işimle ilgili, kendimle ilgili bazı şeylerin yolunda gitmediğini fark ettim.뭐라 말로 설명할 수는 없지만 뭔가 이건 아니다, 라는 걸 깨달았죠. 제 일과 저 스스로에 대해서 말입니다.
Gelişmemiş, anlamsız bir şekilde, işimle ilgili, kendimle ilgili bazı şeylerin yolunda gitmediğini fark ettim.Op een rudimentaire en onuitgesproken manier, realiseerde ik me dat er iets mis was met mijn werk, met mij.
Gelişmemiş, anlamsız bir şekilde, işimle ilgili, kendimle ilgili bazı şeylerin yolunda gitmediğini fark ettim.Svým způsobem jsem si nejasně uvědomoval, že je tu něco špatně, se mnou a mou prací.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod