27 Ekim 1943'te arabası Minsk-Smolensk yolunda devrildiğinde Kluge ağır yaralandı.27. oktoobril 1943 sai Kluge raskeid vigastusi, kui tema auto käis ülekatuse Minski–Smolenski maanteel.
Fakat burada işler yolunda gitmiyordu.Siin ei läinud enam nii hästi.
Aslında her şey yolunda gitti.Kõik sujus hästi.
Bu, sonuçta mutluluk yolunda bizim şahlanışımız.Meie moraalne väärtus oleks lõppkokkuvõttes õnneasi.
Eğer her şey yolunda giderse, her üç senede bir iki yavru dünyaya gelir.Kui laut valmiks saanud, siis olla lõpnud iga aasta kaks-kolm elajat ära.
Bu iki ulak, dönüş yolunda vuruldular.Kaks sõdurit sai tulistada tahapoole.
Silahşörlerin her biri kendi yolunda gider.Jälitatavad lähevad igaüks ise suunas.
Yolunda Amy Rose karşılaşır.Kaasa teeb ansambel Rose.
Her şey yolunda giderse saldırmayın.Kui ei saa tegutseda, püüa midagi ärakasutada.
Sistit: Orta idrar yolunda ağrı.Depressioon: Hinge valu.
2001 yılında ülke hedefine ulaşma yolunda değilÄndringarna av kontrollernas omfa ning mellan
2001 yılında ülke hedefine ulaşma yolunda değil_BAR_ Το 2001, η χώρα δεν βρίσκεται σε πορεία επίτευξης του στόχου της
2001 yılında ülke hedefine ulaşma yolunda değilEn 2001, le pays n’est pas en passe d’atteindre son objectif
2001 yılında ülke hedefine ulaşma yolunda değilI 2001 er landet ikke på vej til at nå sit mål
2001 yılında ülke hedefine ulaşma yolunda değilNel 2001 il paese non si trova sulla buona strada per raggiungere l’obiettivo prefissato fissato
2001 yılında ülke hedefine ulaşma yolunda değilPaís não em vias de alcançar os objectivos em 2001
2001 yılında ülke hedefine ulaşma yolunda değilZemě v roce 2001 nedosáhne svých cílů
2001 yılında ülke hedefine ulaşma yolunda değilПрез 2001 год постигането на целите не се предвижда.
20 aydır her şey yolunda gidiyordu.지난 1년 반 동안, 모든게 좋았습니다.
20 aydır her şey yolunda gidiyordu.A za posledných 20 mesiacov, všetko bolo v poriadku.
20 aydır her şey yolunda gidiyordu.De há 20 meses para cá, tudo corria bem.
20 aydır her şey yolunda gidiyordu.De laatste 20 maanden ging alles goed.
20 aydır her şey yolunda gidiyordu.E negli ultimi 20 mesi è andato tutto bene.
20 aydır her şey yolunda gidiyordu.És az utolsó 20 hónapban minden rendben volt.
20 aydır her şey yolunda gidiyordu.Et pendant les 20 derniers mois, tout allait bien.
20 aydır her şey yolunda gidiyordu.Przez ostatnie 20 miesięcy wszystko było w porządku.
20 aydır her şey yolunda gidiyordu.Ultimele 20 de luni totul a mers bine.
20 aydır her şey yolunda gidiyordu.Und die letzten 20 Monate lang war alles in Ordnung.
20 aydır her şey yolunda gidiyordu.Và suốt 20 tháng qua mọi việc vẫn suôn sẻ.
20 aydır her şey yolunda gidiyordu.Y durante los últimos 20 meses, todo iba bien.
20 aydır her şey yolunda gidiyordu.Για τους τελευταίους 20 μήνες, όλα πήγαιναν καλά.
20 aydır her şey yolunda gidiyordu.За последните 20 месеца всичко беше чудесно.
20 aydır her şey yolunda gidiyordu.Последние 20 месяцев всё было хорошо.
20 aydır her şey yolunda gidiyordu.Протягом останніх 20 місяців все було прекрасно.
20 aydır her şey yolunda gidiyordu.ובמשך 20 החודשים האחרונים הכל היה בסדר.
20 aydır her şey yolunda gidiyordu.وفي الـ 20 شهر الأخيرة كان كل شئ جيدا.
20 aydır her şey yolunda gidiyordu.悪いことは起こりませんでした
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.(24:9) направляет кротких к правде, и научает кротких путям Своим.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.El face pe cei smeriţi să umble în tot ce este drept. El învaţă pe cei smeriţi calea Sa.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Encaminará a los humildes en la justicia y enseñará a los humildes su camino
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Er leitet die Elenden recht und lehrt die Elenden seinen Weg.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Guia os mansos no que é reto, e lhes ensina o seu caminho.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.guida gli umili secondo giustizia, insegna ai poveri le sue vie
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Hän johdattaa nöyriä oikein, hän opettaa nöyrille tiensä.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Han leder de ödmjuka rätt, han lär de ödmjuka sin väg.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Han leder de saktmodige i det som rett er, og lærer de saktmodige sin vei.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Han vejleder ydmyge i det, som er ret, og lærer de ydmyge sin Vej.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Hij zal de beste weg die men maar kiezen kan, tonen aan hen die zich in hun afhankelijkheid tot Hem richten.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Igazságban járatja az alázatosokat, és az õ útjára tanítja meg az alázatosokat.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Il conduit les humbles dans la justice, Il enseigne aux humbles sa voie.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Jod. Činí to, aby pokorní chodili v súde, a vyučuje pokorných svojej ceste.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.온유한 자를 공의로 지도하심이여 온유한 자에게 그 도를 가르치시리로다
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Ngài sẽ dẫn kẻ hiền từ cách chánh trực, Chỉ dạy con đường Ngài cho người nhu mì.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Ngài sẽ dẫn kẻ hiền_từ cách chánh trực , Chỉ dạy con đường Ngài cho người nhu_mì .
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Poprowadzi cichych w sądzie, a nauczy pokornych drogi swojej.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Působí to, aby tiší chodili v soudu, a vyučuje tiché cestě své.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.TUHAN membimbing orang yang rendah hati, dan mengajar mereka kehendak-Nya
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Vodi krotke, da hodijo po pravici, in krotke uči pot svoj.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Θελει οδηγησει τους πραους εν κρισει και θελει διδαξει τους πραους την οδον αυτου.
Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara.Ще води кротките с правда. И ще научи кротките на пътя Си.