Silahşörlerin her biri kendi yolunda gider.E assim os ladrões seguem cada um seu rumo.
Hanok Tanrı'nın yolundan ayrılmadı.Nanã não sai embaixo de Alá, só faz oborí.
Ulaşım Bayramgazi - Keşlik köy grup yolundan sağlanmaktadır.Guia Turístico - À Descoberta da Guiné-Bissau.
Bir sezon boyunca hiçbir şey yolunda gitmedi.Durante a temporada inteira ela não marcou nenhum ponto.
Taylor Swift çok yetenekli bir sözyazarı olma yolunda devam ediyor."«Novo clipe de Taylor Swift poderá ser visto por 600 milhões de pessoas».
( Her şey yolunda gittiğinde şımarmamak ve öteki insanları küçük görmemek son derece önemlidir. )(Com quem você está?), no entanto, outros participantes não aceitaram, considerando-a fraca.
Jedi efendileri Obi-Wan Kenobi ve Yoda gibi Güç'ün yolunda eğitmen olarak ilerledi.Como todo Jedi, Obi-Wan foi treinado na infância pelo mestre Yoda.
Ben onu hak yolunda yetiştirdim.Guia-o em toda a verdade.
Ülke, Asya ile Avrupa arasındaki kervan yolunda kurulmuştu.É estabelecida a Rota da seda entre a Europa e a Ásia.
Her şey yolundadır.Tudo está em perfeita ordem.
Köy yolunda aydınlatma direkleri (yol aydınlatması) yoktur.Aan de overzijde (stad uit) ligt er geen doorgaande weg (anders dan de kade).
"Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek çok yer bulur, bolluk bulur..."De vereischte van ware godsvrucht, om Gods beeld op aarde te wezen.
Paketi bagaja koyarak yolunda devam eder.Klaar staan met bagage.
Pablo kendi yolunda ilerler.Cobra kiest echter haar eigen weg.
“Kim Allah yolunda, malından iki şey harcarsa, cennetin kapılarından ‘Allah’ın kulu!Beiden noemden zij zich Gods dienaar, Gods slaaf, Gods toegewijde, fakir en zelfs God zelf.
Ama işler her iki taraf için de yolunda gitmez.Opvallend is, dat dit niet naar allebei de kanten even sterk uitwerkt.
Nezle üst solunum yolunda görülen ve kolayca yayılan bir enfeksiyondur.Verkoudheid is een infectie van de bovenste luchtwegen die zich makkelijk verspreidt.
Her şey yolunda."Dat komt heus wel goed."
Her şey yolunda gitmiş, ameliyat başarılı geçmiştir.Iedereen is opgelucht als de operatie geslaagd is.
Biz uzun zamandır bağımsızlık yolunda ilerliyoruz.Ierland had al lange tijd gevochten voor onafhankelijkheid.
Tekrar kendi zamanlarına döndüklerinde kaos ortamı yok olmuş, her şey yolunda gitmekteydi.Casey mocht dezelfde avond alweer naar huis en alles leek goed te zijn.
Ancak gidiş yolunda hastalanarak yaşamını yitirdi.Onderweg werd zij ziek.
Dönel kavşaklar ortasında genellikle araç yolundan yüksek inşa edilmiş adacıklar bulunur.Op langere treintrajecten bevindt er zich in het midden van de trein meestal ook een voorraadwagon.
Notlarına göre; yolculuğun başında, her şey yolunda gitti.Op de dag van vertrek lijkt alles mis te gaan.
Aslında her şey yolunda gitti.Alles bleek in orde.
Ben onu hak yolunda yetiştirdim.Ze trof hem in een goede bui aan.
Bir sezon boyunca hiçbir şey yolunda gitmedi.Het liep dit seizoen allemaal niet goed.
Ezop'un masallarını gerçekten yazdığı yolunda hiçbir kanıt yoktur.De authenticiteit van Odorics verhalen wordt niet betwist.
Pansiyonculuk gelişme yolundadır.Het bedrijventerrein is in ontwikkeling.
Daha çok kendi yolunda küçük adımlarla ilerliyordu.Wel hanteerde hij geleidelijk aan meer zijn eigen stijl.
Karıları onu, yolundan saptırdılar.Zij namen hun slaven (en andere bezittingen) mee.
Humanizm yolunda atılan ilk adım budur.Die gedachte is het uitgangspunt van de humanistische beweging.
Böylece birlik kurma yolunda üçüncü aşamaya gelinmiştir.Onder goede weerstomstandigheden vindt de derde etappe plaats.
Suzi yanmış demektir, Allah yolunda yanmış manasındadır.Hetgeen verbrand wordt wordt geacht daarmee aan de god(en) te zijn gegeven.
1996 - Havaalanı yolunda Silah taşımaktan tutuklandı.In 1956 werd de vrachtwagen uitgevoerd met luchtremmen.
1244'te İskenderiye'ye taşındı ve 1258'de Hac yolunda Humeysera, Mısır'da vefat etti.Hij stopte voortijdig in Noord-Italië en stierf onverwacht in 453.
Su testisi su yolunda kırılır.De kruik gaat zo lang te water, tot ze barst.
Hayır, hayır, her şey yolunda.Nee, nee, alles in orde.
Her şey yolunda giderse saldırmayın.Cokolwiek robisz, po prostu nie pal.
Hani, peygamberlerinden birine, “Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım” demişlerdi.Ponieważ było to dla nich trudne, zapytali: "Który z nas jest w stanie to uczynić, Wysłanniku Allaha?"
Veringinge'nin batısında, Poperinge yolunda, Brandhoek mezarlığı.Na zachodzie Vlamertinge, wzdłuż drogi do Poperinge, znajduje się osada Brandhoek.
İtalya’ ya dönüş yolunda, Hannibal'a karşılaşmak için derhal ilerledi.W drodze powrotnej do Italii postanowił jak najszybciej doprowadzić do starcia z Hannibalem.
Aslında her şey yolunda gitti.Wszystko było w porządku.
İzmir yolundaki Sarıçay üzerindeki tarihi köprü ise acilen restorasyona ihtiyaç göstermektedir.Stan nawierzchni jezdni na moście wymaga przeprowadzenia stosownego remontu.
Ancak kimsenin işleri yolunda gitmez ve ummadıkları şeylerle yüzleşmek zorunda kalırlar.Jak ludzie radzą sobie z sytuacjami, na które nie ma rady?
Her ikisi için de, işler yolunda gibidir.Jakby jednak nie było, obydwoje świetnie się dogadują.
Hayır, sakın yolunda kalma sen.Po prostu zachowajcie spokój.
1996 - Havaalanı yolunda Silah taşımaktan tutuklandı.W 1994 roku został aresztowany za wniesienie broni na pokład samolotu.
Oda'nın sembolünün oturduğu merdivenler, evrimin yolunda ilerleme ve gelişmenin sembolüdür.Niektórzy widzą w wieży symbol lęku towarzyszącego rozwojowi i modernizacji.
Ksenophon eve dönüş yolunda Karduklarla karşılaştıklarını söylüyor.Thornton powiedziała, że Lalki w końcu znajdą drogę z powrotem do siebie.
Demokrasi yolunda, Ord.Droga do władzy, cz.
Dönüş yolunda bir takım terörist tarafından saldırıya uğrarlar.W drodze powrotnej konwój został zaatakowany przez grupę Modoków.
Ben onu hak yolunda yetiştirdim.Kierował nim do ok.
Ama yolunda azimle yürümeye devam etmeli.Musisz ją budować krok po kroku.
Konya-Karaman veya Kızılyaka-Pınarbaşı yolundan gelinebilir.Do Kiczni można dojechać drogą z Łącka lub Młyńczysk.
Adı, şarkının sözlerinde geçen Hayretler içindeyim, tüm ev yolunda kızarıyorum. 'dan esinlenilmiştir.Jego głos słychać między innymi w takich piosenkach jak Biegnę, Wierzę w siebie.
Aynı şekilde insan da, çektiklerinden ders alıp aynı hataları tekrarlamama yolunda çaba harcamalıdır.Nie może być tolerancji dla marnotrawstwa i powtarzania ciągle tych samych błędów.
"Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek çok yer bulur, bolluk bulur..."Gud antas då ha en annan tidsuppfattning och dygnsindelning än den som gäller på jorden.
Her şey yolunda."Allt är bra ".
Taylor Swift çok yetenekli bir sözyazarı olma yolunda devam ediyor."Taylor Swift är fortfarande en av våra mest begåvade unga låtskrivare."