Ana içeriğe geç
Sözlük

yolsuzluk ile cümle

yolsuzluk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Ama siz yolsuzlukların ortaya çıkardığı problemlerle ilgilenmezseniz, bunu kim yapacak.지금, 이렇게 하기 위해서는 , 그리고 이것이 이 그룹을 모았지요--
Ama siz yolsuzlukların ortaya çıkardığı problemlerle ilgilenmezseniz, bunu kim yapacak.Mais si vous ne réfléchissez pas aux problèmes de corruption, qui le fera ?
Ama siz yolsuzlukların ortaya çıkardığı problemlerle ilgilenmezseniz, bunu kim yapacak.Ma se non risolvete il problema della corruzione, chi lo farà?
Ama siz yolsuzlukların ortaya çıkardığı problemlerle ilgilenmezseniz, bunu kim yapacak.Távol maradtak a korrupció problémáitól.
Ama siz yolsuzlukların ortaya çıkardığı problemlerle ilgilenmezseniz, bunu kim yapacak.Ten tweede, jullie zijn probleemoplossers, maar jullie nemen jullie globale verantwoordelijkheid niet op.
Ama siz yolsuzlukların ortaya çıkardığı problemlerle ilgilenmezseniz, bunu kim yapacak.Zůstáváte stranou od řešení problému korupce. Chcete jen čisté prostředí k činnosti.
Ama siz yolsuzlukların ortaya çıkardığı problemlerle ilgilenmezseniz, bunu kim yapacak.Но ако вие не преосмислите проблемите с корупцията, кой друг?
Ama siz yolsuzlukların ortaya çıkardığı problemlerle ilgilenmezseniz, bunu kim yapacak.Но если думать о проблемах коррупции будете не вы, тогда кто?
Ama siz yolsuzlukların ortaya çıkardığı problemlerle ilgilenmezseniz, bunu kim yapacak.עכשיו כדי לעשות את זה - וזה מביא את הקבוצה הזאת -
Ama siz yolsuzlukların ortaya çıkardığı problemlerle ilgilenmezseniz, bunu kim yapacak.لو انكم لم تا خذوا مشا كل ا لفساد بعين الاعتبار
Ama siz yolsuzlukların ortaya çıkardığı problemlerle ilgilenmezseniz, bunu kim yapacak.資本の概念について考え直さなければなりません。
Anas Aremeyaw Anas: Bu da bir diğer yolsuzlukla mücadele hikayesi.아나스 아르메야우 아나스: 이것은 부정부패 방지에 대한 또 다른 이야기였습니다.
Anas Aremeyaw Anas: Bu da bir diğer yolsuzlukla mücadele hikayesi.אנס ארמיהו אנס: זה היה סיפור אחר על שחיתות
Anas Aremeyaw Anas: Bu da bir diğer yolsuzlukla mücadele hikayesi."أنس أريميياو أنس": كانت هذه قصة أخرى عن مكافحة الفساد.
Anas Aremeyaw Anas: Bu da bir diğer yolsuzlukla mücadele hikayesi.ここで 彼は否定していますね
Avrupa Sayıştayı herhangi bir düzensizlik ya da şüphelenilen yolsuzlukları rapor eder.Der Europäische Rechnungshof berichtet über Unregelmäßigkeitenund mutmaßliche Betrugsfällejeder Art.
Avrupa Sayıştayı herhangi bir düzensizlik ya da şüphelenilen yolsuzlukları rapor eder.Evropský účetní dvůr podává zprávy o všech nesrovnalostech a podezřeních na podvody.
Belmont'daki şuçu veya Diego'daki veya Marabella'daki suçu tartıştığımızda hiç kimse yolsuzluktan bahsetmiyor.즉, 벨몬트, 디에고, 혹은 마라벨라에서 벌어지고있는 범죄에 대해 이야기할 때, 아무도 부패에 대해 이야기하진 않습니다.
Belmont'daki şuçu veya Diego'daki veya Marabella'daki suçu tartıştığımızda hiç kimse yolsuzluktan bahsetmiyor.Verbrechen in Belmont, in Diego oder in Marabella, erwähnt niemand Korruption.
Belmont'daki şuçu veya Diego'daki veya Marabella'daki suçu tartıştığımızda hiç kimse yolsuzluktan bahsetmiyor.הפשע בבלמונט, או בדייגו, או במאראבלה, איש איננו מדבר על השחיתות.
Belmont'daki şuçu veya Diego'daki veya Marabella'daki suçu tartıştığımızda hiç kimse yolsuzluktan bahsetmiyor.الجريمة في بلمونت أو الجريمة في دييغو أو الجريمة في مارابيلا، لا أحد يتحدث عن الفساد.
Belmont'daki şuçu veya Diego'daki veya Marabella'daki suçu tartıştığımızda hiç kimse yolsuzluktan bahsetmiyor.誰も汚職の話なんてしません これが現実です
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.A jó az, hogy kétpárti, és esélyegyenlőséget teremt a korrupcióra.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.Cette corruption comporte des bons côtés et des mauvais côtés. Le bon côté, c'est qu'elle est bipartite,
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.Die gute ist, dass sie beide Parteien betrifft, Chancengleichheit in der Korruption.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.Dobra: to system dwupartyjny, korupcja równych szans.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.Het goede is onder andere dat het van twee partijen komt: gelijke-kansen-corruptie.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.좋은 소식은, 우리가 양당제라는 것입니다. 부패할 여지가 똑같이 있는 것이죠.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.Kúsok dobrej správy je, že je to obojstranná korupcia s rovnakými možnosťami.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.La buona notizia è che è bipartisan, una corruzione con eguali opportunità.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.Partea bună e că e bipartinică, e o corupție cu șanse egale.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.Una buena es que es bipartidista, hay corrupción equiprobable.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.Ας πούμε ότι τα καλά νέα είναι ότι η διαφθορά είναι διακομματική, έχουν όλοι ίσες ευκαιρίες στην διαφθορά.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.Хорошая в том, что эта коррупция равных возможностей, от которой страдают и левые и правые.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.Част от хубавата новина е, че това е бипартизъм, корупция с равни възможности.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.בשורה טובה קטנה אחת היא שהיא דו-מפלגתית, שחיתות שוות-הזדמנויות.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.احد الاخبار الجيدة هو الثنائية الحزبية, تكافئ الفرص في الفساد.
Bir iyimsi haber şu ki, bu yolsuzluk iki tarafta da olan eşit-fırsatçı bir yolsuzluk.これが超党派的で 機会均等の腐敗ということです 私たちリベラルが重要視する課題の 多くは議会を通りません
Bu da bir diğer yolsuzlukla mücadele hikayesi.Asta a fost o altă poveste despre lupta împotriva corupţiei.
Bu da bir diğer yolsuzlukla mücadele hikayesi.C'était une autre histoire sur la lutte contre la corruption.
Bu da bir diğer yolsuzlukla mücadele hikayesi.Das ging wieder gegen Korruption.
Bu da bir diğer yolsuzlukla mücadele hikayesi.Đây là một câu chuyện khác về chống tham nhũng.
Bu da bir diğer yolsuzlukla mücadele hikayesi.Dette var en anden historie om antikorruption.
Bu da bir diğer yolsuzlukla mücadele hikayesi.Dit was nog een verhaal over corruptie.
Bu da bir diğer yolsuzlukla mücadele hikayesi.Esta era otra historia de corrupción.
Bu da bir diğer yolsuzlukla mücadele hikayesi.Foi mais uma história sobre anticorrupção.
Bu da bir diğer yolsuzlukla mücadele hikayesi.Jeszcze inna antykorupcyjna historia.
Bu da bir diğer yolsuzlukla mücadele hikayesi.Questa era un'altra storia sulla lotta alla corruzione.
Bu da bir diğer yolsuzlukla mücadele hikayesi.Це була ще одна історія про антикорупцію.
Bu da bir diğer yolsuzlukla mücadele hikayesi.Это ещё одна история о борьбе с коррупцией.
Çin'deki Twitter Topluluğu Kaçak Milyarder Guo Wengui'nin Yolsuzluk Suçlamalarıyla KutuplaştıComunidade do Twitter da China polarizada mediante alegações de corrupção
Çünkü bu, vekillerin yolsuzluklarının suş teşkil etmesi anlamına gelecek.Karena hal itu akan membuat kita menganggap perwakilan yang melakukan korupsi sebagai penjahat.
Çünkü bu, vekillerin yolsuzluklarının suş teşkil etmesi anlamına gelecek.의원들의 부패를 처벌해야 하기 때문입니다.
Çünkü bu, vekillerin yolsuzluklarının suş teşkil etmesi anlamına gelecek.Omdat het dan noodzakelijk zou zijn om de corruptie van volksvertegenwoordigers strafbaar te maken.
Çünkü bu, vekillerin yolsuzluklarının suş teşkil etmesi anlamına gelecek.Perché significherebbe rendere illegale la corruzione dei delegati.
Çünkü bu, vekillerin yolsuzluklarının suş teşkil etmesi anlamına gelecek.Ponieważ niezbędne byłoby uznanie korupcji polityków za niezgodną z prawem.
Çünkü bu, vekillerin yolsuzluklarının suş teşkil etmesi anlamına gelecek.Porque esto haría necesario el criminalizar la corrupción de los diputados.
Çünkü bu, vekillerin yolsuzluklarının suş teşkil etmesi anlamına gelecek.Vì như vậy, nó sẽ khiến họ phải quy định hành vi tham nhũng của các nghị sĩ là phạm pháp.
Çünkü bu, vekillerin yolsuzluklarının suş teşkil etmesi anlamına gelecek.Weil es nötig machen würde, die Korruption von Abgeordneten zu illegalisieren.
Çünkü bu, vekillerin yolsuzluklarının suş teşkil etmesi anlamına gelecek.Потому что она обязывает объявить вне закона коррупцию заместителей.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod