Ana içeriğe geç
Sözlük

yolsuzluk ile cümle

yolsuzluk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yolsuzluk ve suçla mücadelede sert tedbirler uygulamak.Gondosan előkészíti, és végrehajtja a bűncselekményt.
Podemos, 2011'de eşitsizlik ve yolsuzluklardan dolayı düzenlenen protestolar sonucunda ortaya çıkmıştır.Ugyanakkor elégedetlenséghez és 2012-ben tüntetésekhez vezetett a nagy mértékű gazdasági egyenlőtlenség.
Hükümet, başyargıcı siyasi taraf tutmak ve yolsuzlukla suçlamıştı.A kormány eleinte politikai elfogultsággal, később pedig szervezett csalással vádolta az alapítványt.
Kazakistan'da yolsuzluk, ülkenin politik ve ekonomik gelişimini engelleyen başlıca sorunlardan biridir.Nagy gondolkodók értenek egyet abban, hogy a kasztrendszer India társadalmi-gazdasági fejlődésének fő gátja.
Mart 2001'de Milošević, iktidarı kötüye kullanmak ve yolsuzluk suçlamalarıyla tutuklandı.Milošević pidätettiin 1. huhtikuuta 2001 syytettynä vallan väärinkäytöstä ja korruptiosta.
21 Haziran 2006 tarihinde, yolsuzluktan suçlu bulundu ve üç ay ertelenmiş hapis cezası verildi.Hänet tuomittiin kesäkuussa 2006 korruptiosta kolmeksi kuukaudeksi ehdolliseen vankeuteen.
Örneğin Masiulis davası, tipik bir siyasi yolsuzluk örneğidir.Marlowen hahmo on tyypillinen kovaksikeitetyn rikosfiktion lajille.
Onu kendi kabilelerinin üyelerine karşı yolsuzlukla suçladılar.Την ευλάβεια του, μεταλαμπάδευσε στα μέλη της ενάρετης οικογένειας του.
Çünkü; kilisede bazı yolsuzluk vs. hareketleri olur.I Vålse Sogn ligger Vålse Kirke.
Fakat bölümün sonunda yolsuzluklardan rahatsız olur ve işten ayrılır.Men ved slutningen af episoden bliver hun ked af korruptionen i styrken og stopper igen.
Çin'de, insan kaçakçılığı ve ciddi yolsuzluk davaları ölüm cezası ile sonuçlanabilir.I Kina blir menneskehandel og alvorlige tilfeller av korrupsjon straffet med dødsstraff.
18. yüzyılın sonlarında iç yolsuzluklar ile boğuşan şirket iflas etti, 1800 yılında ise tam olarak dağıldı.Tynget ned av korrupsjon på slutten av 1700-tallet, gikk selskapet konkurs og ble formelt oppløst i 1800.
Ama enflasyon, yolsuzluklar ve baskılar halkın yönetimden duyduğu hoşnutsuzlukların artmasına yol açtı.Ulydighet og stradd. intensjoner og praksis i statsmaktens bekjempelse av fattigdomsproblemet.
Fakat bölümün sonunda yolsuzluklardan rahatsız olur ve işten ayrılır.Akhir Jalut dapat diporak porandakannya dan belari bercerai berai.
Her tarafta ticarî işler dönmüş, hırsızlık ve yolsuzluk artmıştır.Suap, pencurian dan korupsi di mana-mana.
Yolsuzluk durumunda, indeksler posta dosyalarından yeniden oluşturulabilir.Trong trường hợp bị hỏng, các chỉ mục có thể được xây dựng lại từ các tập tin thư.
Finlandiya, Yolsuzluk Algılama Endeksi'ne göre en az bozulmuş ülkelerden biridir.フィンランドは腐敗認識指数では最も不正が少ない国の一つと評価されている。
Hakkında açılan yolsuzluk davasından 2009 yılında beraat etti. ^ "Nerdesin sevgilim".2009年に発表されたシングル「CRIME OF LOVE/いいんだぜ〜君がいてくれれば〜」に収録。
Onu kendi kabilelerinin üyelerine karşı yolsuzlukla suçladılar.自らの部族の悲願の為に暗躍している。
İş anlaşmaları çoğunlukla yolsuzluk pratiklerine katılımla yer alır.長官は彼らの汚い仕事に頻繁に加担している。
Çin'de, insan kaçakçılığı ve ciddi yolsuzluk davaları ölüm cezası ile sonuçlanabilir.在中国,贩卖人口以及严重的腐败也会导致被判死刑。
Yolsuzluk durumunda, indeksler posta dosyalarından yeniden oluşturulabilir.如果損壞,可以從郵件文件重建索引。
Örneğin Masiulis davası, tipik bir siyasi yolsuzluk örneğidir.分析人士指出,郭战解案是典型的司法腐败案例。
Haziran 2014'te, hakkındaki yolsuzluk suçlamaları nedeniyle, istifa etmiştir.2014年6月因涉嫌违纪被免职。
Hakkında açılan yolsuzluk davasından 2009 yılında beraat etti. ^ "Nerdesin sevgilim".그 후 1995년 출간한 〈홍 검사, 당신 지금 실수하는 거요〉에 이 내용을 그대로 적었고, 2003년 홈페이지 ‘저서 모음’ 게시판에 옮겨 실었다.
Caz Çağı'nda Chicago'daki ünlülerin skandalları ve yolsuzlukları gibi temaları işlemektedir.이 영화는 재즈 시대 시카고의 유명인, 스캔들, 부패를 주제로 다루었다.
Çünkü; kilisede bazı yolsuzluk vs. hareketleri olur.현경의 행보에는 교회 일치 운동과 통하는 면이 있다.
Grant döneminde ortaya çıkan skandallar ve yolsuzluklar kamuoyu baskısına yol açacak düzeydeydi.השערוריות והשחיתות המשיכו להיחשף במהלך כהונתו השנייה של גרנט.
Hakkında açılan yolsuzluk davasından 2009 yılında beraat etti. ^ "Nerdesin sevgilim".בשנת 2009 פרסם את הרומן Karanlık Çökerken Neredeydiniz ("איפה היית כשירדה החשיכה?)
Ocak 2016'da yolsuzlukla suçlandı. ^2016 m. opozicijos kaltintas korupciniais nusikaltimais.
Açgözlülük, yolsuzluk ve suiistimaller... Bunların hepsi kim olduğumuzu yanlış anlamamıza gelip dayanıyor.la cupidité, la corruption, tout cela... se résume à une incompréhension de qui nous sommes.
Açgözlülük, yolsuzluk ve suiistimaller...Chamtivost, korupce.
Açgözlülük, yolsuzluk ve suiistimaller...La avaricia, la corrupción.
Açgözlülük, yolsuzluk ve suiistimaller...Lăcomia, corupţia, toate astea.
Açgözlülük, yolsuzluk ve suiistimaller...Жадность, коррупция, все эти вещи сводятся к неверному пониманию нашей истиной природы.
Alnı ak yaşayan kurtulur, Yolsuzluk yapan ansızın yıkıma uğrar.Ai ăn ở cách ngay thẳng sẽ được cứu rỗi; Còn ai đi theo hai lối cách cong vạy sẽ sa vào một trong hai lối ấy.
Alnı ak yaşayan kurtulur, Yolsuzluk yapan ansızın yıkıma uğrar.A ki jár tökéletesen, megtartatik; a ki pedig álnokul két úton jár, egyszerre elesik.
Alnı ak yaşayan kurtulur, Yolsuzluk yapan ansızın yıkıma uğrar.Chi procede con rettitudine sarà salvato, chi va per vie tortuose cadrà ad un tratto
Alnı ak yaşayan kurtulur, Yolsuzluk yapan ansızın yıkıma uğrar.Cine umblă în neprihănire, găseşte mîntuirea, dar cine umblă pe două căi strîmbe cade într'o groapă. -
Alnı ak yaşayan kurtulur, Yolsuzluk yapan ansızın yıkıma uğrar.Den som lever ustraffelig, skal frelses; men den falske, som vandrer på to veier, skal falle på den ene.
Alnı ak yaşayan kurtulur, Yolsuzluk yapan ansızın yıkıma uğrar.Den, som vandrer lydefrit, frelses, men den, som går Krogveje, falder i Graven.
Alnı ak yaşayan kurtulur, Yolsuzluk yapan ansızın yıkıma uğrar.El que camina en integridad será salvo, pero el de caminos torcidos caerá en una fosa
Alnı ak yaşayan kurtulur, Yolsuzluk yapan ansızın yıkıma uğrar.Kdo chodí upřímě, zachován bude, převrácený pak na kterékoli cestě padne pojednou.
Alnı ak yaşayan kurtulur, Yolsuzluk yapan ansızın yıkıma uğrar.Kdor hodi nedolžno, se reši, kdor pa je spačen in hodi po dveh potih, pade hipoma.
Alnı ak yaşayan kurtulur, Yolsuzluk yapan ansızın yıkıma uğrar.성실히 행하는 자는 구원을 얻을 것이나 사곡히 행하는 자는 곧 넘어지리라
Alnı ak yaşayan kurtulur, Yolsuzluk yapan ansızın yıkıma uğrar.Kto chodzi w uprzejmości, zachowany będzie; ale przewrotny na drogach swoich oraz upadnie.
Alnı ak yaşayan kurtulur, Yolsuzluk yapan ansızın yıkıma uğrar.Nuhteettomasti vaeltavainen saa avun, mutta kahdella tiellä mutkittelija kerralla kaatuu.
Alnı ak yaşayan kurtulur, Yolsuzluk yapan ansızın yıkıma uğrar.O que anda retamente salvar-se-á; mas o perverso em seus caminhos cairá de repente.
Alnı ak yaşayan kurtulur, Yolsuzluk yapan ansızın yıkıma uğrar.Orang yang hidup tanpa cela akan selamat. Orang yang berliku-liku hidupnya, akan jatuh
Alnı ak yaşayan kurtulur, Yolsuzluk yapan ansızın yıkıma uğrar.Ten, kto chodí bezúhonný, bude zachránený; ale ten, kto je prevrátený čo do svojich ciest, padne razom.
Alnı ak yaşayan kurtulur, Yolsuzluk yapan ansızın yıkıma uğrar.Wer fromm einhergeht, dem wird geholfen; wer aber verkehrtes Weges ist, wird auf einmal fallen.
Alnı ak yaşayan kurtulur, Yolsuzluk yapan ansızın yıkıma uğrar.Wie oprecht leeft, wordt gered; maar wie van twee walletjes wil eten, zal ten val komen.
Alnı ak yaşayan kurtulur, Yolsuzluk yapan ansızın yıkıma uğrar.Ο περιπατων εν ακεραιοτητι θελει σωθη ο δε διεστραμμενος εν ταις οδοις αυτου θελει πεσει δια μιας.
Alnı ak yaşayan kurtulur, Yolsuzluk yapan ansızın yıkıma uğrar.Който ходи непорочно, ще се избави, А който ходи опако между два пътя изведнъж ще падне.
Alnı ak yaşayan kurtulur, Yolsuzluk yapan ansızın yıkıma uğrar.Кто ходит непорочно, то будет невредим; а ходящийкривыми путями упадет на одном из них.
Alnı ak yaşayan kurtulur, Yolsuzluk yapan ansızın yıkıma uğrar.הולך תמים יושע ונעקש דרכים יפול באחת׃
Alnı ak yaşayan kurtulur, Yolsuzluk yapan ansızın yıkıma uğrar.السالك بالكمال يخلص والملتوي في طريقين يسقط في احداهما.
Alnı ak yaşayan kurtulur, Yolsuzluk yapan ansızın yıkıma uğrar.行 動 正 直 的 、 必 蒙 拯 救 . 行 事 彎 曲 的 、 立 時 跌 倒
Alnı ak yaşayan kurtulur, Yolsuzluk yapan ansızın yıkıma uğrar.行 動 正直 的 、 必 蒙 拯救 . 行事 彎 曲 的 、 立時 跌倒
Ama siz yolsuzlukların ortaya çıkardığı problemlerle ilgilenmezseniz, bunu kim yapacak.Bây giờ để đạt được mục tiêu này --và đây cũng là thứ mang các bạn đến với buổi thảo luận này.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod