Sevimli bir örnek. Hepinizin tanıdığı dört yoldaşımız,... ...bir kamyonu zırhlı hale getirdiler.Ale ten samochód nigdy nie był w akcji.
Sevimli bir örnek. Hepinizin tanıdığı dört yoldaşımız,... ...bir kamyonu zırhlı hale getirdiler.Toda ta tovornjak ni bil nikoli v akciji.
Şimdi siz bu sırrı paylaşan yoldaşlarsınız.Ahora vosotros también sabéis el secreto, camaradas.
Şimdi siz bu sırrı paylaşan yoldaşlarsınız.I er kammerater, der deler denne hemmelighed.
Şimdi siz bu sırrı paylaşan yoldaşlarsınız.Jesteście odtąd wtajemniczeni w ten sekret.
Şimdi siz bu sırrı paylaşan yoldaşlarsınız.Ni är kamrater som delar den här hemligheten.
Şimdi siz bu sırrı paylaşan yoldaşlarsınız.Olette tovereita, jotka nyt tietävät salaisuuden.
Şimdi siz bu sırrı paylaşan yoldaşlarsınız.Ora siete compagni che condividono questo segreto.
Şimdi siz bu sırrı paylaşan yoldaşlarsınız.São camaradas que, agora, partilham este segredo.
Şimdi siz bu sırrı paylaşan yoldaşlarsınız.Πλέον είστε σύντροφοι που μοιράζονται αυτό το μυστικό.
Şimdi siz bu sırrı paylaşan yoldaşlarsınız.Теперь вам тоже известна эта тайна.
Sonra İsa ağlayışımı duydu. Çürümüş bedenleri yemeye kalkışmıştım. Yoldaşlarımın bedenlerini.J'ai failli le faire, mais Jésus m'a entendu, j'étais prêt à manger la chair pourrie de mon camarade.
Sonra İsa ağlayışımı duydu. Çürümüş bedenleri yemeye kalkışmıştım. Yoldaşlarımın bedenlerini.Następny byłem ja, ale Jezus usłyszał mój płacz, kiedy kusiło mnie, by zjeść gnijące ciało mego towarzysza.
Sonra İsa ağlayışımı duydu. Çürümüş bedenleri yemeye kalkışmıştım. Yoldaşlarımın bedenlerini.Người kế tiếp sẽ là tôi, nhưng vì Chúa nghe thấy tiếng khóc của tôi khi tôi định ăn thịt của bạn mình.
Sonra İsa ağlayışımı duydu. Çürümüş bedenleri yemeye kalkışmıştım. Yoldaşlarımın bedenlerini.Yo era el siguiente, pero Jesús escuchó mi llanto al ser tentado a comer la carne podrida de mi compañero.
Sonra İsa ağlayışımı duydu. Çürümüş bedenleri yemeye kalkışmıştım. Yoldaşlarımın bedenlerini.После бях аз, но Исус чу моя вик, когато бях изкушен да ям гниещата плът на своя другар.
Sorun değil yoldaş.E-n regulă, tovarăşe.
Sorun değil yoldaş.Je... Non, s'il vous plaît, collègue.
Sorun değil yoldaş.Nee hoor, collega, ga je gang.
Sorun değil yoldaş.Ne, kérem, kolléga.
Sorun değil yoldaş. Ülkenin başbakanına gülmenizde herhangi bir sakınca yok.Tranquilo, camarada, puedes bromear sobre el líder de nuestro país.
Sorun değil yoldaş. Ülkenin başbakanına gülmenizde herhangi bir sakınca yok.לא, בבקשה, חבר. אנו עדיין יכולים .לצחוק על פקידי המדינה שלנו. אל תדאג
Sorun değil yoldaş. Ülkenin başbakanına gülmenizde herhangi bir sakınca yok.الأمر بسيط يا رفيقي أمر طبيعي اطلاق نكات عن زعماء بلادنا
Sorun değil yoldaş.Я... Ничего страшного, коллега.
Sözgelimi, yoldaşı Battista'yla yüzyüze bakan "Montefeltro우피치 미술관에 전시된 "몬테펠트로 공작의 초상" 이란 훌륭한 그림이 있는데,
Sözgelimi, yoldaşı Battista'yla yüzyüze bakan "Montefeltroבמקרה הזה הציור המדהים שבאופיצי, "הדוכס ממונטפלטרו,"
Sözgelimi, yoldaşı Battista'yla yüzyüze bakan "Montefeltroفي هذه الحالة رسمت " دوق مونتيفيلتو "
Sözgelimi, yoldaşı Battista'yla yüzyüze bakan "Montefeltro妻のバッティスタと向かい合う 『モンテフェルトロ公の肖像』でした
"Tek bir yoldaşımın bile düşman eline düşmesine izin vermeyeceğim.""Ik zal nooit een gevallen kameraad in handen van de vijand laten vallen."
"Tek bir yoldaşımın bile düşman eline düşmesine izin vermeyeceğim.""Jeg vil aldrig efterlade en falden kammerat til at falde i fjendens hænder."
"Tek bir yoldaşımın bile düşman eline düşmesine izin vermeyeceğim.""Je ne laisserai jamais un camarade tombé au combat tomber entre les mains de l'ennemi."
"Tek bir yoldaşımın bile düşman eline düşmesine izin vermeyeceğim.""나는 절대로 전사한 전우를 적군의 손에 두고 떠나지 않는다."
"Tek bir yoldaşımın bile düşman eline düşmesine izin vermeyeceğim.""Niemals werde ich einen gefallenen Kameraden in die Hände des Feindes fallen lassen."
"Tek bir yoldaşımın bile düşman eline düşmesine izin vermeyeceğim.""Nigdy nie zostawię rannego towarzysza, żeby wpadł w ręce wroga."
"Tek bir yoldaşımın bile düşman eline düşmesine izin vermeyeceğim.""Nikdy nenechám padlého kamaráta, aby padol do rúk nepriateľa."
"Tek bir yoldaşımın bile düşman eline düşmesine izin vermeyeceğim.""nikdy neopustím zraněného parťáka, který by mohl padnout do rukou nepřítele".
"Tek bir yoldaşımın bile düşman eline düşmesine izin vermeyeceğim.""Non lascerò mai che un compagno colpito cada in mano nemica."
"Tek bir yoldaşımın bile düşman eline düşmesine izin vermeyeceğim.""Nu-mi voi lăsa niciodată un camarad rănit în mâinile dușmanului."
"Tek bir yoldaşımın bile düşman eline düşmesine izin vermeyeceğim.""Nunca deixarei um camarada ferido cair nas mãos do inimigo."
"Tek bir yoldaşımın bile düşman eline düşmesine izin vermeyeceğim.""Nunca dejaré a un camarada abatido caer en las manos del enemigo".
"Tek bir yoldaşımın bile düşman eline düşmesine izin vermeyeceğim.""Saya tidak akan pernah meninggalkan kawan jatuh ke tangan musuh."
"Tek bir yoldaşımın bile düşman eline düşmesine izin vermeyeceğim."'Soha nem hagyom, hogy egy elesett bajtárs az ellenség kezei közé jusson.'
"Tek bir yoldaşımın bile düşman eline düşmesine izin vermeyeceğim.""Tôi sẽ không bao giờ bỏ đồng đội thất thế rơi vào tay kẻ thù."
"Tek bir yoldaşımın bile düşman eline düşmesine izin vermeyeceğim.""Ποτέ δεν θα αφήσω έναν τραυματισμένο σύντροφο να πέσει στα χέρια του εχθρού."
"Tek bir yoldaşımın bile düşman eline düşmesine izin vermeyeceğim.""Никога няма да изоставя паднал другар в ръцете на врага."
"Tek bir yoldaşımın bile düşman eline düşmesine izin vermeyeceğim.""Я никогда не оставлю павшего товарища в руках врага".
"Tek bir yoldaşımın bile düşman eline düşmesine izin vermeyeceğim.""לעולם לא אשאיר חבר שנפל, ליפול בידי האויב."
"Tek bir yoldaşımın bile düşman eline düşmesine izin vermeyeceğim."" لن اسمح بوقوع رفيق في يد العدو "
"Tek bir yoldaşımın bile düşman eline düşmesine izin vermeyeceğim."ただ唱えるだけのお経でも
Üzgünüm, yoldaş rahip.In nisem duhovnik. - Napačno smo obveščene.
Üzgünüm, yoldaş rahip.Nie jestem księdzem. - Zostałyśmy żle poinformowane.
Üzgünüm, yoldaş rahip.Promiňte, soudruhu knězi.
Üzgünüm, yoldaş rahip.Συγγνώμη, σύντροφε ιερέα.
Üzgünüm, yoldaş rahip.Извинете, другарю свещеник.
"Yaklaştın. Doğru yoldasın.""Tæt på, men du er på rette spor."
Yanında bir yoldaş olarak değil, bir kadın olarak durmak istedim.Aku ingin berada di sampingmu bukan sebagai teman... ...tapi sebagai seorang wanita.
Yanında bir yoldaş olarak değil, bir kadın olarak durmak istedim.Aş fi vrut să-ţi stau în faţă nu ca prietenă, ci ca femeie.
Yanında bir yoldaş olarak değil, bir kadın olarak durmak istedim.Chciałam być dla ciebie nie towarzyszem, ale kobietą.
Yanında bir yoldaş olarak değil, bir kadın olarak durmak istedim.Chtěla jsem zůstat dřív, ne jako přítel, ale jako žena.
Yanında bir yoldaş olarak değil, bir kadın olarak durmak istedim.Em đã muốn đứng canh anh không chỉ như 1 đồng đội, mà là 1 người đàn bà.